nas'ın rafa kalktığı karardır. beklenildiği gibi 500 baz puan artışa gidilmiştir. ancak zamanlama itibarıyla çok geç kalınmış bir karardır. koca ülkeyi elinde oyuncak haline getiren bir kişinin bir inat uğruna üç yıl faizi düşük tutması yüzünden bugün faiz %30'a çıkarılmasına rağmen döviz kurunda halen daha artış devam ediyor. geldiğimiz nokta; hem yüksek faiz, hem yüksek kur, hem de yüksek enflasyon.
lamı cimi yok. cumhuriyet tarihini bırakın iktisat açısından tarih kitapları bu kadar beceriksiz bir hükümeti yazmamıştır, artık yazacak.
ciddiyim, eğer öğrenci olsam, lisans eğitimi alsam "bir ülke nasıl yönetilemez?" konulu tez yazardım.
faizleri indirme durumu "yaz gelsin, yoncalar bitsin. sen de ye ben de yiyeyim" diye eşeğine umut veren nasrettin hoca'nın fıkrasına benzer.
faizleri yükseltmek ise yine nasrettin hocanın açlıktan ölen eşeğine "tam da açlığa alışmıştın" demesi benzer.
demin düştüğünde eleştiriyorsun, şimdi çıktığında eleştiriyorsun diyenlere konuyu anlatmak gerekir de zeka akıl ve eğitimleri konuyu anlamaya müsait olmadığından beyhude çabaya girmeye gerek yok.
sorun faizi indirmek-çıkarmak değil. eğer sorun ekonomik olsaydı faizi indirmek çıkarmak bir yere kadar (tek çare değildir) döviz ithalat dengeleri açısından faiz argümanı kullanılmış olurdu (tabi ki faizi ne zaman düşürüp ne zaman yükselteceğiniz de önemli) faiz tabi ki düşürülebilir.
ingiliz vatandaşı bakanın yönetimde olması sonucu değiştirecek mi, göreceğiz; ancak bu yaşadıklarımızın tamamını bir Pırasa Bıyıklı'a borçluyuz, bu kesin. Gezi Olayları sırasında "dolar yükseldi" diye it gibi kapınan herifler, şimdi milleti "solcu mağduriyeti" diye kınıyor. Sizde zeka yok, anladık; ama bari kürdan kadar da olsa az mukavemetiniz olsun be herif! Kıçınız ayrı, başınız ayrı telden çalıyor. Ordinaryus çocukluğunun alemi var mı?