galatasaray'ın 2 tane rakibi birden yendiği karşılaşma. birinci rakip "hakem" ikinci rakip ise "ali güneş" dir. hakem ve ali güneş 8. dakikadan maçı katletmeyi başarmışlardır. ancak bu cimbomun önünde kimse duramayacağını geçte olsa anlamışlardır.
galatasaray kasımpaşa'ya 3 tane atarken en çok fenerlilerin haline üzüldüm. maçın sonlarına kadar ağızlarından akan suları silmekten maç izleyemediler. sonra hooopp galatasaray 3 tane attı. maç sonunda 'niye böyle oluyo lan' der gibi bakıyorlardı.
hakem hataları konusuna da girmek istemiyom. her şey apaçık ortada. galatasarayım aslanlar gibi saldırdı ve hedefini imha etti. hem kimseye de kendini beğendirmek zorunda değil galatasaray.
ama her şeye rağmen biz sizi çok seviyoruz fenerliler, çünkü biz kime koyarsak koyalım bu en çok size koyuyor. sevilmez mi böylesi?
emre aşık insanının da leziz bir maç çıkartmış olduğu aşikardır bu maçta. keita ve nonda ikilisinin yaptıklarından mütevellit sessiz kalmıştır bugün sergilediği performans.
sonuçta bala göte birilerinin kıçında patlamış maçtır. galatasaray çevreye korku salmaya devam etmektedir. 2 kaleci oynayan rakipler yine de 3 yemekten kurtulamamıştır. bir de sadece 3 dakikalık özette bile 7-8 net pozisyon görülmektedir, bunu görmeyenler ya da görüpte inkar edenler için; (bkz: maçı götüyle izlemek)
ağzı olanın konuştuğu maçtır. herkes birşey söylemektedir ama ortada her maçını kazanan bir takım vardır. pozisyonlara değinmek istemiyorum ama goller tertemiz goldür. saçları kaleciye benzeyen insanlar bile bunun aksini söyleyemez.
diğer hatalar değil de, ali güneş'in pozisyonunda hakemlerin üstüne fazla varılmaması gerektiğini düşündüğüm maçtır. yahu maçın tekrarını izlerken bile zar zor anladık topu eliyle alıp almadığını. bir de dikkat edince (nasıl bir çakallıksa artık) , topla temas ettiği anda kafasını oynatıyor. ancak pozisyonu kalenin arkasından gösteren bir kamera ile elle oynadığı net gözükebiliyor.
heyecanla beklenen ve heyecan içinde geçen bir maç oldu. gol bulmakta zorlandık ama bunda rakip takım oyuncularının, galatasaraylı futbolcuları sakatlama girişimlerinin de payı büyüktü. yine de kazandık, kazanmasını bildik. ayrıca büyük bir sinerji oluştururak, kazandırdığım maç. kendimi telef ettim ama kazandık sonunda. * mutluyuz, umutluyuz, bu sene şampiyonuz. *
galatasaray'ın ikinci golünden sonra açık tribünde oturan galatasaraylı yöneticilerin *** haşat olmasına neden olan maç. öyle bir sevindiki taraftar onların yanında, ne olduğunu anlayamadı bizimkiler.
galatasaray'ın galibiyetine, maçı çevirmesine, nonda'ya, keita'ya, frank rijkaard'a, mutlu biten bu maça ve futbol katillerine dahi deyinmeden sadece hakem diye bir sıfat taşıyan insanın adının vurgulanması gereken maç. (bkz: ilker meral)
galatasarayın kazandığı, canerin özellikle ilk yarı rezalet oynadığı (tabi bu arada defans da bütün olarak pek iyi değildi), kasımpaşanın her türlü soğutma ve çirkefliği yaptığı ama 20 cm.'i pardon nondayı durduramadığı, keitanın galatasaraya hayat verdiği hakemin ise sıçıp sıvadığı maçtır.
hakemin sıçıp sıvaması elanonun kaleye girecek topunu leo francodan daha güzel çıkartan kasımpaşalıya kırmızı kart ve galatasaray lehine penaltı vermemesi, birçok pozsyonda kasımpaşalı oyunculara göstermediği sarı kartlar, ilk yarı galatasarayın aleyhine verdiği geri pas kararının aynısını 2.yarı kasımpaşalı aleyhine vermemesi ve bunun gibi birçok hatalı karar sebebiyle olmuştur. hakem nonda ve keita'a dua etmeli. çünkü hem galatasarayı hem de kendisini kurtardılar. kasıtlımıydı değilmiydi bilemem ama çok kötüydü.
galatasaraya gelirsek bu maça çok da iyi hazırlanmadıkları belliydi ya da rakibi küçümsemişlerdi. herşeye rağmen ilk yarı bittiğinde bile ben galatasarayın galip geleceğini biliyordum. çünkü bu özgüveni veriyor bu takım. ayrıca keita ve nondanın birbirleriyle ne kadar güzel anlaştıklarını da görmüş olduk maçta. keita yaptığı asistlerle nondayı besledi, nonda bu paslara teşekkür edip çok güzel değerlendirdi. zaten nonda hız olarak barostan daha yavaş olsa da bitirici vuruş açısından barostan daha iyi. ve beraberce çok güzel dans ettiler. boşuna dememişler "nonda hayat onda" ve "anaconda" diye!
caner ise bugün çok kötüydü. umarım formssuzluğundan kaynaklanıyordur. elano ilk yarı dayak yedi resmen. 2.yarı rijkaard onu oyundan aldı. rijkaard demişken, o hep bildiğimiz gibiydi. devre arası düşündüğüm tüm değişiklerin aynısını yaptı ve maçı kazandı.
sonuçta galatasaray kazandı, yılmaz vural daha önceden de tahmin ettiğim gibi morardıkça morardı. bize de nevizade gecelerini söylemek kaldı.
nonda nın uzun bir süre ilk 11 de maça çıkmaması sonucunda, azmış olmasının getirdiği hınçla attığı üç gol ile - galatasaray ın hanesine 3 puan ekleyen ve olaylar sinsilesi oluşturan maç, 90 dakika bütünü.
--spoiler--
ali güneşin çıkardığı şutu hakan, rüştü çıkaramazdı
--spoiler--
kim ne derse desin ispanya ligi gibi hızlı bir maç oldu.kıran kırana. kasımpaşayıda kapanmadığı için kutlamak lazım. bu maçı kaçıranlar çok şey kaçırdı hakikaten.
keita böyle çirkefleçcekse gitsin kasımpaşa'da oynasın. yakışmıyor galatasaraylı oyuncuya. hoca'mızın çıkıp oyuncusuna sarılıp kendine gel evladım demesi ve ardından keita bey'imizin adam gibi hareket etmeye başlaması çok güzeldi o ayrı. bu mustafa sarp kişisinin ne hareketlerinden ne futbolundan hoşnut olan değilim. caner kardeşimiz de çok adam kaçırdı, çok top kaybetti, şansını düzgün kullanamadığını düşünüyorum.
ali güneş'in tarihe geçtiği maçtır. ilk yarıda Kale çizgisinden bir kaleci gibi uçarak topu elle çıkardı oyun devam etti. ikinci yarıda bomboş gole giden kewell'ı düşürdü ve sarı kart gördü. neyse hakem sen istedin biz de saldık nonda'yı sahaya. acıtmadı umarım tüm kuşların canını.
maçı takip eden fenerbahçelileri üzeceği başından belli olan maç. galatasaray mükemmel oynamasa da bu sene gol atmayı alışkanlık haline getirmiş durumda. en kötü ihtimalle gollü bir beraberlikle puan kaybedebilir. o da kasımpaşa gibi dandik bir takıma karşı olmasın müsadenizle.