biz habire açılım yapıp oramızı buramızı teşhir etmeye bir süre devam ediyoruz. bu açılımlar milli değerlere bağlı kişileri iktidara getiriyor. milli değerlere bağlı iktidar sermayenin hoşuna gitmediğinden ağır bir ekonomik krize giriyoruz. ağırlaşan ekonomik şartlar insanları daha da marjinalleştiriyor. marjinaliteden beslenen milliyetçiler de daha da çok marjinalleşerek ırkçılığa doğru yol almaya başlıyor. bir nevi fasit daire.
cumhuriyetin yüzüncü yılını siyah vatandaşları yakarak kutluyoruz. bütün bu koşullar altında da 2050 türkiyesi daha geniş sınırlarda daha az nüfuslu bir hale geliyor. insanları mutlu mu bilinmez ama ellerinin kanlı olduğu kesin. allah muhafaza.
Bu bana nasıl bir Türkiye istiyoruz sorusunu hatırlattı.
Daha toplumsal daha sosyal bir ülke istiyorum.Ve Türkiye dinamikleriyle 2050 ye kadar bu toplumsal düzeni kuracaktır.
nasıl olur bilmiyorum hatta, tahmin bile edemiyorum ama, daha demokratik, daha sosyal, hukuka riayetin fazla olduğu, daha laik, bir türkiye olsun inşallah.ve tabi ki askeri gücü unutmamak gerek.güçlü ordu, güçlü türkiye diliyorum.bir de meclisinde tekmeler tokatlar konuşmassa güzel olur *
hiç değişmeyecek yenilenmeyecek bazı olaylar da var tabi
mesela; hala ev abisi akşam yemeği sonrası yapılan sohbette 8. sınıfa giden şakirtlere, rus kadının efsane abiye yaptığı ahlaksız ilişki teklifini ve abinin tuvalete girip yüzüne bok sürerek kurtulduğunu anlatmaktadır.
recep tayyip erdoğansız bir türkiye olacaktır...
devletin üretim araçlarını sermayederlere vereceğinden devletin etkinliği azalacağı için pişman olup ülkenin sattıklarını geri alma mücadelesi olacağından bilime tekniğe fazla meblağ ayrılmayıp devletleştirme idaresine paraların aktığı bir ülke olacaktır türkiye...
hiçbir yere çıkmayan bol duble yollu olup ayrıca işsizlik, kuraklık, kıtlık baş sorunlar olacak, geçmişe bol bol lanet okunacaktır...
2010 ile arasındaki fark sadece ülkeyi yiyip bitiren kişilerin farklı bir tebadan olacaklarıdır.
aynı tas aynı hamam. he belki bir kaç otoban yapılır .