skor yönünden, rakiplerinin puan kaybettiği hafta beşiktaş' a çok değerli bir 3 puanı kazandıran maç. işin futbol yönüne gelirsek, 30. ve 45. dakikalar arasında beşiktaş savunmasının verdiği 3 net pozisyonu ve gaziantepspor' un verilmeyen penaltısını görüyoruz.
dikkatli bir göz, futbol bakımından beşiktaş' ın galatasaray, fenerbahçe ve trabzonspor kadar istikrarsız olduğunu görebilir. işin ilginç yanı da, adı geçen takımların hepsinin zirveye oynamasıdır.
mustafa denizli'nin tek forvet inadından vazgeçtiği karşılaşmadır.
mustafa denizli malumunuz tek forvet bir sistemle çıkıp, tello ve serdar özkan'ın 2 ve 3. forvet olduğunu iddia ederek aslında 3 forvetli bir sistemle çıktığını belirtiyordu, tabi iki gözü, iki kulağı olan az buçuk futboldan anlayan ademoğulları olarak bu açıklamasını yemiyorduk.
neyse, klasik 4-4-2 olan çift ön liberolu bir sistemle çıktı, biz en azından nobre'nin yükü azalıp top kazanıp pas yapmaktan ziyade gol arayacağını umduk ki, öyle de oldu. hatta mustafa denizli'nin anlayışıyla forvet sayımız 4(!) olmuştu belki de ne bilelim? tello ve serdar özkan forvet nasıl olsa ona göre(!).
ilk yarıda beşiktaş mücadeleci futbol ortaya koymaya çalıştı, ernst 1. dakikada neyse oyundan çıktığı ana kadar oydu. ileri uçta bitirici son pası yaparken, 20 saniye sonra kale önünden top alıp, ileriye taşıma gayreti takdire şayandı, topsuz alandaki koştuğu bölgeler etkileyiciydi, yerinde müdahaleleri ile değil takımın, maçın adamıydı. delinho ise haftalardır ilginç bir şekilde çok iyi oynayarak biz beşiktaşlıları şaşırtıyor, hele hele orta açmadaki başarısı parmak ısırtıyor, "bu delinho mu lan?" diye birbirimize bakıyoruz ekran başında veya trübinde. cisse ise ernst bu denli iyiyken "dostlar alışverişte görsün" misali öylesine ayak sokmalarla falan uğraşmaktaydı. nobre her zamanki gibi "koçum benim, adamım" canla başla mücadele. bobo nobre'nin üstündeki yükten 2 adam bile eksiltse kardı öyle de oldu. tello bir gol bir asistle skora damga vurdu, gökhan zan ceasar'dan öyle bir vücut çalımı yedi ki, bir allah, bir beto, bir kale bir de çaresiz bir beşiktaş'lı savunmacı kale çizgisi üzerindeyken, penaltı noktası üzerinden topu dışarı göndererek beşiktaşlıların "şans bizden yana, alırız biz bu maçı" diyerek gülümsemesine neden oldu. sivok'un beto'yu indirmesi ise bazı açılardan ikili mücadeleymiş görülüyor fakat kale arkasından ve ofsayt kamerasından pozisyonun net penaltı olduğu görülüyor. bünyamin gezer'in açısı ise çok ters pozisyona ancak yardımcı pozisyonu o kadar net izliyor ki, "slow motion" modunda neredeyse, yapması gereken bünyamin gezer'i uyarıp penaltıyı vermek, ama yüreği yetmiyor! ilk yarı da öylesine bitiyor.
beşiktaş 2. yarıya başlar başlamaz, koca sezondur en çok korner atan takım olmasına rağmen yapamadığını yapıyor ve geçen haftaki trabzon maçı gibi kornerden gol buluyor ve kornerden gelen toplardan attığı gol sayısını 3'e çıkarıyor, üstelik 2'si son 2 haftada. sonra tello'nun müthiş yere giden topu. tello bu golü attıktan sonra 3'e 1 yakalanan bir pozisyonda serdar özkan'ın tello'nun yaptığını yapmaya çalışması ancak her zaman olduğu gibi beceriksizlikle sonuçlanması, 3 defa sağ kanattan inip, bir türlü içeriye çıkaramaması, beceriksiz çalım denemeleri falan, beşiktaş taraftarının artık küfrederek günaha girdiği zamanlardı ki, denizli serdar özkan'a daha fazla tahammül etmedi ve zapo'yu aldı oyuna. toraman da özellik olarak sağ açık mevkiinde oynamak için ağır olmasına rağmen sağ açık oynamaya başladı ve serdar özkan denen topçu bozuntusuna "çalım öyle atılmaz böyle atılır, koşu öyle atılmaz böyle atılır, pas öyle atılmaz böyle atılır, gol de aha böyle attırılır, gördün mü düdük?" diyerek ders verdi. 3. golden sonra serdar özkan'ın yerinde olsam "hocam allah aşkına beni kadro dışı bırak akıllanayım" diye yalvarırdım. denizli'nin yerinde de olsam hafta boyunca 150.000 kere o golü tekrar tekrar izletirdim.
maç sonu ise denizli'nin açıklamaları komikti. hala tek forvet sistemden dem vurup "bobo şablonumuza uymuyor ama zorlayacağız artık" hoca konya maçında da zorlayacaktın, trabzon maçında da. zaten zorlamak senin görevin, rahat olan sen değilsin ki? lider olan, puan farkıyla önde olan sen değilsin ki? elbette zorlayacaksın! maçı kazanmışsın üstelik 3 golle, üstelik bobo'nun gelmesiyle daha fazla boş alan bulan nobre 2 gol atmış sen hala "şablon" diyorsun. tuhaf tabi.
sonuç olarak, trabzonspor ve fenerbahçe'nin kaybettiği haftada kritik bir 3 puan aldı beşiktaş. trabzonspor maçının genelindeki, antep maçının 2. yarısındaki mücadele ruhu koruyarak, serdar özkan ve cisse'nin yerine yüreğini koyacak oyuncların monte edildiği bir takım veya ernst'in daha defansif ama etkili kalmasıyla cisse'nin yerine delgado ile beslenen nobre ve bobo ikilisi, oyunu her türlü oynayan ernst ile bu takımın yenemeyeceği takım yok bu ligde.
fabian ernst in insanüstü oynadığı , taraftarı büyülediği karşılaşma . uzun süredir böyle ön libero görmemişti bu bünye . fena olduk yani , şaşırdık. 2 sezondur cisse ye katlandıktan sonra , ernst in yaptıkları bize sihirmiş gibi geliyor . devam et fabe (bkz: ich liebe dich) cisse ön liberoysa ernst başka bişey dedirtti bu maç bize .
21 numaralı futbolcumuzun * artık isyanın eşiğine getirdiği karşılaşma bir yana da . mustafa denizli nin manevi oğlu olduğunu düşündüğüm bu adam bencilliğiyle , atmadığı paslarla , kaptırdığı toplarla kredisini çoktan tüketmiştir . geçmiş ola . tebrikler beşiktaşım , teşekkürler beşiktaşım .
nobre' nin insan üstü performans gösterdiği, ibrahim toraman' ın serdar çıktıktan sonra onun mevkisine geçip serdar özkan adlı futbolcu bozuntusuna ; çalım öyle atılmaz böyle atılır, asist öyle yapılmaz böyle yapılır dercesine attırdığı gol ile gönüllerde taht kurduğu, ernst' in performansının gittikçe yükseldiği, tello' nun bu takımın 10 numarası olduğunu gösterdiği müsabaka oldu.
beşiktaşımız için kazanılması gereken bir maçtı ve iyi mücadele edilerek kazanıldı.
ilk yarıda istediğini alamayan bir beşiktaş vardı sahada. cift forvetin ismi bile antep'e yetmiş hali hazırda tabata'nın eksikligi ile sahada cok koşan, cok basan bir antepspor vardı. ilk yarının sonlarına dogru topla oynama ustunlugu beşiktaş'ta olmasına ragmen oyun tam anlamı ile karsı tarafa yıkılamadı. bunda serdar özkan'ın beceriksiz oyunu ve saçma sapan pas hatalarının etkisi buyuktu.
ilk yarının sonlarına dogru kontra toplarla pozisyon arayan gaziantep 2 gol pozisyonundan yararlanamazken * bir adet de penaltısı hakem tarafından es geçmilmiştir. pozisyonda sivok beto'yu çekerek indirmiştir. hakemin süzmesi zor bir pozisyon olsa da "penaltı verilmeliydi" diye dusunmekteyim.
ikinci yarının başlamasıyla saldıran ve ısıran bir beşiktaş'ı sahada gördük. sol kanattaki mevkisinden 10 numara mevkisine kayan tello, hem kornerden nobre'ye bir asist yaptı; hem de takımının ikinci golüne imza atarak maçı kopardı bugun. ama tüm bunlar ragmen, bugun maçın adamı ernst idi. demirören yönetiminin bu seneki en iyi transferi tartısmasız bu adam. sahanın her yerinde idi. top nerede ise o da oradaydı. topsuz oyunda yaptıgı inanılmaz kademeler ile, ortaya dusen tüm 2. topları toplayarak antep'e gecici bir kabus yasattı bugun. helal olsun diyelim.
neticesinde nobre (2) ve tello'nun golleri ile haftaya cok guzel bir şekilde girdik diyelim.
beşiktaşımıza çift forvetin ve fabian ernst in yaradığını gördüğümüz karşılaşmadır. mustafa hoca sonunda gördü ve bu maç çift forvet oynattı takımı. ernst de takıma alışınca güzel, zor bir deplasmanı kolayca geçti beşiktaş. keşke trabzon ve konya maçlarına da çift forvet çıksaydık.
beşiktaş'ın en çok koşan topçusunun fabian ernst olduğu müsabaka. adam bir defans bir hücüm, dakika 90 hala koşuyor.
skor aldatmasın 3-0 lık top oynamadı beşiktaşımız. ancak gollü galibeyetleri özlemiştik, 4 ay sonra deplasmanda kazanmak da güzel tabi. en son ekim ayında, mustafa denizli'nin beşiktaş'ın başına ilk kez geçtiği gençlerbirliği maçını kazanmıştık.
ibrahim toraman'ın çok güzel çalımlarla son çizgiye kadar getirdiği topu güzel bir vuru$la nobre kaleye göndererek kendisinin 2.ci takımın 3. golüne imza atmı$tır. * :)
bazılarının başka maç izlediğini düşündüren maçtır. top oynayan beşiktaş, gaziantepspor bir kontra'da çok net bir gol kaçırdı diye çatır çatır oynuyor oldu. golü yemeseler ileri çıkmayacaktı adamlar kontralar hariç. beşiktaş hakettiği gibi önde götürüyor maçı.
tahmininde ve yapilacak iddaa kuponlarinda kişinin köy adina kilavuza ihtiyac duymayacagi * karsilasmasidir. beşiktaşın galip geleceği iki takiminda geçen haftalarda ki futbolu izlendiğinde kesin denilebilir. beşiktaş adına en kötü ihtimali beraberlik olacak bu karşılaşmanın antep adina en kötü ihtimali 2 fark yemesidir.
edit: Turkcell Süper Lig'in 21. haftanın ilk maçında, Gaziantep Kamil Ocak Stadı'nda Beşiktaş, ikinci yarıda attığı gollerle Gaziantepspor'u 3-0 mağlup etti.