ilker aksum sebebi ile izlediğim dizidir. bizim büyük çaresizliğimiz aklıma geldi. Ama öte yandan bir de "halim" karakteri unutulur gibi değil! (bkz: canım ailem).
Yine konuşturmuş oyunculuğunu.
ama dizide tam tanımlayamadığım bir kopukluk var.
sanki kurguda küçük oynamalar işi çok değiştirebilir.
yoksa kimi karakterler karikatüre dönüştü dönüşecek -Misal necmettin başkan-
Ne yazıkki Bir kanıt değil. Kanıt derken şu korku filmi gibi olayları çözen ve her zaman arka sokaklardan sonra gece çıkan ve maalesef final olup biten dizi.
tuba büyüküstün e tahammül etmek git gide zorlaşıyor.
kötü kadın hiç olamıyor arkadaş bu. üstüne bir de kısık sesle konuşmaları yok mu. çekilmez oluyor.
bu bölümde iyice saçmalamış. melek madem o akrep midir nedir onu koğuşa verilen yemekle zehirledi niye sadece 1 kişi kıvrandı olum tüm koğuşa verdiğini söyledi. Ayrıca söyler söylemezde yere düştü kadın, çok saçmaydı. kadın, polisten daha parayı ister istemez tuzak olduğunu anladım, beş bin liraya nereye kaçıyorsun ya? ilker aksum un dizideki adı neydi unuttum, şıp diye attırdı adamı işten valla helal olsun o kadar kolay mı?*
polis rüşvet baskında göz altına alınırken şapkalı elemanın kenarda pis pis sırıtması çok klışeydi.
yan karakterler yok gibi, mizah desen zerre miktarı.
2. sezona yetişirmi çok merak ediyorum.
Konusu güzel ama istenileni veremeyecek olan dizidir. Tugba büyüküstün ne yazık ki artık kendini tekrar etmekten ileri gidemiyor sıkılıyorum, ilker aksum o kadar bizim evden biri hallerinde olmuş ki; komedi ve iyi aile çoçuğu babası rolünde göremeyince yadırgıyoruz. Bu da bir oyuncu adına başarısızlık olsa gerek. Bülent emin yarar ve günay karacaoğlu yine konuşturuyor oyunculuğunu ama başrolde değil de kast olunca insanın uykusu geliyor, onların sahnelerini bekliyor gelmeyince zap yapıyor bitiyor gidiyor.
heyecan olayını iyi biliyorlar ama necmettinin duru denen kızı bulması zor gibi bulursa dizi biter çünkü. zaten durunun onu akıl etmesi çok zor hadi o akıl etti diyelim ben babanın katilinin kızıyım diyen birine evinin kapılarını açar mı bir evlat. onun dışında ali böyle iki arada bir derede giderse bi bok beceremez. ya babasını tanımıyacak ya da bu işlere hiç bulaşmayacak durumu kabullenecek. bir lafım da komisere allah aşkına sen o karıya her şey bildiğine falan inanıyosan zaten askıya alsınlar seni.
iki haftadır izliyorum ama pek bir şey anlamadım. başından izlemek lazım herhalde. yalnız şuan dizideki komiser arkadaş çok pis göte getirildi. içim acıdı. aboov, olaylar olaylar. kuzgun adlı arkadaşa da ayrıca bir parantez açmak isterim münasip bir vakitte.
ilker aksum'un müthiş oyunculuğunu sergilediği dizidir. her izlediğimde oturduğum yerde gerilmeme neden olan bu dizinin tek sorunu mekan kısıtlamasıdır.
ayrıca twitter'daki diziye dair hashtagleri arattığınızda çok büyük arap ve ortadoğulu hayran kitlesi twitter kullanıcısı görülmektedir. belki de bizlerden bile çok rağbet ediyorlar şu diziye, yani bana öyle geliyor. onlar hak ettiği ilgiyi gösteriyorlar ama biz henüz tam olarak gösteremedik.
dün akşam the next three days filmini izlediğim ve diziyle uzaktan yakından alakası olmadığını gördüğüm yapım. kadının hapishane hayatından 1 kare bile yoktur filmde. diziden devam derim...
devrim niteliğinde bir dizidir. türk dizi tarihinin saçma salak dizilerini getirin akıllarınıza. akasya durağı, pis yedili, kavak yelleri, yaprak dökümü, aşk-ı memnu, fatmagül, hacı hüsrev, abdulcabbar falan filan.
20 dakika tam avrupai bir yapım olmuş. prison break tadında. elbette çok hataları olacak. böyle bir diziye girişilmesi bile büyük bir adımdır. ilerde daha güzel bölümler göreceğimize eminim.