ilker aksum gibi ülkenin en iyi aktörlerinden birine bok atıldığı dizidir. çarlideki rolü unutulalı yıllar oldu, hala üzerine yapışmasından bahsediliyor. üzerinden birkaç dizi geçti be dostlar, bırakalım bu işleri. diziye veya senaryosuna duyulan antipatiden dolayı oyuncularına bok atma ritüelinin yeni kurbanı olmuş bu dizi. yakın zamanda bizim okul yaşamıştı bu sendromu.
bazı hatalarına rağmen izlenebilecek ender türk yapımlarından biridir, böyle farklı bir yapımların olması en azından mutlu ediyor, izlenebilir bir yapım.
son bölümünde üniversite dersliği ve sıralarında yapılan evlilik ile normal şartlarda ülkemizde en az 15.000 tl olan düğün masrafı sorunsalının farklı bir çözümünü tarafımıza sunmuş olan dizidir. toplam maliyet 500 lira falan oh mis.
sırf dizideki erkek başrol daha önce çarlide oynayan o herif olduğu için izlemediğim dizi
bazı adamların üzerine rol yapışıyor kesinlikle. bu da öyle hep ciddi bir rol bekleyemiyorum adamdan. izleyeceğim izleyemiyorum o herifin o suratını gördükçe
niyetlendim bir kaç kez izleyeyim diye ama olmuyor. o adam değişse izlerim aslında..
ülkenin en iyi senaristlerinden kerem deren ve pınar bulut'un yazdıgı, hataları olsa da
su an tv'de ki izlenmeye deger 3-4 iyi diziden biri. başarılı bir uyarlama..
yayınlanan son bölümünde senaristler kendi isimleri ile dalga gectiler ve bu da izleyicinin gözünden kaçmadı tabi ki!
bir kez daha "deliler ya helal olsun" dedim ben kendilerine. gercekten farklı ve deli iki isim onlar.
depo kapısını açmak için müdüre hanımın odasındaki kapıyı maymuncukla açmak, dolap içindeki kasayı açıp içindeki depo kapısı anahtarını almak için verilen uğraşlar komediydi.
lan o kadar uğraşacağına direk depo kapısını aç, yuh olsun.
dün akşam hatun çayımızı demlemiş çekirdekleri küçük taslara koymuş işler güçler başlayana kadar vakit geçirmenin arayışları içersindeyiz. kanal d'de öyle bir zaman geçer ki'yi görünce "heh" dedim "adı üstünde, bu bize zamanı geçirtir". bir ya da iki dakika bakmam cemile ve sakallı manitasının yapmacık aşk oyunlarını görmemle istemsizce kumandanın ileri tuşuna basmam bir oldu. star'da yeni başlayan bir dizi var dedi hatun ona bakalım istersen. bu şekilde tanıştık 20 dakika ile.
şimdi özet geçicem ilkten en son eleştiricem. bir eleman var karısına hakszılık yapmışlar karısı cezaevine düşmüş. hatun içerde klasik türk cezaevi klişeleriyle uğraşıyor, eleman dışarda onu ordan kaçırmanın telaşında. eleman eski ve tövbeli bir hırsız reyizle tanışmış akıl danışıyor ona. neyse eleman cezaevinde temizlikçi şeklinde cirit atıyor bir maymuncukla her kapıyı açabiliyor bunu müdirenin kilitli kapısını 35 saniyede açmasından anlıyoruz. bir duvarı kırması için, içine girmesi gereken bir depo var kapısı kilitli. kapının anahtarları müdirenin odasında bir çelik kasada duruyor. arkadaşımız dizinin dünkü bölümünde ki tüm mesaisini o kasayı açmaya ve içindeki depo anahtarını almaya ayırdı. en son tam başaramayacakken eski hırsız reyiz geldi kasayı itinayla açtı ve anahtarı esas abimize teslim etti.
senaryo yazmakda zayıfsınız eyvallah, mecburen klişelere bağlı kalıyorsunuz ona da eyvallah. iyi de kardeşim bizi neden salak yerine koyuyorsunuz? adamlar her kapıyı hatta çelik kasayı bile maymuncukla açabiliyorken neden götü boklu bir malzeme deposunun kapısını açamıyorlar?
o senarist bana bi çay koysun aga, demli tek şekerli.
dizi de tuba büyüküstünün kızının ne kadar çirkef ve içten pazarlıklı olduğunu bu hafta yine gördük, yemin ediyorum öyle sinsi ve içten pazarlıklı kızım veya kardeşim olsa ağzını burnunu dağıtırım...
--spoiler--
bu akşam oynayan bölümünün finalinde tuba büyüküstün sadece yürüşüyle bile kendine hasta etmiştir. *
bu kadar göze sokulduğuna göre başkanın ölümle kesin bir alakası yok diye düşünüyorum. kedi artık titremeyen ellerini gösterip 'çıkarım.' derken onunla beraber sırıttım ekran başında yemin ediyorum.
--spoiler--
"dizi izlenmez, bu tutmaz, o ne lan 20 dakika diye film mi olur" diye ileri zekalı yorumlar yapan arkadaşlar, dizi 3 bölümdür reyting ab'de 2.sırada.
bu ilk olmadığı için artık sizlerin yorumlarını aldırmıyorum. en başta ezel'e de aynı yorumları yaptınız. "mantık hatası lan, nası dizi lan, olmamış" dediniz. dünyada fırtınalar estirdi, efsane oldu ve bitti. dünya üzerinde gördüğüm en harika diziydi ayrıca kendileri.
açıkçası demek istediğim siz her ne kadar bok atarsanız atın, istediği kadar hukuk hatası olsun; kerem deren ve pınar bulut türkiye'nin en iyi senaristlerinden biridir, açık ve net. bu dizide tuttu, daha da ileri gidecek.
ne var ne yok, hepsi albayın başının altından çıkacak! dedi dersiniz sonra.
müjde uzman'ın olmadığı bir bölümü bölümden saymakta biraz zorlanıyorum, itiraf etmeliyim. izleme sebeplerimden biri de kendileri çünkü.
An itibariyle 7.bölümü bitmiş dizi. açık ve net, hiç bir bölümü izleme otur son 7.bölümü izle; "oha lan bu ne" der ve diziyi izlemeye başlarsın. harika bir bölümdü, sonu beni çok etkiledi. hiç akla gelmeyecek türden bağlamışlar hakikaten dört dörtlük olmuş.
not olarak, diziye bok atıp saçma sapan eleştiren kişiler otursunlar arka sokaklar'ı izlesinler madem. orda her şey usulüne uygun yapılıyor. eğer bir filmi oturupta "ulan şunu 2 izliyim mantık hatalarını bi bulayımda sözlükte yazayım görsünler" mantığıyla izlersen 10 değil 100 maddede sıralanır oraya. o maddeleri teker teker hatalarla sıralayan kişi kalksın bana en beğendiği diziyi söylesin aynısı kadar madde de mantık hatası çıkarmazsam bende tv izlemeyi bırakıyorum. diziyi izleme bakış açısı çok önemlidir. bir diziyi "mantık hatalarını bulayım" mantığıyla izlersen olmaz. sen hiç izleme, git film izle kardeşim.
ulan bir de adamlar bir yorumlar yapmış sanki sizi bağlıyorlar tv karşısına zorla izlettiriyorlar. beğenmiyorsanız izlemeyin kardeşim, eleştirmeninde bir usulü vardır, bok atmak için eleştirilmez.
şaka gibi bir bölümdü bu akşam ki. 3 günlük bir mahkum için neden tüm mahkumlar ''meleeeeek meleeeek'' diye haykırarak isyan etti, hapishaneden kaçan kedi isimli adam ölümcül hasta iken son günlerini kızıyla geçirmek yerine niye tekrar hapise girerek kendini feda etti biri bana anlatsın. Genelde kurgu hataları olsa da hadi neyse diyorduk dizi akıyordu ama bu bölümün senaryosu aceleye gelmis gibi. Diziden soguttu resmen.
ilk defa 7. Bölüm itibariyle izlediğim dizi. Nedir, ne değildir bilmem. Tek bildiğim hapishanedeki karısını kurtarmaya çalışan bi adam var. ilker aksum ve bülent emin yarar'ın olması izlettiriyor. Tuba büyüküstün hiç olmamış o kesin. Uzun dizi sürelerinden dolayı da fazla müzikle desteklenmiş, ağır ilerliyor. Vakit geçirmek için izlenebilir.