bazı hatalarına rağmen izlenebilecek ender türk yapımlarından biridir, böyle farklı bir yapımların olması en azından mutlu ediyor, izlenebilir bir yapım.
ilker aksum gibi ülkenin en iyi aktörlerinden birine bok atıldığı dizidir. çarlideki rolü unutulalı yıllar oldu, hala üzerine yapışmasından bahsediliyor. üzerinden birkaç dizi geçti be dostlar, bırakalım bu işleri. diziye veya senaryosuna duyulan antipatiden dolayı oyuncularına bok atma ritüelinin yeni kurbanı olmuş bu dizi. yakın zamanda bizim okul yaşamıştı bu sendromu.
uyarlama çalıntı falan dinlemem gayet güzel bir dizi haftalık seyrettiğim iki diziden birisi. diğeri de işler güçler zaten. son bölümde kuzgun'un ali'ye aşık olduğunu görüyoruz ama ilerleyen zamanlarda yeni bir aşkla büyük ihtimalle meleğin yanında çalışan çocukla tanıştırılır ve bu aşk mevzusu biter.
depo kapısında duran asma kilidi açmak için önce dairenin kapısını ardından kasayı açıp kilidin anahtarını alarak saçmalığın bokunu çıkaran dizidir.
hayır o asma kilitleri ben bile açıyorum lan tornavidayla herif birde atıp tutuyor şöyle kediyim böyle panterim diye resmen gözümden düştü lan bu dizi.
melek suclu mu, sucsuz mu? sucsuzsa doktoru kim öldürdü? muavin baskanla tam olarak baglantisi ne? tuba büyüküstün neden bu kadar güzel? babam böyle pasta yapmasini nerden ögrendi?
o adını bilmediğim türküyü bölüm başına kaç kere çaldırıyorlar, insan utanır az. kabak tadı verdi. şarkılara telif ödememek için ıkınıyorlar. türkünün bir tek dubstep versiyonunu dinlemedik herhalde henüz, o da olur artık bi aksiyon sahnesinde.
ha bi de:
' + hoop! ben de erkeyim!
- sus be şapşal. uyu bakiyim, kapa gözünü.'
finalinde adamın elindeki bilette kadının ismini gördüğümüz dizi.
ulan harbiden karı adamı boynuzluyomuydu acep!
finalinde bizi şaşırtacağını düşünüyorum.