söyleyin, bu geceyi hatırladıkça gözleriniz yaşarmıyor mu? dudaklarınızda oluşan gülümsemeye engel olabiliyor musunuz? olmuyor mu tüyleriniz diken diken, yeniden?
kabak tadı veren gün, hem de ceviz soslu kabak tatlısı.*
o günden başlayarak 1 hafta boyunca galatasaray formamı üstümden hiç çıkarmadım ama cidden yeter ula her gün, her gün...
gerçek fenerbahçelileri de en derinden mutlu etmiş gündür. zira o gün bir türk takımı avrupanın en büyük ikinci kupasını kaldırmıştır. galatasaray kim yahu. ha galatasarayım beş defa daha kazanır fenerbahçede kazanır defalarca, işte o zaman sidik yarışına girerim fenerlilerle. fakat galatasaray, sarısı ile kırmızısı ile değil, kırmızı beyaz olarak kazanmıştır o kupayı. almanı, italyanı ve ingilizi yenmiştir. o kupa galatasarayım müzesinde olmasına rağmen, aslında tüm türk futbolseverlerin gönlündedir.
fenerbahçeli herhangi bir fanatiğin kıskançlıktan çatlamasına sebep olan gün. cüzdanları delindi bologna, dortmund, mallorca, leeds united, arsenal formaları almaktan. rüyalarında göremediler, tesadüftür deyip çamur attılar ama biz o kupayı söke söke aldık. keşke avrupa' da mtk, sigma olomouc ile hatırlanmasa da, bir kupa da olsa fenerbahçe getirse ve tüm gerçek türkleri sevindirse.
"Kasım 1999 da Avrupa da bahisçiler, Galatasaray ın UEFA 2000 kupasını alma ihtimalini, 1/250 olarak hesapladı. Ama, burada Türkiye de kimileri için tek bir ihtimal vardı. Leeds United maçından önce Avrupa da ihtimaller 1/16 ya düşmüştü. Ama, burada kimileri için hala tek bir ihtimal vardı..."
tek ihtimali olan insanların bu eşsiz başarısının yıldönümü. 17 Mayıs.
türk futbol tarihinin akışının değiştiği, galatasaray ın rakipleriyle olan rekabetinin bittiği, rahmetli ali sami yen in rüyasının gerçeğe dönüştüğü gün.
2010 yılında kendilerine hala bilmem kaç sene üstüste lig şampiyonluğu hedefi koyanların örnek alması gereken başarı.
an itibariyle o kutsal formanın ve armanın hakkını verememiş futbolcu müsvettelerinin akıllarını başlarına almaları gerektiğinin somut sebebi.
kupayı aldık tesadüf dediler. lig başarısı bizi kesmez artık, avrupa da yine kupa istiyoruz dedik yine hayal dediler. ama bizim için değil. çünkü biz bu yolun sonunu biliyoruz. çünkü yaşayanlar bilirler.
şampiyonluk için değil seni sevdiğimiz için yakarız bu dünyayı galatasarayım.
Yıldönümü 17/05/2000... 17/05/2010 ...Tam 10 Sene Önce Yazılmıştı Bir Destan.. Sahada 11 , Tribünde On binlerce Aslan.. El ele omuz omuza verip alıp getirmişlerdi ülkelerine Türk futbol tarihinin en büyük ve en şerefli kupasını.. O kupanın ismi Uefa o aslanların ismi ise Türkiyenin tartışmasız en büyüğü olan Galatasaray 'dı.. 10. senemiz tüm camiamıza ve ülkemize hayırlı olsun ! Gal'ATA'saray 'TÜRK'iyedir !..
17 mayıs 2000. türk spor tarihinin ve makus talihinin değiştiği milat. 1. liğin 2. liğe farkını o gün anlamıştık podyuma çıkarken; "first of winner". galatasarayımızın kuruluş amacını o gün yerine getirdik "türk olmayan takımları yenmek". yendik, avrupa kupasını aldık.
şimdi bu haklı gururumuzun 10. yılını yaşıyoruz, o günü anımsayıp, övünçle bir kaç damla gözyaşı süzülerek gözlerimizden..
peşindeyiz..sonsuza dek..
sabah uyanır uyanmaz, "lan ben niye mutluyum" sorusunun cevabı olan gündür.
10 yıl da geçse, o gün yaşadığımız huzur mutluluk ve gurur hiçbir şeyle karşılanmaz. döktüğümüz sevinç gözyaşlarının bile tadı farklıydı...
iyi ki, iyi ki Galatasaraylıyız. iyi ki o günü canlı canlı yaşayacak kadar şanslıydık.
birileri "bi kupa almışlar iki de bir hatırlatıyorlar" dese de...
elalemin ağzı torba değil ki büzesin deyip, gülüp geçmek gerekiyor. sizde türkiye kupası bile yok yıllardır!
fenerbahçeli arkadaşlar bir okuyun bu başlığı sonra da gidip 6-0 kazandığınız o sizin için müthiş, bizim için felaket maçın başlığını okuyun ve anlayın bu iki zafer arasındaki farkı. daha önce yazdığım gibi o 6-0 fenerbahçe taraftarının hayatında yaşadığı en mutlu günlerdne biriydi. eğlenildi, geyikler yapıldı, coşuldu, kutlandı. ama 17 mayıs 2000.. o gün bir galatasraylı için hayatının en büyük günüydü. bir hayal gerçek oldu. geyik yapılmadı, eğlenilmedi. duygulanıldı, gururlanıldı. büyük kurucumuzun vasiyeti yerine getirildi. galatasaray kuruluşundan neredeyse bir asır sonra kuruluş amacını gerçekleştirdi. çocuklardan kahramanlar yaratıldı ve kahramanlar hep çocuk kaldı. kahkahalarla değil gözyaşlarıyla kutlandı o zafer. o zaferi yaşayanlar şimdi bu başlığa yazılan entyleri okurken bile duygulanıyorlar emin olun. gülmüyorlar, kahkaha atamıyorlar sadece tebessüm edip o tebessüme 2 damla da göz yaşı ekliyorlar. bir gün size de nasip olursa o zaman o 6-0' ın bu büyük zaferle kıyaslanmayacak kadar küçük olduğunu anlayacaksınız.
şereftir. onurdur. gururdur. tüylerin diken diken olması ile yüzünüzdeki tatlı bir tebessüm sonucu tüm başarısızlıkları unutturup şanlı şerefli tarih ile yaşamaya devam etmektir.
galatasarayımın avrupanın en büyüğü olduğu gündür. galatasarayla olan sevdamızın günüdür. galatasaray'ın günüdür.
öyle bütçe ile falan ölçülmez, milyon dolarlarla tarif edilmez bir mutluluktur. hani o gün ne yaşadım ben diye düşünüyorum da, aklıma hiçbir şey gelmiyor. bildiğim bir şey var sa o da mutluluktan ne kadar ağladığım, ne kadar gururlu olduğum, ne kadar sevindiğim ve sesimin ne kadar kısıldığıdır. ve herşeyden önce galatasaraylı olmanın verdiği o müthiş duygudur.
öyle tırişkadan değildir bu sevinç. sadece bir takımı yenmek demek değildir. sadece bir takımı yenmenin verdiği haz ile bir değildir. imkansızdır. nasıldır demeyin bana, söyleyemem, anlatamam... yaşamak gerekiyordu, ben yaşadım, galatasaray yaşadı.
iyi ki varsın galatasaray, iyi ki sevmişim seni...
maç bitti mersin adnan menderes bulvarında konvoya çıktık. ilk çıkanlardan biri olduğumuzdan henüz caddeler araba dolmamış, hızlı gidebiliyoruz. önümüzdeki araba yola aniden çıkan bir motorsikletliye çarptı. adam bir tarafa motor bir tarafa uçtu. herkes durdu adamın yanına koştuk. motorluya çarpan adam adama yaklaştı iyi olup olmadığına baktı. motorlu adam zar zor ayağa kalktı. sonra ona vuran adama sarıldı. kupa bizim kupa bizim diye ağlamaya başladı. ikisi uzun süre sarıldılar. sonra hep beraber halaya başladık.