Meclis FETÖ Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu, ilk toplantısını yapıyor. Muhalefet, Başkan Petek’in yetkilerini tartışmaya açacak. 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu üyelerinin seçimine dair karar Resmi Gazete’de yayımlandı. Komisyonu’na 9 AKP'li, 4 CHP’li, 1 MHP’li, 1 HDP’li milletvekili seçildi.
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ/PDY) 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi ile bun terör örgütünün tüm faaliyetleriyle araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan meclis araştırma komisyonuna üye seçimine ilişkin karar Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.
Yayımlanan karara göre; 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu'nun Başkanı AKP Burdur Milletvekili Reşat Petek, Başkanvekli AKP Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, Sözcüsü AKP istanbul Milletvekili Mihrimah Belma Satır, Katibi ise AKP Erzincan Milletvekili Serkan Bayram oldu.
Komisyonun diğer üyeleri ise şu isimlerden oluştu:
AKP Bursa Milletvekili Zekeriya Birkan, AKP Eskişehir Milletvekili Emine Nur Günay, CHP istanbul Milletvekili Zeynel Emre, CHP istanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, AKP istanbul Milletvekili Ravza Kavakçı Kan, CHP istanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, CHP izmir Milletvekili Aytun Çıray, AKP izmir Miilletvekili Hüseyin Kocabıyık, AKP Karabük Milletvekili Burhanettin Uysal, MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, HDP Mardin Milletvekili Mitahat Sancar.
--spoiler--
Darbeleri Araştırma Komisyonu'nda dinlenmeleri için CHP 50 civarında isim bildirecek. Bu isimler arasında 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile şimdiki Cumhurbaşkanı Erdoğan da bulunuyor. http://www.sozcu.com.tr/2...-50-isim-verecek-1433115/
Darbe komisyonunda dinlenecek ilk isimler belli oldu
--spoiler--
15 Temmuz darbe girişiminin ardından TBMM'de kurulan darbe komisyonunda dinlenecek ilk isimler belli oldu.
Darbe komisyon başkanı yarın ki toplantıya, FETÖ hakkında bilgi vermek üzere şu isimleri çağıdı.
– AKP Denizli Milletvekili Şahin Tin,
AKP Denizli Milletvekili Şahin Tin, FETÖ’nün darbe girişimi dolayısıyla elebaşı Fetullah Gülen ve darbe girişimine katılanlar hakkında suç duyurusunda bulunmuştu
– Prof. Dr. Şafak Ertan Çomaklı (Emniyet Genel Müdürü Polis Akademisi Başkan Yrd.)
Çomaklı, Koza Holding’e Kayyum ataması için Bilir Kişi raporunu yazmıştı
– Prof. Dr. Mustafa Öztürk (Cukurova Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Diyanet işleri Başkanlığı, Din işleri Yüksek Kurul Üyesi)
ilahiyat Profesörü Mustafa Öztürk, FETÖ'nün dini anlayışının islam'a zarar verdiğini belirterek “Halka kurşun sıkan bir darbecinin sünnete ittiba adına suyu çömelerek üç yudumda içmesi ne kadar çarpık, sapkın ve patolojik ise FETÖ'nün din anlayışı da öyledir” diye televizyon ve gazetelerde yorum yapmıştı
– Mustafa Önsel (Emekli Jan. Kur. Alb.)
Balyoz Davası mağduru emekli Jandarma Kurmay Albay Mustafa Önsel, yazdığı ‘Ağacın Kurdu – Fethullah’ın Askerleri’ adlı kitabında adı geçen ve darbe girişiminde önemli rol oynayan 20 subayla ilgili bilgiler toplamıştı
--spoiler--
Meclis 15 Temmuz Darbe Girişimi’ni Araştırma Komisyonu’nda konuşan Balyoz kumpası mağduru emekli Jandarma Kurmay Albay Mustafa Önsel, çarpıcı ifadeler sarf etti
--spoiler--
MECLiS 15 Temmuz Darbe Girişimi'ni Araştırma Komisyonu'nda konuşan Balyoz kumpası mağduru emekli Jandarma Kurmay Albay Mustafa Önsel, çarpıcı ifadeler sarf etti. işte Mustafa Önsel'in açıklamalarından satır başları:
KiLiT iSiM POSHOR:
15 Temmuz'da Kosova'dan gelip darbeye karışan Tanju Poshor'un, Balyoz'la ilgili ismi geçiyor… Onun için gözden uzak yere önce Sarıkamış'a sonra da yurtdışına gönderip, gözden kaybediyorlar. Sonra Abdullah Gül Cumhurbaşkanıyken, onun muhafız alay komutanı oldu. Poshor'u Cumhurbaşkanı Gül'ün arkasında görünce bürokratlar ve milletvekilleri aracılığıyla haber gönderdik. ‘Muhafız Alay Komutanınız FETÖ'cü' dedik. Ancak değişen bir şey olmadı.
CASUS ALBAY:
Mithat A. isimli FETÖ'cü bir albayın casusluk yaptığı tespit edildi ama hakkında en küçük soruşturma açılmadı. istihbarat bu albayın Genelkurmay'dan bilgi, belge sızdırdığını tespit etti. Üst seviyede paylaşıldı. Ama sadece emekli edildi. TSK içinde ne kadar FETÖ'cü var? Tahminimi söylesem moraliniz bozulur. Ama 2010'dan sonra hakimiyet tamamen FETÖ'cülerin eline geçti.
--spoiler--
Dört partiden üyelerin oluşturduğu darbe komisyonununda bugün ilk dinlenen isim Genelkurmay 2. Başkanı Ümit Dündar oldu. Dündar 15 Temmuz gecesi Erdoğan ile telefonda görüştüğü ve Erdoğan'a güvenlik garantisi verdiği yönündeki haberleri yalanladı.
--spoiler--
Darbe Araştırma Komisyonu’na bilgi veren ve 15-16 Temmuz’da neler yaşadığını anlatan Genelkurmay ikinci Başkanı Ümit Dündar, 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Erdoğan ile telefonla görüştüğü ve Erdoğan’ın istanbul’a gelmesi halinde güvenliğini sağlama garantisi verdiği iddialarını yalanladı. Komisyon Başkanı Reşat Petek’in sorusuna cevap veren Dündar, “Sayın Cumhurbaşkanı ile telefon görüşmem olmadı. ilk görüşmemiz istanbul’a havaalanına geldikten sonra oldu” dedi. Dündar, 15 Temmuz gecesi, Erdoğan’a, “Beni Bahçeli’ye sorun” dediği yönünde çıkan haberlerin de doğru olmadığını söyledi.
--spoiler--
Mehmet Ağar ve Fehmi Koru FETÖ’yü anlatacak
--spoiler--
Eski içişleri Bakanı Mehmet Ağar ile gazeteci Fehmi Koru, Meclis araştırma komisyonunda FETÖ ile ilgili milletvekillerinin sorularını yanıtlayacak.
Fetullahçı Terör Örgütü’nün 15 Temmuz darbe girişimini araştırmak amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu bugün eski içişleri Bakanı Mehmet Ağar, gazeteci yazar Fehmi Koru ve akademisyen Doç. Dr. Yavuz Çobanoğlu’nu dinleyecek.
AĞAR 1976’DAN BERi iÇiŞLERi’NDE
1976 yılında kaymakam yardımcısı olarak içişleri Bakanlığı bünyesine giren Ağar, 1995 yılına kadar yani tam 19 yıl “kaymakam, polis müdürü, vali ve emniyet genel müdürü” olarak çeşitli koltuklarda bakanlık bünyesinde hizmet vermişti. 1995’te siyasete atılan Ağar daha sonra içişleri Bakanlığı koltuğunda da oturmuştu. 2002 yılında Doğru Yol Partisi genel başkanlığına gelen Ağar 2007’ye kadar siyasi arenada boy göstermişti. Ağar son olarak 15 Temmuz darbe girişiminin ardından düzenlenen demokrasi mitinglerinde görülmüştü.
Gazeteci Fehmi Koru’nun ismi 17 Aralık’tan saatler önce yaptığı Pensilvanya ziyareti ile gündeme gelmişti.
KORU ‘ARABULUCU’ OLARAK ANILMIŞTI
Gazeteci Fehmi Koru’nun ismi ise 17 Aralık süreci öncesinde AKP ve Fethullah Gülen arasında ‘arabulucu’ rolüyle gündeme gelmişti. Gazeteci Koru, ABD’ye yaptığı ziyaretin dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakanı Erdoğan’ın “bilgisi ve isteği dahilinde” gerçekleştiğini açıklamıştı.
--spoiler--
Mehmet Ağar darbe komisyonunda konuştu
--spoiler--
TBMM Darbe Araştırma Komisyonuna bilgi veren Mehmet Ağar, "Benim dönemimde bu örgütten hiç kimse etkin bir makama gelememiştir. Türkçe Olimpiyatlarındaki konuşmam ironiydi. Gidip orada onlarla alay ettim. Beni içeri atanın cemaat olduğunu biliyordum. Orada onlarla dalga geçtim" dedi. Ağar konuşmasında aktif siyasetteki 'halefi' 'Süleyman Soylu' için de ayrı bir parantez açtı.
Fetullahçı Terör Örgütü'nün 15 Temmuz darbe girişimini araştırmak amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu bugün eski içişleri Bakanı Mehmet Ağar’ı dinledi. TBMM'deki darbe komisyonunda konuşan Ağar “Örgütlerin yapısında üç önemli unsur vardır; yöneticiler, militanlar ve sempatizanlar. Bu örgütte en dikkat edilecek kesim sempatizanlardır. Onlara iflah olma şansı tanınmalı, onları kazanma yoluna gidilmelidir. Yoksa onları militanlaştırırsınız. Sempatizan kesimin rehabilitasyonu konusunda politikalar geliştirilmeli. Ama bunun için de şu an çok erken” dedi.
“EMNiYETTE TOPARLANMA VAR”
Son bir ayda emniyette ufak bir toparlanma olduğunu söyleyen Ağar, birçok canlı bombanın yakalanmasının bunun göstergesi olduğunu belirtti. Böyle büyük bir operasyonda mağduriyet olmamasının mümkün olmadığını da ifade eden Ağar, “Topyekün bir mağduriyet havasında takdim etmek örgüte avantaj sağlar” diye konuştu. Ağar’ın bu sözleri geçtiğimiz ay içişleri Bakanlığına getirilen Süleyman Soylu’la ‘övgü’ olarak yorumlandı.
“BENiM ZAMANIMDA HiÇ KASET ÇIKMADI”
Görev yaptığı dönemdeki hiçbir bürokratının 15 Temmuz sonrasında bir sıkıntı yaşamadığını dile getiren Ağar, “Benim emniyet müdürlüğü yaptığım dönemde bir tane kaset çıkmadı. Benden sonra bir sürü kaset çıktı. Çünkü biz mahkeme kararı olmadan kimseyi dinlemedik. Dinlediklerimiz de sadece terör örgütü üyeleri, uyuşturucu kaçakçıları gibi isimlerdi. Şimdi bakıyorum, son 10-15 günde yine bizim zamanımızdaki eski dönemlere göre bir yapılanma görüyorum” dedi.
AĞAR: ÜST, ASTIN HER ŞEYiNDEN SORUMLUDUR
Ağar bir soruya verdiği cevapta ise şunları söyledi: “Üst, astın her şeyinden sorumludur. Sadece işinden değil, ailesinden, çocuğunun sağlığından bile sorumludur. En yakınında çalışan astının neler yaptığından bir yapılanma olmamalı.”
“TKP’LiLER DÜZGÜN iNSANLARDI”
Mehmet Ağar, basında yer alan ve suç örgütlerini operasyonlarda kullandığıyla ilgili haberler hakkında ise “Paralı pullu bir adam değilimki bir basın sekreteri tutayım, bunları yalanlayayım. Yüzlerce yakan var, hangi birine yetişeyim. Suç örgütleri istihbaratta kullanılmıştır, operasyonda değil” yorumunda bulundu. Ağar sözlerini şöyle sürdürdü; “Ünal Erkan bize dikensiz bir gül bahçesi bırakmıştı. Benim zamanımda Fetullah’ın F’si teşkilatta aktif görev almamıştır. Ben kimsenin siyasi görüşüne de bakmadım. Benim zamanımda sol görüşlü arkadaşlar il emniyet müdürlüğü yapmıştır. Türkiye Komünist Partisi üyelerini biz yıllarca gözümüzde çok büyütmüşüz. TKP üyeleri ellerine bıçak bile almamış, düzgün fikir insanlarıydı”
“2006’DA ASKER SICAK BiR KUCAK AÇSAYDI KÜRT SORUNU ÇÖZÜLÜRDÜ”
Ağar, 2006’da DYP Genel Başkanı iken Mardin’de söylediği “Düz ovada siyaset yapsınlar” sözüyle ilgili ise şunları söyledi: “O zaman tüm Anadolu’yu geziyor, herkesle görüşüyorduk. Mardin’de PKK’nın içinden adamlarla da görüştük. ‘Durum stanil gidiyor, ama büyük bir patlama olacak’ dediler. Ben de bunun üzerine, seçimler de yaklaşıyordu ‘Düz ovada siyaset yapsınlar’ dedim. O zaman Genelkurmay, benim için ‘O adam ne diyor’ dedi. Bize koydumu oturtan adam cephede lazım, siyasette değil. O dönemde Genelkurmay bu işe sıcak bir kucak açsaydı, AK Parti çözerdi bu işi. Her şeye rağmen Türkiye’nin, halkın sağduyusuyla bu işi çözeceğini sanıyorum.”
“TÜRKÇE OLiMPiYATLARINA ALAY ETMEK iÇiN GiTTiM”
CHP milletvekili Aykut Erdoğdu, Ağar’ın döneminde de emniyette Fetullahçı yapılanma olduğunu iddia ederek şu soruyu yöneltti “Siz Emniyet Genel Müdürü olduğunuz dönemde FETÖ’ye karşı karşı somut ne yaptınız? Cezaevinden çıktıktan sonra Türkçe Olimpiyatları’na gidip Fetullah’ı öven konuşmayı neden yaptınız?” Buna cevap veren Ağar ise şunları söyledi: “Benim dönemimde bu örgütten hiç kimse etkin bir makama gelememiştir. Türkçe Olimpiyatlarındaki konuşmam ironiydi. Gidip orada onlarla alay ettim. Beni içeri atanın cemaat olduğunu biliyordum. Orada onlarla dalga geçtim.”
Ağar, 2007’deki ANAP-DYP birleşme çalışmalarına FETÖ’nün bir müdahalesi olup olmadığıyla ilgili bir soruya şu tanıtı verdi: “Asla, cesaret bile edemez. ANAP 3 milletvekili isteyerek geldi, sonra partinin yarısını istedi. ANAP’ı kapatacağız dediler, eşlerinin, kardeşlerinin üzerinde tutuyorlardı.”
‘CEZAEVi VURGUSU’ YAPMIŞTI
Mehmet Ağar 2013 yılındaki Türkçe Olimpiyatları’na katılmış ve bir konuşma yapmıştı. Ağar konuşmasında “Uluslararası Dil ve Kültür Festivali” kapsamında düzenlenen 11. Türkçe Olimpiyatları’nın gala gecesine katılan Ağar, Türkçe Olimpiyatları’na başlangıcıdan beri destek verdiğini ifade ederek, “Geçen yıl mecburi sebepten dolayı uzakta kaldığım bu organizasyonu orada da tv’den (hapishane) takip ettim. Türkçe Olimpiyatları güzel Türkçemizin, Türkiye’nin kültürünün dünyanın dört bir yanında temsil edilmesin isağlıyor. Bu işin fikri mimarlarını ve emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Olimpiyatlara herkes destek vermeli” demişti.
MEHMET AĞAR 1976'DAN BERi iÇiŞLERi'NDEYDi
1976 yılında kaymakam yardımcısı olarak içişleri Bakanlığı bünyesine giren Ağar, 1995 yılına kadar yani tam 19 yıl “kaymakam, polis müdürü, vali ve emniyet genel müdürü” olarak çeşitli koltuklarda bakanlık bünyesinde hizmet vermişti. 1995'te siyasete atılan Ağar daha sonra içişleri Bakanlığı koltuğunda da oturmuştu. 2002 yılında Doğru Yol Partisi genel başkanlığına gelen Ağar 2007'ye kadar siyasi arenada boy göstermişti. Ağar son olarak 15 Temmuz darbe girişiminin ardından düzenlenen demokrasi mitinglerinde görülmüştü.
GENELKURMAY BAŞKANI DA DARBE KOMiSYONU’NA DAVET EDiLDi
TBMM’de oluşturulan 15 Temmuz Darbe girişimini araştırma komisyonu, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ı da dinleyecek. Akar, 2 Kasım’da yapılacak komisyon toplantısına davet edildi. Komisyonun dinleyeceği isimler arasında, yine 15 Temmuz’un bastırılmasında kilit rol oynayan isimlerden Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı da bulunuyor. Aksakallı’nın ise, Genelkurmay Başkanı’ndan bir gün sonra, 3 Kasım’da toplantıya katılması bekleniyor.
--spoiler--
Hilmi Özkök’ün sefertası efsanesi
--spoiler--
Genelkurmay eski Başkanı Hilmi Özkök, yıllardır efsane gibi anlatılan 'Sefertası' konusunu açıkladı. TBMM’deki 15 Temmuz darbe araştırma komisyonunda konuşan eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, "Sefertası ile yemek getirme konusu yanlıştır. Öğle saati spor yapar, zeytinyağlı yerim, gelen odur. Eşim bir kez yemek gönderdi, onun üzerine bu konu yayıldı" dedi.
Hilmi Özkök'ün Genelkurmay Başkanı olduğu 2002-2006 yılları arasında, diğer komutanlarca darbe yapılacağı ve zehirleneceği iddiaları üzerine, hergün evinden sefertası ile karargaha yemek getirdiği iddia edilmiş ve bu efsane yıllarca konuşulmuştu. Komisyonda toplantısında sefertası konusunu, AKP Bursa milletvekili Zekeriya Birkan gündeme getirdi ve konu tutanaklara şöyle yansıdı:
ZEKERiYA BiRKAN: Sizinle ilgili çok eleştiri oldu, işte şucu diye, ete soğan doğradınız diye…'Hükûmete bir ayar verin, çıkın işte şunu şunu söyleyin'. Buna benzer telkinler oldu mu? Emir komuta dışında kuvvet komutanlarından ya da subaylardan bir darbe girişimi oldu mu? Özel bir soru ama bu sefer tasıyla yemek şeyi var. Cevaplamayabilirsiniz yani ben merak ettiğim için söylüyorum.
HiLMi ÖZKÖK : Benim zamanımda darbe girişimi olmadı. Bunu kesin olarak mahkemelerdeki şahitlikte de söyledim. Sefer tasıyla yemek getirme konusu yanlıştır. Ben hiçbir zaman korkmadım. Onun dışında, her yerde yemek yiyen bir insan, sefer tasını sadece ofisine getirmez. Midem fazla asit yapıyor benim, öyle bir sıkıntım var. Sadece öğlenleri bir spor yaparım ve zeytinyağlı bir yemek yerim. Biz Egeliyiz, kendi zeytinyağımız var. Eşim ‘Oradan ben sana yapayım, göndereyim' dedi. Gelen odur. Bir konu bir defa ortaya yayıldıktan sonra, onu toplamak, düzeltmek çok zor oluyor. Zaten astınızdan şüphe ederseniz Silahlı Kuvvetleri komuta edemezsiniz. Güven duygularını sarsmayacaksınız, güven duyularını ikame edeceksiniz.
--spoiler--
Fehmi Koru: ‘ Darbeyi sadece FETÖ değil hepimiz aldık’
--spoiler--
TBMM Darbe Araştırma Komisyonu'na bilgi veren gazeteci-yazar Fehmi Koru, 17-25 Aralık sürecinde neden arabulucu olarak gönderildiğiyle ilgili, "Olup bitenleri yakıştıramıyorum. Bence Sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakan da o dönem yakıştıramadılar, onun için beni gönderdiler" dedi. Koru, 15 Temmuz sonrası yaşananlar için, "Darbeyi sadece Fethullah Gülen ve FETÖ değil, hepimiz aldık" dedi.
Fehmi Koru, 17-25 Aralık sürecinde Fethullah Gülen ile görüşmek üzere, dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ABD’ye nasıl gönderildiğini şöyle anlattı: “18 Aralık akşamı Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile ikametgahında, bir gün önceki savcı, polis olaylarıyla ilgili karşılıklı görüş alışverişinde bulunmak için görüştüm. ‘Bu nedir, devletin savcısı, polisinin kullanılması mümkün olabilir mi, cemaatle ilgili bir olay mı?’ diye bana sordu. Ben de gidip, direkt sorayım dedim. Karşılıklı olarak gitmem konusunda anlaştık. Ama Başbakan ile de görüşelim dedim. Aradım ve ertesi sabah Kısıklı’daki evinde randevu verdi. Sabah 08.00-08.30 gibi gittim. Gitmem konusunda aynı isteğin onda da olduğunu gördüm. Bu işin arkasında Fethullah Gülen’in olup olmadığını merak ediyorlardı. Hem Cumhurbaşkanı hem Başbakan tereddütler yaşıyorlardı. Başbakan Erdoğan, ‘Hemen git’ dedi. Benim ABD uçağım ertesi gündü. Bana kendi makam uçağını tahsis edeceğini söyledi. Kabul etmedim. Ertesi gün gittim. Görüşme gittiğimden bir gün sonra gerçekleşti. Gülen bana, ‘Bu işlerle, kasetlerle, videolarla alakamız yok. Tasvip etmeyiz. Bunlar bizim arzu edeceğimiz şeyler değil. Biz dershanelerimizin kapatılmasını tasvip etmiyoruz. Hizmet hareketiyiz. Bize saldırılar var, sosyal medyada şahsıma ve sevdiğim insanlara saldırılar var. Bizimle irtibatlı, güvendiğimiz bazı insanlar görevden alınıyor, bu böyle devam etmese iyi olur. Bunlar durdurulsun’ dedi. Yaklaşık 40 dakika görüştük. Ben bunları not alayım, size göstereyim dedim. O da ‘Ben Sayın Cumhurbaşkanına mektup yazayım, sen ver’ dedi. Ertesi gün bana kapalı bir mektup geldi. Dündüğüm gün 24 Aralık’ta doğruca Sayın Gül’e gittim ve ona hitap eden mektubu verdim. Başbakan da ertesi gün bekliyordu beni. 25 Aralık’ta daha kapsamlı bir operasyon gerçekleşti. Başbakan ile resmi konutunda saat 3 gibi görüştüm. Söylediklerini anlattım ve mektubu söyledim. Başbakan, ‘Mektubu ben de okurum. Madem böyle samimi havadaysa, oğluma tutuklamaya kadar bugün olanlar ne peki?’ dedi. Benim kanaatim sanki başka bir iradenin olduğu ve o operasyonları onun düzenlediği idi. Ama Sayın Cumhurbaşkanı o kanaatte değildi.”
Olup bitenleri yakıştıramadığını anlatan Koru, “O kadar fedakarlıklarla yapılan eserleri ortadan kaldıracak bir şeyi yapmalarını yakıştıramıyorum. Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakan da onların böyle bir şey yapabileceğini yakıştıramadılar ve bence onun için beni gönderdiler” dedi. Koru şöyle devam etti: “Bu olaylar sonunda en büyük darbeyi sadece Fethullah Gülen, FETÖ değil, hepimiz aldık. Benim de içinde çoğu zaman iftiharla yer aldığım bir fikir aldı. Zedelenmeyen hiçbir itibar kalmadı. Bundan dolayı herkes fikren, itibar olarak zedelendi.”
“ZAMAN GAZETESi KURULDUĞUNDA CEMAATiN YAYIN ORGANI DEĞiLDi”
1986-1998 yılları arasında FETÖ’nün yayın organlarından Zaman gazetesinde üst düzey yöneticilik ve yazarlık yapan Fehmi Koru, “Zaman gazetesi ilk kurulduğu 1986 yılında cemaatle ilişiği yoktu. Alaaddin Kaya, ihsan Arslan ve Necati Aktülün ortaklığıyla kuruldu. Bir yıl sonra cemaatin kontrolüne geçti, diğer ortaklar ayrıldı ve Alaaddin Kaya kaldı. Ben 1998 yılına kadar çalıştım. O zamana kadar, üniversite gençliğiyle ilgilenen, yurtlar, dersaneler, okullar açan, gerçekten de hizmet sıfatıyla anılan bir gruptu” dedi. Sadece kendisinin değil, harekete hizmet verenlerin birçoğunun bu grubun gerçek yüzünü son bir yıl içinde, 17-25 Aralık’tan sonra görmeye başladığını söyleyen Koru, “Hizmet hareketi diye girenlerle sinsi fikirleri olanları birbirinden ayırmak lazım” diye konuştu.
“CEMAAT 28 ŞUBAT’TA ZARAR GÖRDÜ”
28 Şubat döneminde Fetullah Gülen’in “Türban teferruattır” sözünün sorulması üzerine de Koru şunları söyledi: “28 Şubat’ta cemaat çok büyük zarar gördü. O dönemde baskılar daha büyük öfke doğurmasın diye birden bire bir dönüşüm yaşadılar. Öncesinde kendi eşleri ağızlarını bile kapatacak şekilde örtünüyorlardı. Ama sonra değiştiler” dedi.
Işık Koşaner TBMM’de
--spoiler--
Eski Genelkurmay başkanlarından Işık Koşaner darbe girişimini araştırma komisyonunun daveti üzerine TBMM'ye geldi. Koşaner, "Bırakın asker kendi kendini korusun, kararlarına müdahale etmeyin yeter." dedi.
29 Temmuz 2011 tarihinde Yüksek Askeri Şura toplantısına günler kala görevinden istifa eden ve o günden sonra kamuoyunun önüne çıkmayan eski Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner, Fetullahçı Terör Örgütü’nün 15 Temmuz darbe girişimini araştırmak amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu’nun daveti üzerine TBMM’ye geldi.
“HEDEF TSK’DAKi KADROLARI BOŞALTMAKTI”
Işık Koşaner darbe komisyonunda, kumpas davalarıyla TSK’nın üst düzey komutanlarının tutukluluklarının cezaya dönüştürüldüğünü belirterek, “Delillerdeki bariz çelişki ve yanlışlar dikkate alınmadı. Tutukluluğun cezaya dönüştürülerek farklı bir amaca hizmet edildiği düşüncemizi güçlendirdi. O komutanlardan boşalan kadrolara başkası gelecekti. Başkaları gelmedin diye personelin görevde kalması gerekiyordu. Yasal düzenlemeyle davaların tutuksuz devam etmesi gerekiyordu. Böylece boş kadro olmayacak, buralara birileri doldurulmayacaktı. Tutuksuz yargılama için her şeyi yapmaya çalıştım. Sanıyorum gerekli makamlara anlatabildim ama gerekli desteği sağlayamadım. Bir defasında bir kanunda bir düzenleme yapıldı, Kanunlar Kararlar Dairesine gönderildi, ama 1 saat sonra basında askere özel uygulama diye yer alınca geri çekildi. Bana YAŞ’ta bu komutanları emekli et diyeceklerdi. Bunu biliyordum. Felakete ortak olacaktım. Ortak olmadım ama izah etmekte de başarılı olduğumu söyleyemeyeceğim. O kadrolara başkaları yerleştirildi. Şimdi onların çoğu hapiste. Kumpas davalardaki mahkemelerdeki amaç suçun cezalandırılması değildi. Hedef TSK kadrolarını boşaltarak yıllardır sızdırdıklarını buralara getirmek ve başımıza gelen bu olayı yaratmaktı” dedi.
“O BiLGiLERiN ÇIKMAMASI LAZIMDI”
Kozmik Odada yapılan aramalarla ilgili bir soruya cevap veren Koşaner, kozmik odadan çıkan belgeler arasında memleketin işgal edilmesi durumunda burada kalıp görev alacak personelin listesi olduğunu söyledi. Koşaner, “O dönem başbakana, oralara girilirse çıkacak sıkıntıları anlattım” dedi. CHP’li Aykut Erdoğru bunun üzerine, “Yani ülke işgal edildiğinde kalıp direnecek isimlerin listesi” deyince Koşaner, “Çıkmaması lazımdı, milli güvenliği riske sokacak bilgi” dedi.
iSTEYEN ASKER GiDER NAMAZINI KILAR
Komisyon Başkanı Reşat Petek’in YAŞ kararlarında irticai faaliyetlerden dolayı ordudan atılan askerleri ve ordunun dindar askerlere bakışı yönündeki sorusuna Koşaner şu yanıtı verdi: “Harp Okulu’nun bahçesinde bizim camimiz var. isteyen asker gider namazını kılar. Askerlerin namazına orucuna karışan oldu mu, iftarları zamanında hazırlanmadı mı? Bizim bilgimiz dahilinde böyle bir şey olmaz. Şehidin ailesi başörtülü diye cenazeye alınmadı dediler. Asker silah mı çekmiş de almamış. Burada çok sayıda erkek var. Askerdeyken hiç böyle bir baskıya uğrayan oldu mu?”
Komisyonda bunun üzerine AKP ve CHP’li milletvekilleri arasında tartışmalar yaşandı. CHP’li vekiller ordunun bu şekilde yıpratılmaması gerektiğini söyledi.
iSTiFA, HERKESiN ŞAHSi KARARIYDI
Koşaner, kendisiyle birlikte kuvvet komutanlarının istifa ettiği ancak sadece Jandarma Genel Komutanı olan Necdet Özel’in istifa etmediği ve o dönemde Özel’in, “Beni nöbetçi bıraktılar” dediği yönünde dedikoduların sorulması üzerine, “Ben istifa ederken kimseye telkinim olmadı. Herkesin şahsi kararıydı” dedi.
ASKERE KARIŞMAYIN YETER
Silahlı kuvvetlerin kışla dışında istihbarat toplama görevi, teşkilatı olmadığını, böyle bir ihtiyacının da olmadığını söyleyen Koşaner, bundan sonra böyle bir darbenin olmaması için ne yapılması gerektiği şeklindeki bir soruya da şu tanıtı verdi: “Bırakın asker kendi kendini korusun, ona yardımcı olun, kararlarına müdahale etmeyin yeter. Görev gereği yabancı birçok ülkenin genelkurmay başkanıyla görüştüm. Herkes bizi Yüksek Askeri Şura sistemimize hayran. Ordu kendi kendine sahip çıkarsa yeter. Darbe taraftarı değiliz. Geçmişte olanların hesabını bize sormayın.”
Şura’da terfi ettirilenlerin FETÖ’cü olduğunu kimsenin bilmediğini söyleyen Koşaner, “Kendilerini çok iyi sakladılar, maalesef bu bizim ayıbımız ama oldu” dedi.
NECDET ÖZEL’iN ÖNÜ AÇILMIŞTI
2011 yılında Genelkurmay Başkanlığı görevinde olan Orgeneral Işık Koşaner, hükümetle düştüğü anlaşmazlık nedeniyle, emekliliğine çok kısa bir süre kala istifa etti. Koşaner'in bu hamle ile, Yüksek Askeri Şura'da kendisinin sonra gelecek komuta kademesinin de belirlenmesinde etkili olmayı amaçladığı konuşulmuştu. Ancak hükümet de o dönemde bu hamleye karşı bir hamleyle karşılık verip, Genelkurmay Başkanlığı için o dönem Jandarma Genel Komutanı olan Orgeneral Necdet Özel'in önünü açmıştı.
--spoiler--
--spoiler--
selin sayek böke “DARBE KOMiSYONU SAMiMi ÇALIŞMALI”
Oluşturulan darbe komisyonun gerçek biçimde işletilmediğini anlatan Böke, iktidarın bırakın demokrasiyi güçlendirme bir kenara darbenin faillerini ve sorumlularını yakalamak için kurulmuş olan bir komisyonu bile işletmediğini savundu. CHP Genel Başkan Yardımcısı Selin Sayek Böke, şöyle devam etti:
“Yapılması gereken acil iş mecliste tüm siyasi partilerin bir araya gelmiş olduğu darbe komisyonunu hakikatli bir şekilde işletmek. O darbe komisyonunun başına Fethullah Gülen'e övgüler dizmiş bir milletvekili atandı. Eleştiriler sonrası bu suç ortaklığı ortaya çıkmasın diye gerçeği söyleyenler azarlanmaya başlandı. Başbakan’a düşen en temel görev gerçeğin ortaya çıkarılması, gerçek ortaya çıktığında çözüme ulaşmak için iktidar gücünün kullanılmasıdır. Başbakan komisyonun çalışmasını engelleyici, gerçeği konuşanları tehdit edici tavırla, AKP-FETÖ suç ortaklığını esasında kabul etmiş oluyor. Çünkü endişesi bu suç ortaklığının gerçeklerle birlikte ortaya çıkartılmasıdır. Bize düşen görev bu komisyonun samimi bir şekilde çalışmasını sağlamaktır.”
--spoiler--
--spoiler--
Necdet Özel de komisyona gelmiyor
TBMM Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’nun bilgi almak için çağırdığı isimler komisyona mazeret bildirerek gelmemeye başladı. Mazeret bildirenler arasında eski Genelkurmay Başkanları Yaşar Büyükanıt ile Necdet Özel ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eniştesi Ziya ilgen de var.
Komisyon dünkü toplantıya, Diyanet işleri eski Başkanı Ali Bardakoğlu, Genelkurmay eski Başkanı Necdet Özel ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eniştesi Ziya ilgen'i davet etti. Ancak üç isim de ‘mazeret' bildirdi. Daha önce de Genelkurmay eski Başkanı Yaşar Büyükanıt ‘'Rahatsızım'' diyerek komisyona gelmemişti.
GÖZALTI KORKUSU MU?
Komisyon Başkanı Reşat Petek, “Bu bir soruşturma değil araştırma komisyonu. Burada bir sorgulama yok görüş ve bilgilerinize başvuruyoruz” açıklamasını yapmasına karşın davet edilen isimlerin mazeret bildiriyor. Diyarbakır Belediye Başkanı Gülten Kışanak'ın komisyona gelip bilgi verdikten sonra gözaltına alınması da tartışma yaratmıştı.
Genelkurmay eski Başkanı Necdet Özel ise “Soruların yazılı olarak gönderilmesi” talebinde bulundu. Kulislerde Özel'in “FETÖ’cü subayların terfisinin, kendi dönemine rastlaması” nedeniyle bu konudaki sorulara muhatap olmamak için gelmek istemediği yorumları yapıldı. Öte yandan dün komisyona davet edilen ve FETÖ çatı iddianamesini hazırlayan Cumhuriyet savcısı Serdar Coşkun'un daveti de “Soruşturmayı yürüten savcının sorgulanması gibi algı yaratmayalım” denilerek geri çekildi.
--spoiler--
--spoiler--
TBMM Darbe Araştırma Komisyonu, gelecek hafta 15 Temmuz gecesi görevde olan istanbul Valisi Vasip Şahin, istanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, Jandarma Genel Komutanı Galip Mendi, Ankara Valisi Mehmet Kılıçlar, Emniyet Genel Müdürü Celalettin Lekesiz'i ve Polis Özel Harekat Daire Başkanı'nı dinleyecek. Gelecek hafta perşembe günü de Başbakanlık'tan üst düzey bürokratlar komisyona brifing verecek.
--spoiler--
--spoiler--
Eski Başkanlar, Necdet Özel ve Yaşar Büyükanıt’ın ardından, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar da, TBMM Komisyonuna gelmeme eğiliminde… Öte yandan merhum Başbakanlardan Bülent Ecevit’in eşi Rahşan Ecevit’in 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’nda dinlenmesi gündeme geldi.
15 Temmuz darbe girişiminin en önemli tanığı Akar'ın özellikle HDP'li komisyon üyelerinin ‘'Sorgulayıcı'' tavırlarından rahatsız olduğu ve sözlerinin çarpıtılmasından endişe ettiği öğrenildi.
‘'Her şeyi savcılık ifademde anlattım'' dediği bildirilen Akar'ın ‘'Milli iradeye saygısının sonsuz olmasına rağmen, komisyonda kendisine yöneltilecek provokatif bazı sorular nedeniyle, kamuoyunda yeni tartışmalara yol açılması endişesi taşıdığı'' vurgulandı. Akar, bu konudaki son kararını komisyondan çağrı geldikten sonra verecek.
“ŞEHiTLERE NAMUS BORCU VAR''
CHP'li komisyon üyesi Aytun Çıray, SÖZCÜ'ye ‘' Sayın Akar ve MiT Müsteşarı Hakan Fidan, komisyonumuzda dinlenmesi şart olan iki önemli isim. Hulusi Akar eğer gelmezse, amiri konumundaki Başbakan Binali Yıldırım'ı sorumlu tutarım ve halka şikayet ederim'' dedi ve şunları söyledi:
‘'Hulusi Akar'ın TBMM'ye gelip bildiklerini anlatması, perde arkasını aydınlatması, milli iradeye ve 242 şehide namus borcudur. Başbakan Binali Yıldırım'ın da Genelkurmay Başkanının TBMM Komisyonuna bilgi vermesi için gereğini yapması gerekir. Geçmişte de TBMM'de kurulan bazı araştırma komisyonlarının davetine gelmeyen üst düzey askerler oldu. Onların bu tavrı için en ağır eleştirileri, bugünkü AKP kadroları yapmıştı''
‘'HEPSi ROBOT GiBiYDi''
Akar, ‘'Herşeyi savcılıkta söyledim'' dediği ifadesinde, darbe girişimi gecesi yaşadıklarını savcıya verdiği 6 sayfalık ifadede anlatmış ve Akıncı'da rehin tutulurken üs komutanı Tuğgeneral Hakan Evrim'in ‘'Sizi Kanaat önderimiz Fetullah Gülen ile görüştürelim” dediğini açıklamıştı. 15 Temmuz gecesi MiT'ten gelen istihbarat üzerine tüm askeri uçak ve helikopterlere uçuş yasağı konulduğunu belirten Akar, Etimesgut Zırhlı Birlikler Tümeninden hiçbir tankın çıkmaması talimatını verdiğini de anlatmıştı.
Darbe girişimini makam odasına gelen Tümgeneral Mehmet Dişli'nin aktardığını ve ‘'Operasyon başlıyor, herkesi alacağız, taburlar, tugaylar yola çıktı'' dediğini kendisinin de ‘'Ne diyorsun ulan, manyak mısın?'' cevabını verdiğini, emir subayı Levent Türkkan'ın elinde tabanca ile ‘Zorluk çıkartmayın' diye bağırdığını, havlu ile yüzünü kapattıklarını anlattı. Akar, kendisini rehin alan darbeciler için de ‘'Hepsi robot gibiydi'' demişti.
Akıncı üssünün sabaha karşı uçaklar tarafından bombalanması üzerine kurtulup helikopter ile Çankaya'ya gittiğini aktaran Akar en çok merak edilen ve aynı helikoptere neden darbeci Mehmet Dişli'nin de bindiği sorusuna ise, ‘'Arkamdan gelenleri kontrol etmedim'' cevabını vermişti. Makam odasını başkası için hazırladıklarını, Devlet Bahçeli tarafından hediye edilen silahın da makam odasından kaybolduğunu açıklamıştı.
RAHŞAN HANIMA DA DAVET…
Reşat Petek'in başkanlığını yaptığı komisyonda AKP 71, CHP 39, HDP 36, MHP ise 14 kişiyi önerdi.
AKP'li komisyon üyeleri DSP’nin kurucusu ve ilk Genel Başkanı olan Rahşan Ecevit'in dinlenmesini önerdi. Bu talepte, Bülent Ecevit'in Başbakanlığı döneminde Fethullah Gülen’e karşı olumlu tavrı etkili oldu. Ecevit'in dinlenmesine karar verilirse , Rahşan hanıma Gülen ile eşi arasındaki hukuk sorulacak.
BAYKAL'I ÖNERDiLER
AKP'li milletvekilleri; ABD kongre üyesi Dana Rohrabacher, FETÖ'nün kaset komplusu düzenlediği CHP eski Lideri Deniz Baykal, eski DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel, eski Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan, eski milletvekilleri idris Bal, Mehmet Aydın, Mehmet Sağlam, istanbul milletvekili Ekmeleddin ihsanoğlu, FETÖ'nün eski emniyet imamı olduğu öne sürülen Prof. Kemalettin Özdemir, gazeteci Zübeyir Kındıra, ByLokck'un patentini elinde bulunduran David Keynes, eski vekil Halit Dumankaya, ihraç edilen Korgeneral Metin iyidil ve Tümgeneral Şener Topuş gibi 71 ismi teklif etti.
ÖKSÜZ'Ü BIRAKAN HAKiM
Komisyonun CHP'li üyeleri ise halen aranan Adil Öksüz'ü serbest bırakan hakim ile sorgusunu yapan savcının dinlenmesini istedi. CHP, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, eski Bakanlar Sadullah Ergin, Hüseyin Çelik, Bülent Arınç, istanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, emekli Korgeneral ismail Hakkın Pekin, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, emekli Hakim Albay Zeki Üçok, emekli Albay Atilla Uğur, stratejist Henry Barkey, Jandarma Genel Komutanı Yaşar Güler ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak’ı önerdi.
AKIN ÖZTÜRK
HDP'li vekilin önerdiği 36 kişi arasında ise eski Hava Kuvvetleri Komutanı Akın Öztürk, eski Şemdinli davası savcısı Ferhat Sarıkaya, Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı, eski Meclis Başkanı Cemil Çiçek, tutuklu bulunan 2. Ordu Komutanı Adem Huduti, Başbakan Binali Yıldırım, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga ve Enerji Bakanı Berat Albayrak var.
MHP Muğla milletvekili Mehmet Erdoğan da, emekli Tümamiral Semih Çetin, Korgeneral Zekai Aksalallı, Diyanet işleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez ile darbe gecesi Jandarma Genel Komutanlığı'ndaki kalkışmayı bastıran Van Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral Arif Çetin’in dinlenmesini istedi.
Kamil ELiBOL / ANKARA
--spoiler--
Darbe komisyonunda ‘Sıfırlandı mı’ damgası
--spoiler--
TBMM Darbe Araştırma Komisyonuna bilgi veren TÜBiTAK eski Başkan Yardımcısı, YÖK Üyesi Prof. Dr. Abdullah Çavuşoğlu, FETÖ'nün TÜBiTAK'taki yapılanmasıyla ilgili açıklamalar yaptı. Çavuşoğlu 17-25 Aralık sürecinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dönemin başbakanıyken oğlu ile arasında geçtiği iddia edilen ve 'Sıfırlandı mı' sözleriyle gündeme oturan konuşmanın montaj olduğunu söyledi.
Çavuşoğlu şunları anlattı:
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) üyesi Abdullah Çavuşoğlu, 17-25 Aralık sürecinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dönemin başbakanıyken oğlu ile arasında geçtiği iddia edilen ve internette yayınlanan telefon görüşmesini TÜBiTAK’ta inceleyen ekibin içinde olduğunu belirtti. Çavuşoğlu, “Cumhurbaşkanımızın bir konuşması nete düşmüştü. Kısık sesli yüksek sesli kısımları var. Orada değişik telefon konuşmalarından alınmış kısımlar var. Bu kısımları bir araya getirmişler, yapıştırmışlar. O konuşmada yer alan ‘tamamen sıfırlandı mı’ ibaresi tamamen dışarıdan bir konuşmadan alınmış, eklenmiş, mitingde mi söylemiştir dışarıdan alınmıştır tamamen” dedi.
HiMMET iÇiN iSTiHDAM
“2014 Şubat ayında Sayın Fikri Işık’ın önerisiyle TÜBiTAK’a Başkan Yardımcısı olarak atandım. TÜBiTAK’ta personelle ilgili derli toplu bir envanter olmadığını gördüm. Bir araştırma taptım. Yücel Altunbaşak, 2011 yılında Başkanlık görevine geldiğinde personel sayısı 3 binmiş. Stratejik alanda görev yapan 600 kişiyi göndermiş. Bunların yerine 2 bin 400 kişi daha almış ve personel sayısını ikiye katlamış. Yeni alınan personelin 379’u Açık Öğretim Fakültesi mezunu, 180’i fizik bölümü mezunu. Böyle kritik bir kurumda bunların yapacağı hiçbir şey yok. Yapıya himmet sağlamak için böyle bir mekanizma kurulmuş. Ben Başkan Yardımcısı olduktan sonra bunlardan 1000 kişiyi işten çıkardım. Yerlerine, aralarında eski gidenlerin de olduğu daha kalifiye elemanlar başlattık.
GÜDÜMLÜ BiLiRKiŞiLiK
2010 KPSS sınavında, Isparta’da bir kişinin bilgisayarında sınavdan 15 gün önce soruların kaydedildiğini jandarma tespit ediyor. Emniyet istihbarat yok böyle bir şey diyor. Savcı, bilirkişilik yapması için TÜBiTAK’a gönderiyor. Kurumun siber güvenlik birimindekiler negatif, güdümlü bilirkişilik yapıyorlar.
KUMPAS DAVALARDA AYNI BiLiRKiŞiLER
Ergenekon, Balyoz gibi davalarda da 8 kişinin çapraz olarak bütün bilirkişiliklerde görev aldığını gördüm. Yeni bir bilirkişi heyeti kurduk. 2010 KPSS sınavında genel yetenek ve genel kültür sorularının da aynı bilgisayara önceden yüklendiğini tespit ettik.
BAŞBAKANLIKTAKi BÖCEK
Başbakanlığa böcek yerleştirilmesi, polislerin karıştığı bir olaydı. Polislerin odaya giriş tarihi video görüntüsüyle sabit. Böcek silikonla yapıştırılmış. Silikonun ne zaman sıkıldığını, ömrünü tespit etmek mümkün. Savcı TÜBiTAK’a silikonun ömrünü soruyor. Elektrik Mühendisi Hasan Palaz ve bir başka elektrik mühendisi, silikonlar polislerin girmesinden sonra sıkıldı diye rapor yazıyorlar. Polisleri korumak için. TÜBiTAK’ta böyle bir kimyasal analizi yapacak yetkili yok.
KRiPTOLU TELEFONLAR
O zaman Başbakan televizyonlardan ‘beni dinliyorlar’ diye beyanat veriyor. Fikri Bey’e bu kriptolu telefonları toplayalım dedim. Kabul etti ve tüm kurumlardaki 150’den fazla, sanıyorum 156 kriptolu telefonu topladık.
O dönemde Gölbaşı Cumhuriyet Savcılığı, Telekominikasyon iletişim Başkanlığında (TiB) bir soruşturma yapmıştı ve tüm bilgisayarların imajını almıştı.
Bu telefonların 76 tanesinin, iMEi numarası TiB’de çıktı. Abdullah Gül, MiT Müsteşarı, Genelkurmay Başkanı, Bülent Arınç’a ait olanlar çıktı. En çok da Enerji Bakanına ait olan telefonda dinleme çıktı.
15-20 SANiYEDE ÇÖZÜYOR
Kriptolu telefonların dinlendiğini tespit ettik. Nasıl dinlendiğini ispatlamak için 3 yıl uğraştık. 15-20 saniyede bütün görülmeleri çözen bir mekanizma. Yeni bir kriptolu telefon yapıp devlete teslim ettik.”
--spoiler--
Hande Fırat, Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’na bilgi verdi
--spoiler--
Gazeteci Hande Fırat, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Facetime uygulamasından canlı yayınla görüşürken, ne düşündüğünün sorulması üzerine "Eğer görüntü giderse ne yapacağım düşündüm. Eliniz titriyor ister istemez. Facetime kullanırken, görüntü ve bağlantının kopmaması gibi bir endişeniz var" dedi.
Darbe girişimi gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Facetime uygulaması üzerinden canlı yayınla bağlanan ve gecenin dönüm noktalarından birini oluşturan Doğan TV Ankara Temsilcisi, Gazeteci Hande Fırat, 15 Temmuz FETÖ/PDY Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’na bilgi verdi. Darbe girişimi gecesi yaşananları, kitabı ’24 Saat’te de detaylıca anlattığını kaydeden, Hande Fırat şöyle konuştu: “Kızımla yemeğe gittik. Eve geçtiğim an Whatsapp gruplarıyla haberleşiyoruz ofis olarak. 40’a yakın personelle çalışıyorum ben. ilk mesajlar gelmeye başladı. Emniyet müdürleri, Kızılay’a çağrılmış gibi. Sağı solu aramaya başladım, özel kaynaklarımı aradım. ‘Askeri hareketlilik, emir komuta zinciri dışında olabilir’ diye kaynağımdan cümle duydum. Resmi kaynaktan bunun durumunu sormadan veremezsiniz. Herkes ofise geçsin ortalık karışıyor. Whatsapp yazışmalarını koydum. Kızımı anneanneye bıraktım”
“HASAN BEY’iN TELEFONUNDAN FACETiME GERÇEKLEŞTi”
Yaptığı görüşmelerin ardından apar topar evden çıktığını belirten Fırat, iş yerine giderken, Genelkurmay Kavşağı’nın kapalı olduğunu gördüğünü belirtti. Hande Fırat, şöyle konuştu: “Patronum Aydın Bey’i aradım. Kalkışma dememiştik henüz Başbakan da açıklama yapmamıştı. 1 saat sonra ofise geçebildim. Gazetecilerin her yerde haber kaynakları vardır. Kurumlardan resmi olan olmayan kurum başlarındaki isimlerle görüşürler. Doğru canlı yayın noktaları peşpeşe düzgün yayıncılık çıkarmak zorundaydık. Siyasetçiler arıyorum bir şey bilmiyorlar. Bazı isimlere ulaşamıyorum. Ortada şöyle bir durum vardı. Genelkurmay’dan aradığımız isimlere ulaşamıyoruz. Genelkurmay önünde ateş açılmaya başladı. istanbul’da aynı şeyler yaşanmaya başladı. Hem Başbakanlığı hem Genelkurmay’ı aramaya başladım. ilk haber generallerin rehin olduğu haberiydi. generaller rehin haberi CNN Türk’te verildi. Genelkurmay iletişim Daire Başkanı’nın adı olur. O açıklama Ertuğrul Özkürkçü’nün adı olmadan geldi. Yaptığım görüşmede generallerin rehin alındığını öğrendim. ilk bu haberi verdik. Cumhurbaşkanı’nın Marmaris’te olduğunu biliyoruz. Hasan Doğan’ı da aradık. ilk son dakika Cumhurbaşkanı Marmaris’te güvende gelişmeleri hassasiyetle takip ediyor. Bunların detayları saatleri var. Benim iki tane telefonum var. aramalar yapıp, sürekli not tutuyorum. Bu aldığım notları ekranda anlatıyorum. ikinci son dakika cumhurbaşkanı açıklama yapacak son dakikası. ‘Derhal DHA’yı arayın Cumhurbaşkanı’nın kaldığı otele yönlendirin’ dedim. istanbul’da frekanstan görmeye çalışıyor. Yaklaşık 1 saat sonra tekrar Hasan Doğan’ı aradım. Biz açıklamayı yaptık Periscope’a koyduk dedi. Biz alamadık dedim. Bana bağlayın dedim. Skype’ın var mı, dedi Hasan. Facetime yapalım, dedim. Facetime bağlantısı. Beyefendiye sormam lazım, yanıtından sonra sordu. Kabul ediyoruz, diye geri döndüler bana. Hasan Bey’in telefonundan Facetime gerçekleşti. Bombalar saldırılar devam etti. Gecenin bir bölümünü sığınakta geçirdik. Muhabirlerimin güvenliğini bir noktadan sonra sağlayamıyorduk, bir kısım muhabirler dışarıdaydı çığlık atanlar korkanlar çocuklarının yanında olmak isteyenler vardı o gece. Gitmek isteyenler olduğu için 4-5 araba ofisten çıkardık. Haber müdürü teknik ekip kaldılar. Alandaki arkadaşlara da güvenli bölgelere evlerine gitmelerini söyledik. Biz o gece böyle bir şey tahmin etmediğimiz için çelik yelek kask giydirme fırsatımız olmadı muhabirlere. istanbul CNN basıldı. Yayın kesildiğinde Kanal D’den devam ettik. Tüm Türkiye açısından çok zor geceydi. Bir daha yaşanmamasını ümit ederim”
“ADI KONULMAMIŞ AMBARGO VARDI, CUMHURBAŞKANI YAYININDAN SONRA TEK TEK BAĞLANMAK iSTEDiLER”
Hande Fırat, o gece önemli isim olarak kimlerle konuştuğunun sorulması üzerine, şöyle cevap verdi: “AK Parti milletvekilleri gelmiyorlardı. Adı konulmamış ambargo vardı. Cumhurbaşkanı’nın yayına kadar. Ancak yapılan açıklamaları diğer televizyonlarda alarak tüm siyasetçileri tek tek bağlanmak istediler. Kayıtları var biliyorum. Pek çok isim, vatandaş, eski başbakan, eski cumhurbaşkanı, Ahmet Davutoğlu, Mesut Yılmaz, hepsi tek tek bağlandı. Bakanların hepsi, başbakan yardımcıları bağlandı. Hastalıklı şekilde işimi yapma merakım vardır. illa ki ben ve ilk vereceğim merakım vardır. O gece çok sayıda kaynağımı 20 defa falan aramışımdır. Israr ederim, alana kadar ve oh çekerim ilk haberi verdikten sonra. Bir çocuğum var. Sabah olur mu, çocuğumu görecek miyim 42 yaşındayım. 80’de küçüktük aklımda bir takım kareler var. Korktum. Ülkenin geleceğinden çocuğumun geleceğinden de korktum. Milletim için de korktum”
“CUMHURBAŞKANI’NIN SESLi VE GÖRÜNTÜLÜ AÇIKLAMASI BENiM iÇiN BÜYÜK HABERDi”
Hande Fırat, ilk açıklamayı almanın habercilik olduğunu belirterek, şöyle dedi: “Cumhurbaşkanı, Başbakan o saate kadar konuşmamış olsaydı kimden haber alamıyorsanız kimi görmediyseniz bu haberdir TV açısından. Sosyal medyada dahil fısıltı gazetesi hayata geçmişti. ilk açıklamayı almak haberciliktir ve önemlidir. Cumhurbaşkanı’nın sesli ve görüntülü açıklaması benim için büyük haberdi. Bu tip mesajlar oldu. Belli süre sığınakta kalmamızın güvende olacağı söylendi. inanılmaz sallandık. Pek çok siyasetçi aradılar dikkat edin kendinize diye. Ertesi sabah inanılamayacak sayıda mesaj aldım. Ortadoğu’dan cesur kadın şeklinde ifadelerle”
“FACETiME iLE GÖRÜŞÜRKEN GÖRÜNTÜ GiDERSE NE YAPACAĞIMI DÜŞÜNDÜM”
Hande Fırat, “Facetime kullanırken o sırada ne düşündünüz” sorusu karşısında şu ifadeleri kullandı: “Eğer görüntü giderse ne yapacağım düşündüm. Eliniz titriyor ister istemez. 21 yaşında mikrofonu elime aldım ve elim titriyordu. Hem kameraya göstermem lazım hem görüntü hem açıklama önemli. Düzgün tutma gayesi vardı telefonu kameranın görmesi için. iki kez telefon çaldı o sırada. Ne yapacağımı bilemedim o an. Reddetsem bağlantı kesilir mi diye düşündüm. Nuh Yılmaz’dı arayan. Teknikçiler ‘No’ya bas’ dediler. Arkasından da çocukluk arkadaşım elinde yayın gitti bilmiyor o sırada o arıyor onu kapatmak durumunda kaldım. Facetime kullanırken görüntü ve bağlantının kopmaması gibi bir endişeniz var. Birinci dakikada yönetmenler kulağıma tüm TV’ler bizden ortak yayına geçti dediler. 3’üncü dakikadan sonra dünya TV’leri alıyor. O an bağlantı kopmamalı düzgün tutmalıyım gibi. işinizde ısrar etmek bu bir vicdandır duruştur. işinize, memleketinize saygıdır. Gitseydik ömrümüzün geri kalanın da baya bir vicdan azabı çekerdik. Artık sadece TRT yok. Bir sürü TV ve radyomuz var. Devir değişti. Bunların hiçbir olmasa da cep telefonlarımız var. Bunların sakıncaları var tabi ki. Doğrulatmadığınız haberi sosyal medyada görebilirisiniz başka olaylara sebep olabilir. Gerçek medya sosyal medya teknoloji bir araya geldiğinde başka bir şey oluyor”
“SORGULAYICI EĞiTiM OLMALI”
Çocukların bu tür yapılara kanmaması için eğitimin önemine vurgu yapan Fırat, şöyle devam etti: “Geçmiş yılarda insanların da farklı duruşları vardı. Eğitim değiştikçe 2016 yılında kimse darbeye de destek vermez kimsenin aklından da geçmez geçmemeli. Bu demokrasi kültürünün yerleşmesi çok önemli. Ben temelde çocuklarımızda görüyorum sorgulayıcı eğitim ve bu eğitimin her seferinde daha ileri gitmesi. Girişimin önlenmesinde bence Türk milleti ve medyanın rolü büyük”
“ALLAH KORUDU”
Gazeteci Fırat, “O gece ofisinize eylem oldu mu” sorusunu “CNN’nin yayınını susturun, bilgisi vardı bizde. Yayının istanbul’da olduğunu düşünmüş olacaklar ki ya da doğrudan merkezden susturalım diye oraya gittiler. Binada da alınan önlemler var. Kapıların kapatılması ve açılmaması gibi. Allah korudu diyeyim size” diye yanıtladı.
“iFADELERi OKUDUĞUMDA ‘NEYiN KAFASI BU’ DiYE HAYRETE DÜŞÜYORUM”
Darbe girişimine nasıl gelindiği konusunda düşüncelerini anlatan Fırat, şu açıklamalarda bulundu: “Polis muhabirliği yaparken de sonrasında da Cevdet Saral, Osman Ak polis raporları, asker raporları. Gülen cemaatinin TSK içine nasıl sızabileceği. Tüm bunların hepsini yaşadık. Bizler gazeteci sizler siyasetçi olarak hep beraber yaşadık. TSK en büyük hedef olarak konulmuştu. 98’lerden bahsediyorum. Demek ki o günden bugüne yeterli önlem alınmamış. 98’den bugüne hepimiz hatalıyız. Bence sorgulayıcı eğitim. Çocuklarımız gözü kapalı bir örgüte teslim olabiliyorsa, ben ifadeleri okuduğumda dehşete düşüyorum neyin kafası bu diye. Bugünden itibaren yetişecek nesiller sorgulamalı. Yurt içinse yurt, başka bir şeyse başka bir şey. Sonuçta birimizin derdi hepimizin derdi oluyor. Şucu bucu olduğu için yükselmemek gerekiyor. Gazeteci öyle tepeden olunmuyor işte. Bir türlü ders alıp hayata geçirmiyoruz. Keşke geçirsek devleti liyakatı ön plana koysak. Eğitim demokrasiyi de getiriyor. Bu bir kültür hem evinizde hem okulunuzda olacak”
“GAZETECiLiĞi GAZETECiLER YAPAR”
Medyanın yeniden yapılanmasına ilişkin konuşan Hande Fırat, şu ifadeleri kullandı: “Medya normaline dönmeli. Gazeteciliği gazeteciler yapar. Bir an da gazeteci olunmuyor. Cumhurbaşkanı neden CNN’e konuştu. Orda bir iş mi var. insanlar gerçekten mesleğini yapmadığı için bunlar konuşuluyor. Yeniden yapılanmadan öte buna saygı duymak lazım. Devlette özel sektörde her yerde liyakat gerçekten gazeteciler bu işi yapmalı. Bir gazeteci yalan yanlış yapıyorsa kaynağı onunla konuşmaz. Tam tersi içinde geçerli. Zaten nasıl işlediği belli. Saygı göstermek hepimiz adına faydalı. Demokratik evrensel ilkelerle yapılması önemli. Ben konuşmaktan zarar gelmeyeceğini düşünüyorum. Medyada siyasetçiler konuşsun. iyi ki medya var gazeteciler var, yeter ki gerçekten gazeteciler bu işi yapsın”
“AB’NiN BU MÜCADELEYi ANLAMALARI LAZIM”
Avrupa Birliği’nin (AB) darbe girişimine ilişkin geciken tepkileri konusunda düşüncelerinin sorulması üzerine Hande Fırat, “Ben aynı zamanda demokrasi platformunun üyesiyim. Brüksel’e gittiğimiz de şunu gördük. Türkiye sivil toplum örgütleriyle lobi faaliyetlerini yürütmemiş. O boşluğu da FETÖ ele geçirmiş. AB şunu göremedi. Yenikapı ruhu binlerce insan sokakta en çok buna sahip çıkması gereken AB idi. Neredeydin. Raportörü bu konuda yanıt vermiyor. Bunları söyledikçe haklısınız demeye başladılar. Bu mücadeleyi anlamaları lazım. Aynı anda üç terör örgütüyle uğraşıyor. Ama yine de her şey hukuk çerçevesinde olmak zorunda” diye konuştu.
“FETULLAH GÜLEN’E GiTMEMiŞ OLAN AZ SAYIDA GAZETECiDEN BiRiYiM YÖNETiCi OLARAK”
Öğrencilik yıllarında FETÖ ile yolunun hiç kesişmediğini vurgulayan Fırat, “Hepimizin yolu kesişti şuan gözaltında olan tutuklu olan gazeteci arkadaşlarımız var onlarla beraber çalışmıştık. Her meslektaşım gibi tabi ki kesişti. Uçaklara davet edilmezken başka gazeteciler davet ediliyordu. Meslek hayatım öncesinde de sonrasında da çok az sayıda gazetecilerden biriyim yönetici olarak Fethullah Gülen’e gitmemiş olan” ifadelerini kullandı.
“iŞiNiZi YAPMAK ASIL OLAN”
Hande Fırat, ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın CNN TÜRK’e bağlanmasına ilişkin “Gazeteci arar, bayar ısrar eder. Karşısı aramaz. En az 5 kez aradım Hasan Doğan’ı ben açıklama ne oldu diye aradım. işinizi yapmak asıl olan. Bunun dışında bir şey olduğunu düşünmüyorum” dedi.
--spoiler--