bir çok kişi için 13 şubattan da 15 şubattan da farksızdır. kendi gibi geleneği bozmayıp ve gene yalnızları oynayacak çok kişinin olması insanı anlamsız rahatlatmıyor değil hani...
artık son derece normal olmuş bir tarih.
küçükken ne aşktan ne de başka şeylerden haberimiz vardı, belki duysak egoyu bir yiyecek zannederdik, menfaat de yabancı bir ülkeydi.
sevmeyi ve sevilmeyi arzu ettik, güzel bir kızı ilk gördüğümüzde içimizde bir şey yanınca ' bu da ne? ' diye meraklandık. işin ilginci, bir türlü olmuyordu, elini tutmak istediğimiz değil, aklımızın ucundan geçmeyen seviyordu bizi.
ne zaman bıktık? hayallerimizin gerçeğe yanaşmadığını anladığımız zaman mıydı?
bütün o güzeller başka erkeklerin, göbekli, paralı, arabalı, şebek seçeneklerinden en az ikisine sahip olanları tercih ediyordu. bunu anlayınca ' ben yokum artık ' dedik. hiçbir aşk zorla olmazdı, istemediğimiz kişinin elini tutamazdık.
işte o zamandan beri 14 şubat sadece sinir bozan küçük bir serseridir.
eğer son 2 haftada bir mucize, olağanüstü birşey olmazsa, ömrü hayatımda ilk defa farklı bir gözle baktığım gün olacaktır. eskiden sinir olduğum, tahammül edemediğim bu güne ilişkin ilanlara artık daha farklı gözle bakıyorum sözlük.
siz bakmayın #4703909 no lu entry de yazdıklarıma, vakt-i zamanında bir siyasetçimizin de dediği gibi dün dündür bugün bugündür bitti, bu kadar, lütfen "daha dün sen de bizim gibiydin", "olan var olmayan var ayıptır" vs. gibi muhabbetlere girmeyin benimle, hiç çekemem.
nefret ettiğim gündür.
şimdi yanlış anlaşılmayayım da kuyruk acısından sölemiyorum bunu.
hiç bir alakam olmamasına rağmen, arkadaşlarım yüzünden daha haftalar hatta aylar varken saatlerce sözü edilen, acaba ne alsam ay bi yardım et diye beni deli ettikleri gündür.
ayrıca sade ve sadece para tuzağıdır.
benim için tek anlamı bi sonraki günün ablamın doğum günü olmasıdır.
burdan tüm çiftlere sesleniyorum, sevgilinize hediye alacaksanız bu sadece sizi ilgilendirir, günlerce yemeyin başımızın etini.
(bkz: nefretini kusmak)*