işçi bayramı. kanlı 1 mayıs'tan sonra yasaklanan taksim meydanını ilk defa olarak ak parti iktidarı halka açtı, hem de resmi tatil yaparak. ama işçilikle alakası olmayan marjinal sol-terörist örgütler iktidarımızın bu iyi niyetini suistimal edip vandallıklarına devam ettikleri için taksim meydanı yine yasak.
muhtemelen seçim öncesi çatışma ortamı yaratmak isteyecek olan kirli eller yarın yine işbaşında olacak. allah polisimizi ve iktidarımızı bu teröristler korusun. devletin izin verdiği alanlarda kutlayacak olan bütün işçilerin ise bayramını kutlarım.
lan geri zekalı hükümet yetkilileri bjr adam eyleme katılmaya kararlıysa o adam sen yolları kapattın diye oraya gitmekten vazgeçmez. sıktigimin taksim inde eylem olacak diye bütün ulaşımın amına koymak neyin nesi. olan eylemciye değil sade vatandaşa oldu mis gibi tatili vardı sizin yuzunuzden evine kapanıp kalacaklar.
kısa ve net yapacağınız işin amk.
fakir, vasıfsız, değersiz, 2. sınıf insan olan kirli işçilerin bayramı imiş. tabi bu bayramı işçilerden çok avmlerde sürten orta halli veya zengin ergen p*çlerin daha çok önemsemesi bir hayli ilginçtir.
Günün anlam ve önemi üzerine 1 MAYIS ve "iŞÇi sınıfı" hakkında sevdigim bir yazı...;
" Var olmayan sınıfın bayramı olur mu?
Türkiye'de işçi sınıfı diye bir sınıf yoktur. Dolayısıyla gerçekte var olmayan bir sınıfın bayramının da olmaması gerekir.
Ama var zannediliyor, bugün göreceksiniz bazı insanlar gerçekte var olmayan sınıflarının bayramını kutladıklarını sanarak Taksim alanında gösteri yapacaklar.
Olmayan sınıfa ait sloganlar atılacak, zafer marşları filan söylenecek.
***
Peki Türkiye'de bir işçi sınıfı neden yoktur?
Bu soruya kısa bir şekilde burjuvazisi olmayan, burjuvazisi bir türlü oluşamamış bir ülkede işçi sınıfı neden olsun ki, nasıl olabilsin diye kestirme cevap verebilirdim. Öyle ya burjuvazi olmadan işçi sınıfının olabilmesi diyalektiğe de aykırıdır.
Aykırı değildir diyenin de alnını karışlarım, onunla iddiaya bile girerim kaybedenin cezası Karl Marx'ın 'Kapital' kitabını okumak olacak.
Ben iddiaya rahat gönülle girerim çünkü kaybetmem imkanı nasıl olsa yok ama kaybedecek olsaydım bile yine de rahat olurdum; çünkü nasıl olsa daha önce en az iki kez okudum Kapital'i, bir defa daha okurdum olur biterdi.
***
Ama ben bu kestirme yola girmeyeceğim, işçi sınıfının neden olamadığını daha bilimsel ve uzun yoldan açıklamaya çalışacağım.
'işçi sınıfı' sadece ekonomik bir kategori değildir.
Yani nasıl ki fabrika sahibi veya paralı olmakla insan burjuva olamıyorsa; insan fabrikada da çalışınca otomatikman işçi sınıfına dahil olamaz.
işçi sınıfı, ekonomik olmaktan daha çok kültürel bir kategoridir. Sınıf ancak yaşam stilleri ile birbirlerine benzeşen, hayat hakkında alınacak kritik tavırlarda anlaşabilen, kısacası ideolojiyi paylaşan insanlar topluluğudur.
***
Sınıfların sadece ekonomik kategoriler olmadığını daha çok kültürel bir oluşum olduklarını bana büyük ingiliz tarihçisi E.P. Thompson öğretmişti. E.P. Thompson, yazmış olduğu 'The Making Of the English Working Class' (ingiliz işçi Sınıfının Oluşumu (Yapılışı) başlıklı kitabında ekonomik kategori olarak zaten var olan işçilerin, ideolojik ve kültürel /ideolojik açıdan işçi sınıfı bilincine kavuşup gerçek sınıf olarak ortaya çıkmalarını mükemmel anlatır.
***
Türkiye'de işte bu olamamıştır.
işçi sınıfı ideolojisi, gerçek sahipleri tarafından bir türlü kabul görmemiş ve onlar sadece bir ekonomik sınıf olarak var olmuşlardır, yani oluşumlarında yarım kalmışlardır.
Onların var olduğu varsayımıyla ortaya çıkıp gerçekte var olmayan bir sınıfın savaşını yürütmeye gönüllü olarak girişen insanların da sonu hep hüsran olmuştur.
Bu iyi niyetli ama tarihsel açıdan yenilmiş insanların önemli bölümünü, bugün yine alanda göreceksiniz.
Kendilerinin sınıf olamadıklarını bilmeyen gerçek işçiler ise, bugün o alanda işlerinin ne olduğunu tam bilemiyorlar.
Türkiye'de sınıf olarak olmadığını bilmeyen bu zümrenin tek büyük savaşı sadece o alanda yılda bir kez var olmaya indirgendiğinden, bugün de mecburen orada herkes.
Türkiye'de işçiler bir sınıf olarak yılda sadece üç-dört saat var olabiliyorlar. Çünkü tek gerçek ortak kültürleri ve paylaştıkları ideoloji hedefi, Taksim'de yürümekten ibaret. Yürüyüş bitince de sınıf tekrar ortadan yok otomatikman yok olacak.
***
Onların gerçekten sınıf olarak var olabildiği üç dört saat boyunca ise ben zenginlerin takıldığı bazı bar ve restoranları gezeceğim. Ve bakacağım acaba işçi sınıfının sınıf olarak ortaya çıkabildiği bu kısa hayatı süresinde, Türkiye'nin zengininden de bir burjuvazi oluşabildi mi buna bakacağım.
Kim bilir bir diyalektik mucize olur ve Taksim sayesinde yılda sadece üç-dört saat ortaya çıkıveren işçi sınıfı da belki kendi diyalektik karşıtını da yaratır.. Bir bakacağım bakalım mucize olacak mı.
Bunun olabileceğinden hiç umudum yok çünkü bizde parası nedeniyle burjuva olmaya namzet insanlar işçilerden daha fazla sınıf bilincinden yoksunlar.
Ne diyeyim galiba bize anlatılan hikaye de doğruymuş galiba.
Türkiye gerçekten de sınıfsız bir toplummuş, ne burjuvazimiz var ne de işçi sınıfımız, sadece lümpen burjuvazimiz pek bol. "
S.T.
Nice 1 MAYISLARA....!
akp nin 1 mayıs içi bayramını kutlamalarına koyduğu yasaklar tamamen psikolojik bir olaydır. adamlar yasakladıkça halka çok daha tatlı gelecek bu yasaklar. hırsa binecek olaylar. taksimde olan her olay hdp ye yüklenecek v1 mayısı terör eylemine çevirip hdp yi suçlayacaklar. hdp barajın altında kalacak. akp tek başına iktidar olacak. yani adamlar engelliyoruz sıkıysa gel, olay çıkarırız diyorlar.
kanlı 1 mayıs olayları ile ilgili hiç bilmediğimiz gerçekler öncesi ve sonrası. yakın tarihimizi meğer hiç bilmiyormuşuz.
1- http://pic.twitter.com/8W6ffIzQ1V
ortalığı dağıtan, meydanlarda yağma yapan insanlara zarar verenlerin bahane olarak emekçiyiz deyip evlerine gittikten sonra ortalığı temizleyen, yolları temizleyen, yolları düzelten emekçilerin bayramıdır. emekçi onlardır.
bugün ankara direnişindeydim. bugün insan vardı orada, cinsiyet ve adı yoktu kimsenin bugün elele tutuşan farklı insanlar vardı, bugün umut vardı sokaklarda bir avuç insanın bir gün eşit olma umudu.
masum olarak gösterilen sosyalist rejimlerin günüdür,bütün ezilenlerin günüdür o zaman sormazlar mı adama stalinin 18 mayıs sürgünü,katyn katliamı,holodomoru nedir? sosyalist rejimlerden hangisi insanlara eşitlik,adalet getirmiş denmez mi? kızıl ordunun zulmü altında inleyen halklar ezilen değil midir? o zaman sorarım neden hala komünizm propagandası yapılır meydanlarda? faydası olmuş mu komünizmin ezilenlere demezler mi?
insan şaşıp kalıyor bu hal karşısında, tamamen marksizm dininin mensubu olanlardır, bağnaz ve yobazdır bu günü kutlayanlar. lazım mıdır bu çağda proleteryanın dünyayı idare etmesi? ben ezilen bir işçi sınıfı görmüyorum,siz? ezilenlerin değil,işsiz güçsüz insanların günüdür bugün. bir komedi oynanmaktadır. rahat içinde yüzen insanlar gider taksim'e,işçiler değil. ideolojilere değil gerçeğe ve bilime inanın derler adama.