daha birkaç hafta önce yanına istanbul valisi muammer güleri de alan (ki herkez gibi konuşmasından, bende hiç bi şey anlamıyorum) celalettin cerrah, polisin imajını düzeltme partisi yapmışlar, bik bik konuşup pasta kesmişlerdi. çok geçmedi o pos bıyıklarını çorbasına bana bana içtiği, emniyet müdürünü hasret kalmadan tekrar gördük. polisin yeni imajını da görmüş olduk böylece. eskisi daha iyiydi sanki, en azından saçlarını yana tararlardı daha bi şeker görünürlerdi.
insanlarin gunluk yasamini kotu etkiler diye iscilerin isci bayramini taksim'de kutlamasini yasaklayan ve burayi resmen insanlara kapatmak suretiyle, etkilenmesin diye taksim'i herseye kapattigi insanlarin gunluk yasaminin icine eden devletin, vatandaslarin gunluk yasamini kotu etkilemesin diye vatandaslarini fena halde dovdugu utanc duyulasi bir gundur. turbanli lise ogrencisi kursuye turbanla cikarilmadi diye kiyamet koparan, insan haklari, demokrasi fedaisi entellerimizin ve ab'nin yorumlarini merakla bekliyoruz.
Başbakanlığın, meclisin ve ve bilumum devlet büyüğünün, büyüklük gösteremeyip, ülkeyi yönetmediklerinin kanıtı; inat uğruna ve "zarar yapacaz" gerekçesiyle heryeri işçiye yasak ettikleri ve çıkan olaylarla hesaplanandan daha, çok daha fazla zarar açtıkları ; hükümetin sınıfta birkez daha kaldığı gündür.
polisi artık allah ıslah etsin...
edit: kimlerin ayak kimlerin baş olduğu ortada... gerçi böyle başa böyle tarak böyle g*te vs...
başka söylenecek söz yok...
istanbul'daki kutlamalar için 4 ayrı yer gösterilmiş valilik tarafından, fakat sırf ortamı nasıl gerebiliriz, şu ülke insanını nasıl kışkırtabiliriz hevesinde olan sendika başkanlarınca israrla taksim dendi, taksim türküsü söylendi. eğer amacın kutlamaksa buyrun size 4 ayrı yer gösterilmiş, nedir bu israrın amacı? valilik açıklama yapıyor taksim meydanı girişi ve çıkışı çok olan bir yer olduğundan güvenlik önlemlerini sağlamamız sıkıntı olacaktır bu yüzden her sene olduğu gibi bu sene de taksim'de olmayacaktır kutlamalar. ancak yok! israrla taksim diyorlar bazıları... en son 1978'de taksim'de kutlanmış ve o gün neler olduğu aşikar. eğer israrla sen kanuna, kararlara karşı durursan ve valilik kararını görmezden gelirsen; polis sana gaz bombası da kullanır, panzer de kullanır, sen bu polisten şefkat göstermesini bekleme. eğer 1 mayıs senin için anlamlıysa ve kutlamak istiyorsan gösterilen yerlerde kutlarsın, tutupta kafana göre taksim'de yapıyorum ben diyemezsin, dersen ben bunun altında başka bir şey ararım. işçilerin sendika başkanları tarafından kullanıldığı ve kışkırtıldığı gündür 1 mayıs 2008...
ulan sadece işçilerimiz kutlasa gıkım çıkmaz haklarıdır derim. ama olya pkk taraftarları içine girince(malum sarı- kırmızı-yeşil renkler) insan harbi çileden çıkıyor. şimdi gel de bu orospu çocuklarına şiddet uygulama. olan garibim işçi sınıfına oluyor.
bayram kutlamaya giderken maske takmanın, kaldırım sökmenin mübah olduğunu gördüğümüz gün. ne oldu acaba sayın sendika başkanları o kadar insan rezil oldu ortalık karıştı da başları göğe mi erdi? bayram nedir? beraber kardeşlik türkülerinin söylendiği, insanların birbiriyle kaynaştığı gündür. bizimkilerin yaptığı ise b.k yemenin arapçası.
taksim meydanı'na işçiler değil de, her 1 mayıs'ı kendileri için promosyon aleti yapan, işçilere ve işçilerin bayramına zerre saygısı olmayan, çoğu sol partilerin gençlik kolundaki öğrencilerden oluşan grubun girmeye kalkmasıyla ortalığın karıştığı gündür.
açın bakın televizyona. 19-20 yaşındaki çocuklar polise taş atıyor,dükkanların camlarını indiriyorlar, arabalara zarar veriyorlar. sonra faşist polis diye klavye başında ağlamalar. sen ilk önce içindeki terör yanlısı grupları durdur, bu gösterileri kendi adının duyulması için değil işçiler için yap, saygılı ol, adam ol. ondan sonra gel polisi beraber eleştirelim. android değil onlar emin olun vicdanları da acımaları da var.
ülkede savaş ortamı varmış gibi insanların giriş çıkışını engelleyen zihniyetin mahvettiği gün. solcu değilim ama demokrasi denilen şeyde herkes kanunlar içinde kendini ifade edebilmeli. akp nin demokrasi anlayışı ne kadar sığ bir kez daha gördük.
abd'den gelen bakan için kapatılan yolların, meydanların ayak takımı olarak nitelendirilenlere çok görüldüğü, her yılbaşında taksimde yaşanan utanca önlem almayanların seferber olduğu gün.meğer ne de çok korkuyorlarmış..
(bkz: ödlekler geçmiş başa derken mertlik bozulmuş)
Kapitalist oligarşinin il komutanı tarafından emekçilere karşı taksim müdafasına dönmüş olan bayramdır . Anayasaya göre yürüyüş ve toplantı yapmak için izin almanın bile gereksiz olduğu bugün taksimi bir kale olarak gören burjuvazinin faşist kolluk güçlerince gaz bombaları , coplar , tazyikli sular ile geri püskürtülmeye çalışılan bir emekçi ve işçi kitlesi vardı. Ancak feodal bir kentte görülebilecek bir kale savunması örneği olan bu tutum yalnızca istanbul'da gerçekleşmedi. Ankara'da emek sömürüsüne karşı haklarını haykıran emekçilere ve işçilere de plastik mermi kullanarak bayramı teröristlere karşı yürütülen bir operasyona dönüştüren polisin devlet adına kullandığı faşizmi iliklerimize kadar yaşadık.
Sonuç kim ne derse desin artık bu ülkede demokratik yollardan sosyalizm getirmek gibi bir derdi olan tüm emekçi ve işçi kitlesi ile konfederasyonları zaten açık olan gerçekleri daha da net gördü. Sosyal demokrasi , sosyalizm , sol ulusal ideolojiler karşısında kapitalist burjuvazinin faşizmini 1 Mayıs gibi sembolik toplantılarda dahi ensesinde hissettikten sonra demokrasinin totaliter biçimini ve köleci ekonomik-siyasal yapısını daha fazla savunmalarının pek bir anlamı kalmasa gerek ilerleyen yıllarda. Kısacası sosyalist bir gelecek için sınıflı ve devlet iktidarını ele geçirme odaklı bir stratejinin hele ki sendikalar ve konfederasyonlar ya da sivil toplum kuruluşları ile devlet terörünün karşısında demokratik davranabilme yetisinin sınırlarının zorlanarak inşa edilemeyeceği bir geleceğin karanlık tablosunun çizildiği gündür.Emek platformu kapitalist burjuvazi karşısında ulusal oligarşiler ile uzlaşma sonucu ancak kapitalist sömürüden aldığı tavizlerle işçiler ve emekçiler adına mevcut faşizmi daha da fazla arttıracağı gerçeği ile yüzleşmek zorundadır.
türkiye'de, üzerinde "sosyaladalet, demokrasi, özgürlük, eşitlik, barış" yazan pankartlarla yürüyüşe geçen vatandaşlara üzerlerinden tazyikli suyun, copun, şiddetin devlet tarafından eksik edilmediği, akla "bu istenenlerden hangisi kötü? hangisi yasadışı?" sorusunu getiren, ama aynı gün fransa'da işçilerin cumhurbaşkanlığı sarayında ağırlandığı gündür.
kelimeler kifayetsiz, o güzel insanlar o güzel atlara bindiler ve gittiler.
binlerce polis,binlerce gaz bombası,binlerce plastik mermi ve bunun üzerine kullanılan tazikli su..bunlar sadece istanbulda polisinin kullandıkları gerçi istanbula diğer şehirlerden de takviye polis,jandarma gönderilmiş.taksim meydanı bariyerlerle kapatılmış o yetmemiş önüne polislerden duvar örülmüş.polisteki malzemeleri gördük kullanmaktan çekinmediler zaten peki yürüyüş yapanlarda pankarttan seslerinden başka ne vardı?niye ağzını açan saniyede susturuldu?polisin gözü niye bu kadar karartıldı?
yetmedimi be polisim??vura vura derman kalmamış kollarında yoldan geçen teyzemden ne istemişsin ya o 5 yaşındaki çocuktan?taksimi kapattında noldu kurtarabildinmi vatandaşını?taksimi kapattında noldu engelledinmi karmaşayı??
diktatör tayyip erdoğan yönetiminde ki akp'nin işçilere, emekçilere, insanlara zehir ettiği gün olmuştur.
ayrıca polis olmadan önce gayet normal bir kişiliğe sahip insanların polis olduktan sonra faşizan eğilimler gösterip, kişilik bölünmesi yaşamasının sebebini merak ediyoruz.
07:00 - 16:00 arasında mesai yapılan, yolda trafik sıkıntısı yaşanmayan, hem çalışılıp hem de kendine bol bol vakit ayrılabilinen gün. (bkz: tam işçi bayramı)
aslen işçi bayramıyken farklı provakasyona dönüşen gün.
izin verilse, alana girenler aransa; şüpheliler yakalansa ne olurdu?
amaçları ortamı germek olanlar yine başardılar. ısrarla oraya gitmek isteyenler zaten provakatörler, oraya gidilmesine engel olanlar da ayrı bir provakatör.
geçen senden beri kaç tane miting oldu bunu da yapsınlar boşver! ama doğru senin işine geliyorsa gerilim tabi bunu yaparsın.
chp milletvekili mehmet ali özpolat'ın disk genel merkezinde kalp spazmı geçirdiği, dsp başkanı zeki sezer'in taksim atatürk anıtını çelenk ve kazancı yokuşu'ndaki anıta karanfil bıraktığı ve bir grup tkp'li tarafından protesto edildiği olaylı gül.
sanki sıkıyönetim var gibi.herşeye okadar el atıldı ki insanların çoğu acaba kanlı 1 mayısımı yaşıycaz yine düşünüyolar.akp hükümetinin ulaşımı kesmesi,barikatlar kurdurması,okulları tatil etmesi hatta elinden gelse oraya canlı hiçbir şey sokmak istememesi birazda olsa abartı değilmidir?ya sendikaların ısrarının "anayasal düzene baş kaldırı olarak nitelendirilmesi" açıklamasına nedemeli?
31 yıl önce o silahları ateşleyenleri bulsaydınız onlara sorsaydınız..aradan seneler geçti sadece adı kaldı madem insanların canına bukadar değer veriyosun taksimi kapatmadan önce dönde bi geçmişine bak!güç gösterisi yapmak tabiki kolay ve göz boyayıcı polisleri sabahın 6sında sokaklara yığmakla sesini çıkaran kişiyi hemen susturmaklamı olucak?inşallah polislerimiz bu senede turistlere vurmazlar..
--spoiler--
1886'da 8 saatlik iş günü hakkı için sokaklara çıkan,polisin açtığı ateş yüzünden kanı dökülen işçi sınıfının,1889'da 2.enternasyonal,1890'da abd sendikal örgütlerinin aldıkları kararlarla "uluslar arası emek hakları savaşımının bayramı" Dünya'nın pek çok ülkesinde "işçi sınıfının birlik ve dayanışma günü"olarak kutlanabilmesi pahalıya mal olmuştur.
--spoiler--
Günlerin bugün getirdiği
Baskı, zulüm ve kandır
Ancak bu böyle gitmez
Sömürü devam etmez
Yepyeni bir hayat gelir
Bizde ve heryerde
1 Mayıs 1 Mayıs
işçinin, emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda
ilerleyen halkın bayramı
Yepyeni bir güneş doğar
Dağların doruklarından
Mutlu bir hayat filizlenir
Kavganın ufuklarında
Yurdumun mutlu günleri
Mutlak gelen gündedir
1 Mayıs 1 Mayıs
işçinin, emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda
ilerleyen halkın bayramı
Vermeyin insana izin
Kanması ve susması için
Hakkını alması için
Kitleyi bilinçlendirin
Bizlerin ellerindedir
Gelen ışıklı günler
Gün gelir gün gelir
Zorbalar kalmaz gider
Devrimin şanlı yolunda
Bir kağıt gibi erir gider
olayları takip eden bir gazeteci arkadaşımın, polisin ödp binasına biber gazı atıp kapılarını kapatıp içerdikileri öylece bıraktığını iddia ettiği gün.
edit: iddia değilmiş malesef.. allahın izniyle bir dahaki 1 mayısta gaz odalarına doldurup direkt sabun yapacaklarmış. kaynak aynı arkadaş.
kadıköy-eminönü ve üsküdar-eminönü dışındaki bütün vapurların 12'ye kadar çalıştırılmayarak istanbul'un resmen içine edildiği gün. bu olayların sorumlusu demokrasinin d'sinden anlamayan hükümet ve istanbul'un mülki amirleridir. keşke ankara ve izmir'deki kutlamaları örnek alsalardı da bu çirkin görüntüleri yaşamasaydık. başlar, ayakları yönetemeyince istenmeyenler başımıza geldi. bu olaylar, akp'nin iktidardan düşme sürecinin başlangıcıdır. bunu bir kenara not edin. (bkz: aha buraya yazıyorum)
kanunlara uyan pek çok işçinin kılına zarar gelmediği gönüllerince bayramı kutladıkları ancak maşaların her zaman olduğu gibi coplanıp gazlandığı işçi bayramıdır.
ayrıca kaldırım yapımı ile ilgilenen müteahhitlere gün doğmuştur. devletini düşünen solcu kardeşlerimiz(!) her zaman olduğu gibi kaldırım taşlarını sökmek suretiyle polise fırlatmış ve ülkelerini ne kadar sevdiklerini göstermişlerdir.