gözlüklü gargamelin ajanı olurdu, köyde ilk para bulunurdu, sonra sınıflar ortaya çıkardı.
şirin baba içeri atılırdı, şirineye türban takardı. mantarlardan şirin sayısından fazla cami yapılırdı. villa mantarlar inşa edilirdi falandı filandı işte.
-hükümet gargamel açılımı yapmaya kalkar, gargamel köy sınırında kendisini bekleyen kedisi tarafından davul ve zurna eşliğinde karşılanır, bu arada gargamel oralarda dolaşan bir iki şirini de hüpletip yutuverirdi.
bütün mantarlar bi yerlere satılırdı, meydana da büyük bi çadır kurdurulurdu, al sana toplama çadırı, maksat sevap kazanalım, insanlar üşümesin, aç kalmasın. sonra bi gün şirine karşımıza çarşaflı, şirin baba da elde tesbih, kafasında takkeyle falan çıkardı, vesaire.
-sirin köyünü bir zamanlar, gargamel gibi düşmanların elinden kurtarmış olan, ataşirin'in izleri yavaş yavaş, çaktırmadan silinmeye başlanır, sokaklarda ataşirin'e ağızlarından salyalar saçarak hakaretler eden şirinler türer ve bunlar bunu yaptıkları için el altından taltiflenirlerdi.
neden olmasın? ama önce mahsun kırmızıgül oscar alsın. öyle bir dünyada olmayacak şey yoktur hissiyatımca. gerçi komünizm'in de boka sardığını düşünürsek günümüz dünyasında da olabilir. ****