kumar denen lanet şeyin hayata bir başkaldırış olmasından da ileri gelebilen bir meraktır. belki tabi.
kumar denen pislik, kendi hayatınıza, yaşantınıza, rutininize bir baş kaldırıdır aynı zamanda.
kumar masası başka bir dünyadır. sınıf farkının olmadığı bir dünya. oyuna katılmak için gerekli meblağı koyan herkes masada eşitlenir. ünvanı, yaşı, kariyeri kalmaz. hepsi bir oyuncudur.
kumar masası başka bir dünyadır. sadece bu dünyanın kurallarını bilmek, oyuna hakim olmak yetmez , şans da yanınızda olmalıdır.
kumar masası başka bir dünyadır. bir insanın hissedebileceği tüm duyguları kısa zaman zarfında ard arda hissettirebilir insana. bir anda kazanmanın zevki ile kaybetmenin yıkıntısını hissedebilirsiniz.
kumar masası başka bir dünyadır. insana ait tüm duyguların bir anda sahnelendiği başka bir sahne bulamazsınız.
ve bu kadar insanı, karakterini ortaya seren bir oyun da işi insan ve duyguları olan şairler için oldukça cezbedicidir.
kumar masası başka bir dünyadır. asla adım atmamanız gereken bir dünya.
şairler de tüm diğer insanlar gibidir. belki duygularını daha coşkun şekilde yaşadıkları söylenebilir.kimi şairlerin tüm diğer insanlarda rastlanıldığı gibi kumar tutkusu olabilir, kimi şairlerin de tüm diğer insanlar da rastlanılacağı gibi kumara tutkusu olmayabilir. bu bakımdan genelleme yapmak oldukça yanlıştır. bir kaç şairi örnek göstererek hatta şairlerin yarısını örnek göstererek böyle bir sonuca varmak sağlıksız bir karar olacaktır. özellikle de şair sıfatına nail kişi ibrahim sadri ise.
fakat yine de gönül oksimoron bir açılım yapmaktan geri kalmıyor. şairlerin kumar tutkusu olabilir. kimi şairler kumarı zarla, kartlarla oynamıştır, kimileri hayatla.