Bu öğrenciler en az 2haftada bir memleketine gider. Kararlıdırlar, yatay veya dikey geçiş yapacaklardır. Hatta bıraksanız çift anadal bile yapabilirler, o kadar azimlilerdir yani.
tıp öğrencisi olanlar, sürekli kadavraları ne zaman göreceklerini birbirlerine sorarlar. programları açıp ilk anatomi dersinin yanına kalpler çizerler.
gereksiz bir sosyalleşme isteği, ilk günden kız ortamı ayarlama çabaları, manita muhabbetleri, alkol alkol alkol, sigaraya başlama *, parti kavramını öğrenme, esnafla haşır neşir olma çabaları vs vs...
hepsinden ötesi büyüdüğünü, artık bu sıfatla yeni bir statüye geçtiğini, kabaca bir bok olduğunu sanmaktır. dur be güzelim daha gençsin. daha bunun ikinci sınıfı var, sonuncu sınıfı var, uzaması var bilmem nesi var.
üniversiteyi uzatmış kişiler için ömür törpüsüdür bu davranışlar. öss sebebi ile üniversiteyi kazanmaktan mütevellit egoları insanı hayattan soğutur. sessiz ve salak bir gülümseme ile anlattıkları dinlenir. dinleyen bünyenin kafasında neyi, kime, neden anlatıyorsun soruları dolanıp durur. ani siktir olup gitmek isteme sebebidir.
-ders programında yazan yerlerin nerede olduğunu bilmemek ve üst sınıflara sorarak kendilerine gülünmesine sebep olması,
-kantine girildiğinde direk göze çarpan kalabalık grup olması,
-hoca derse gelinmediğinde gidip fakülte fakülte hoca araması,
-üniversitenin hiçte sanıldığı gibi olmadığının bilmemesi,
-kantinin nerde olunduğu bilinmediğinden dışarıya su almaya gitmesi gibi birçok komik hareket sergileyebilen ve herkesin büründüğü öğrenci tiplerindendir.
batak öğrenmek,
erkekler için saç uzatmak,
daha fazla alkol almak,
sigaraya başlamak,
15 kişilik grup halinde biryerlere gitmek,
kulüplere üye olmak,
kampüste çimenlere oturup gitar çalmak gibi davranışlardır.
1.snıf: lan öss'den yeni çıkmışım zaten sınav stresini atlatamadan vize mize ne lan bu.. sınav haftası bi okurum tamam. gezelim..
2 sınıf: 1. sınıftan bikaç alttan dersim var. yaz okuluna da gitmedik büt de yok anasını satim.. ama hayat güzel sınav haftasından 1 hafta önce çalışmaya başlarım alttan dersleri de veririm tamam.. ama şimdi biraz gezelim..
3. sınıf: 1 ve 2. sınıftan alttan dersleri vermek lazım bu sene, seneye mezun oluyorum lan kalmasın temizlensin bu sene. 2 hafta, bilemedin 3 hafta öncesinden çalışmaya başlamalıyım alt sınıflardan da fotokopileri alırım. ama biraz gezip stres atmalıyım önce. evet, çok dersim var zaten stres atmak lazım..**
4. sınıf:
-abi hadi gel biraz gezelim ya çok bunaldım.
+otur oturduğun yerde lan! benim daha vermem gereken kaç ders var sen biliyor musun?
-abi neden şimdiden çalışıyorsun sınavlara çok var daha..
+ben artık günü gününe çalışıyorum olm.
"hepimiz olmuştuk bir ara 1. sınıf" dediğim hadisedir.
üniversiteye başladığımız ilk gün, birkaç arkadaşla tanıştım, sonra koridorda oturuyoruz, ders mers yok tabi, hocalaran gelen yok giden yok, sonra panoda gözümüze bir yazı ilişti: "bugün yapılacak üniversitemizin akademik yılı açılış törenine tüm öğrencilerimizin katılması gerekmektedir" okuduk, ilk tepkimiz "ne demek lan gerekmektedir", "orada yoklamamı alacaklar acaba" oldu, tereddüt ettik, gidelim mi gitmeyelim mi derken, "hadi dedik gidelim, hem ortamı * görürüz hem ortamı * görürüz" dedik.
Gittik, hiç kimsenin umrunda değiliz, koşuşturma, telaş, oturduk bir yere(açılış spor salonunda yapılıyordu, en ücra pek kimsenin kolayca fark edemeyeceği yere oturduk), ne yoklama alan vaaar ne de soran var "siz kimsiniz" diye, ortamı kesiyoruz kız mız var mı diye, ortam hep akademisyenlerden ve görevlilerden oluşuyor, öğrenci pek rastlamadık *, neyse efendim sonra tören başladı, saygı duruşu, istiklal marşı, rektörün konuşması falan sonra geleneksel akademik yılı açılış dersi, tıp fakültesinden çıktı bir profesör anlatacak, insan vucudundaki bilmemene hücresinin rolü gibi birşeydi, o zaman aklımız başımıza geldi "ulan kimsenin bizi iplediği yok, orada otursak ne yazar kalkıp gitsek ne yazar, hadi asalım bu dersi" dedik, hep beraber zengin kalkışı yapıp çıktık *, anladık ki akademik yıl açılış törenlerine bizlerin gitmesi gerekmiyormuş, o "gerekmektedir" yazısı oraya süs olsun diye yazılmış, üniversitede ilk öğrendiğimiz şey buydu...
"üniversiteye girdim ben, sosyal bi ortam var üniversitede, sosyal olmalıyım o zaman, herkesle samimi olmaya çalışmalıyım, ilerde ben de anılarımı anlatırken "beni okulda tanımayan yoktu" şeklinde cümleler kurmalıyım, en önemlisi artık sevgili yapmalıyım bi tane, üniversiteliyim ben çünkü ve sosyal insanım ben herkes bilsin herkes görsün bakın ne kadar sosyalim, acayip sosyalim çekilin, çık sosyalim diyorum çık" şeklinde bi piskolojinin yarattığı davranışlardır.
abartısız aynen yaşanmıştır. 4.sınıf olan ben fizik 1 sınavında birinci sınıflarla sınava girmekteyim ve arkamda oturan öğrenciyle geçen diyalog:
ben: a
yeni öğrenci: b
a: naptın çalıştın mı, yaparsan kağıdı yolla
b: valla bende pek bişey bilmiyorum
a: olum ibret olsun bak hala fizik 1 alıyorum
b: benim de sonum böyle olcak gibi, burda karne gibi birşey vermiyorlar değil mi?
a: ne karnesi lan manyak mısın sen, lise mi burası
b: ne bileyim ya evdekiler merak eder benim notları
transkript isteyebilirler demek üzereyken boğazımda düğümlendi ve o saatten sonra transkript kavramına girmek istemedim.
kampüste 10-15 kişi sürüler halinde gezmek. derslere yoğun katılım göstermek. ilk derslerde hocalara hangi kitabı takip edeceğiz tarzı sorular sormak. eğer kampüs çok büyükse içinde kaybolmak.
kişinin dimağını tıkayan olaylara sebep olan davranışlar göstermektedirler.
olay bayanlar tuvaletinde geçmektedir. bir genç kız gelip aynanın karşısında durur. ortamda sadece özpandora ve genç kız vardır. kızın elleri yandadır; önüne bakar, aynaya bakar,uflar, aynaya bakar, önüne bakar, aynaya bakar, kaşlarını kaldırır, bakar bakar bakar ve özpandorayla gözgöze gelir. özpandora kıza gülümser ve kız bir ohh çekerek sanırım aşık oldum der. özpandora şaşkın bir sırıtışla kaçıncı sınıf olduğunu sorar ve kız belli olmuyor mu şeklinde cevap verir. bol şans dilenerek vedalaşılır.