bambaşka bir yerde çok tanıdık, hatta ezberlediğin bir kokunun burnuna gelmesidir. gözlerini kapatıp o kokuyu doyasıya içine çekmektir, sanki sevdiğini kokluyormuşsun gibi.
hiç olmadık bir yerde bir anda içinin sıcacık olması, sonra hemen aynı yerde büyük bir acı ve büyük bir boşluk hissetmektir. önce sevdiğinin ellerini sımsıkı kavradığını hayal ederken bir anda gözlerini açtığında onun yokluğuyla yüzyüze gelmektir.
önce günleri, sonra saatleri, sonra dakikaları saymaktır. oturup günler çabuk geçsin diye allah'a yalvarmaktır. zaman geçsin, günler saatlere, saatlere dakikalara yerini bıraksın diye uyumaktır.
özlemek acı çekmektir. hasret çektiğine kavuşacağın anı düşünerek bu acıya katlanmaktır ve onu gördüğün, sımsıkı bir kez sarılıp kokusunu içine çektiğin an biter özlem de acı da. bu kez dakikalar saatlere, saatler günlere yerini bırakmasın, zaman sen sevdiğinin yanındayken ilerlemeyi bıraksın, dursun diye dua edersin.
Birden özleyiveriyorsunuz...
Çoktan unuttuğunuzu sandığınız
ya da yalnızca bir kere karşılaştığınız
ve özlemek için yeteri kadar tanımadığınız birini
bir sabah çılgınca özleyerek uyanıyorsunuz.
Rüyalarınız, içinizdeki o gizli, esrarını ele vermez büyücü,
siz çarşaflarınızın arasında,
bütün tehlikelerden uzak,
güvenle yattığınızı sandığınız bir anda,
usulca ruhunuza sokulup,
sizden habersiz oralara yığılmış cephanelikleri
birer birer ateşleyiveriyor.
infilaklarla sarsılarak uyanıyorsunuz.
Hayatınızda olmayan birini hayatınıza almak,
ona dokunmak,
onun sesini duymak için kıvranırken buluveriyorsunuz kendinizi...
Özlemek, o yakıcı istek,
bilinen herşeyi ve önem sırasını değiştiriveriyor.
Özlediğiniz ise çok uzaklarda...
Yanında olmasını istediğiniz halde
yanınızda olmayan bir tek kişi,
yanınıza bile yaklaşmadan,
hatta onu özlediğinizden
ve onu istediğinizden haberdar bile olmadan,
bütün hayatı,
bütün görüntüleri eritip
başka kılıklara sokuyor...
yanındadır. böyle oturur eski günleri hatırlarsınız. parmağına bi bakarsın yüzük. duraksarsın tabi. farkeder. sözlüsünü anlatılır sana. çok seviyorum der. hergün görüyorum ama çok özlüyorum. oysaki sen her saat yanımdasın ama bende seni özlüyorum bilmiyosun demek gelir içinden. sadece gülümsersin, çok şanslısın dersin. onun içinden geçeni merak edersin. yıllar sonra öğrenirsin. o da seni özlermiş yanıbaşındayken. yanında yoktur artık ama yine özlersin. bitmez tükenmez. sadece özlersin.
eskiyi, geride kalanları özlemek, bir daha hissetmenin çok zor olduğu duyguları özlemek, kendin olabilmeyi, umut edebilmeyi, hayal kurabilmeyi ve düşünebilmeyi özlemek...
Bazen solo bazen beraber bir ödeşme biçimiydi aslında. içinde günden güne derinleşen bir duygunun oyuğu. Beraber ve solo sessizlik kadar içli özlemek ... Derin uykulardan hasretle uyanmak demek özlemek uykularını kaçıracak kadar hasret çektirenlere sahipsin demektir çünkü...Çılgınca bir özlemle uyanmak sabahları... Özlemek "YAŞAMAK ve YAŞATMAK" demek...
hasret duymak, daimi bir bekleyiş içinde olmaktır. özlem duygusu ile ilgili yanlış anlaşılan şey ise; sadece tanınmış duygu veya kişilerin özlenebiliyor oluşudur. halbuki hiç yaşanmamış duygular, tanışılmamış insanlara da özlem duyulur.
özlenen dönmeyecek bir insansa eğer gülümsemeye engel bir hadise olur özlemek, yemeklerden tat alınamaz, gidilen görülen heryerde o özlenene dair bir parça vardır sanki** ama karşılıklıysa özlem kavuşma zamanının hayaliyle yaşamak ve onun için çabalamaktır, bu güzeldir işte.
özlemek hissedememektir. çok sevdiysen eğer vadesi önemli değildir özlemin. 1 günde de özlersin, 1 saatte. de..zaten özlüyorsan çok seversin, çok seversen özlersin...
kötüdür, can yakar bir hayli. beklemek ise; en beteridir özlemi büyütenler içinde... hele de ihtiyaç duyduysan özlenene, durum ağırlaşır, ciddileşir. isyan,gözyaşları peşpeşe...
umut varsa sonunda, bi gün yanında olacağını biliyorsan, can katarsın özlemine , beslersin, güzelleştirirsin, keyif alırsın hatta özlemekten...gelecektir elbet, bildiğin içindir...
ya gelmeyecekse bir daha özlenen?
her nefes alışında canını biraz daha acıtan... astım gibi bişey sanırım... nefes almak zorunda olduğun için alıyorsun ama canın acıyor... canın acıdığı için nefes almaktan vazgeçmek gibi bir şansın yok... özlemekte öyle.. vazgeçemiyorsun.. hayatının her döneminde, her anında özleyecek şeyler var... ama acıtır...
resulullaha duyulandır. onun sıcaklığını, şefkatini, merhametini, sevecenliğini özlemektir. enes bin malik gibi onun dizinin dibinde onu dinelemektir, uhud da hanzala gibi ona siper olabilmektir.
o bizim için hep ağlarken biz onun için ne yapabiliyoruz ? ya resulullah maddi imkanımız olsa bile medine ye gelmeye yüzümüz yok.