'insanları ne çok seviniz, ne de onlardan nefret ediniz. çünkü bir gün, çok sevdiklerinizden nefret edebilir, nefret ettiklerinizi çok sevebilirsiniz.'
hz.muhammed.
düşünüyorum da aslında tek taraflısı da fena değil. o karşında hani sevdiğini söyleyeceksin ama öyle bir havası yok, konuşurken her söylediği senin için öyle çok değerli ki ama o farkında değil, bakıyorsun sadece ve gözlerin dolmasın diye elinden gelen her şeyi yapıyorsun, normal olmaya çalışıyorsun, sıradan...
zaten bi yapabilsem yapmak istediklerimi, söylesem söylemek istediklerimi belki de bu kadar sevmeyeceğim.
bir marifet değildir sevdiğin kişi sevmiyorsa eğer. yüce gönüllü sevdalara dair şiirler sadece efsanelerde, mitolojilerde fethederler sevenlerin gönül tahtlarını. oysaki sevdaya dair bütün söylenenler sevilene olduğu için seven hep gizli özne kalacaktır. hiçbir zaman benliğini biricikliğini ifade edemeyecektir ona. bazen tüy kadar hafiftir sevmek bazen tonlarca demir ağırlığında. taşıyamazsın paylaşmadan. nerede düşüreceğini bilemezsin. yorulsan da bırakmak istemezsin paylaşılmasa da. çünkü yerde görmek istemezsin yüce sevgini. sevdiğin kişiden bile üstün olur çok sevmelerin. yerlere layık değildir bu sevmeler kalp hizasında tutulmak gerektiği düşüncesiyle beraber.
örneğin gitarla uğraşıyorsanız, her yaptığı besteyi beğendiğiniz, gitar çalışına hayran olduğunuz gitaristler için kullanılabilecek söz. (bkz: john petrucci) (bkz: joe satriani)*
çok sevdim
hemde eşşekler gibi
ballı süt gibiydin
sütünü içtim
balı dibinde kaldı
iyi karıştıramışım seni
keşke seni karıştırırken,
çorba kaşığı kullanmasaydım
balına hasret
sütüne hasret
gönlüm sana hasret
çok sevdim seni
hemde eşşoğleşşekler gibi...
bi insanın aynı anda çok kişiye yapabileceği eylemdir.annesine, babasına, kardeşine, arkadaşına, dedesine, eşine, çocuğuna kime olursa olsun en güzelidir en zararsızıdır.
iki türlü de düşünülebilir bu "bkz". birincisi; bazen o kadar çok seversiniz ki, geceniz gündüzünüze karışır, artık sevdiğiniz insanın, sizi her dakika izlediği düşüncesiyle, sanki tiyatroda çok önemli bir rol oynarmışcasına yaşarsınız*. kendinizi düşünemez hale gelirsiniz, yatağa yatarsınız, aklınızda yine o vardır, yorulmuşsunuzdur, ama bu tatlı bir yorgunluktur. ikincisi de; seversiniz, çok seversiniz ve çok defa sevmişsinizdir, ama gelin görün ki karşınızdaki insan ne yaparsanız yapın, aynıdır. artık sevmekten, sevgi vermekten, sevgi verip alamamaktan yorulursunuz. hiçbirşeye değmeyeceğini düşünürsünüz ve kalbinizi sizi üzen her insanın gidişiyle birlikte, yeni sevgilere biraz daha da kapatırsınız...
2 gün uyumamış birinin saati kurup uykuya dalmasıdır birini çok sevmek.
Uyku ne kadar uzun sürse de saat çalıp uykunun en güzel yeriN de uyanmak zorunda kalınca da çok kısa gelir . işte o bitiş anında ise gözkapaklarınızın vücuda karşı tepkisi gibi şiddetli ama işe yaramayacak hallerde bulursunuz kendinizi taa ki bir sonraki uykuya kadar.