iyi yanı şu, bi yerde dibi görüp tekrar sevindirik olmaya başlayacaksın hayata karşı. o azıcık sevindirik, mutluluğun zirvesindeki düşüş ilk anından bile daha yüksek, mutlu bi his.
Öyle mutsuzum ki, çay mi demlesem penceren mi atlasam bilemiyorum. Pencereden atlamak çok daha mantıklı geliyor ama dışarıda korona olduğundan ona da cesaret edemiyorum.
hayat gittikçe yıpratıyor adamı. çoğunlukla kendimi kandırıp mutlu oluyormuş gibi davranıyorum ama yine çöktü akşam akşam o iğrenç hissiyat. eskileri yad ettik bugün eski bir dostla. herşey tozpembe gibi hissettim. öyle gibi davrandık ve yolumuza devam ettik. onda pek birşey değişmedi. yürüyüp kendi dünyasının derdinde devam etti.
Karşılaşan iki dost zamanın değirmeni...
bana gelice... yürüdüm biraz. iyi gelir düşüncesiyle. mutsuzluğumu atmaya çalıştım üstümden. kısa bir süre güzelleşti hayat. sonra aklımda o şarkı sözleri hoş bir yükselişle zehrini saçtı:
Geçmişten gelen sesler, gözümden kaçan gözler
Ne kadar çok tırmansam, benden yukarıda izler
parça parça hüzün şarkısı çaldı kulağımda böylece.
çok mutsuz ifadesi az kalır şuanki ruh halimi anlatmaya. prangalar var ayağımda sözlük. görünmez prangalar değil ve o prangalardan biri için canımı bile verebilirim. beni ona koşmaya alıkoyan prangalar bunlar. o ve o prangalı bir hayat imkansız ama yine insna ümidini kesemiyor. gün gelecek koşacağım sana, ciğerlerim yanacak ama durmayacağım.
Ben de.yeter amk evlen evlen!yok bilmem ne kızı varmış!yok bilmem kimin görümcesi çok iyi bir kız varmış!ulan ben iyi kız istemiyorum ki!zevkten mi evlenmiyoruz...adama kıllı hatun mu var!