Sobada ayaklarımı ısıtmayı özledim. Bi yandan pişen kestanelerin kokusu bi yandan tv deki malkoçoğlu, sabah çizgifilmler, okula gitmemek için karnım ağrıo bahaneleri, boş arsada şampiyonlar ligi finali edasında mahalle maçı. içinde taso var mı diye cips paketlerini yoklama. Yaz geceleri saklanbaç. Dört tekerlekli bisikletten düşüşümü bile özledim lan sözlük.
mandallarla askercilik oynamak.
eve gittikçe oyuncak askerlerle oynuyorum hala mandal tadını vermiyor. koca adam mandallarla oynuyor dedirtmemek için mandallarla da oynayamıyorum. bir gün kafam atacak alacam mandalları kitleyip kapıyı oynıcam amk.
Kış günlerinde çok iyi hatırlıyorum. Üstüme bir battaniye alıp salona giderdim. Sabah sırf o çizgi filmleri izlemek için erken uyanırdım. Hayatım en güzel zamanlarıydı. Arada bi o zamanın çizgi filmlerini açıp izlerim. Şimdiye bin basıyorlar.
Altın çikolatalar, Tombi fıstıklı çerez, Düdüklü şeker,Sulugoz sakız, Patlayan şeker, Çatapat. Pokemon çizgi filmi. Sevimli kahramanlar( tüm karakterlerin oldugu) kısaca herşey.
Bir ağız dolusu leblebi tozu,küçük renkli kolonyalar,her renk pamuk sekeri,sulugözün elimde bıraktığı o his(simdiki nesil slime mi ne diyor),akşama doğru patlatılan son çatapatlar, sayısız binbir oyun ve ceşmeden su içmenin güzelliği ha bir de yere atınca şişen kendiliginden patlayan adini bilmediğim bir sey.
kanlıca vapur iskelesinin damından kalkan vapurların arkada bıraktığı köpüklü pervane suyuna atlayıp suyun altında 10 metre gidip sonra yüzeye çıkmak ve ismailağa kahvesinde oturanlara "hava atmak".
oyuncak arabaları koleksiyonuyla, evde halı üzerinde yaptığım trafik konvoyunu özledim. yaz aylarında, akşam saatlerinde, annelerimiz apartmanın bahçesinde, çardağında sohbet ederken, mahallenin çocuklarıyla, saklambaç , mendil kapmaca vs gibi oyunları oynamayı özledim. çocuk olunduğunda, sorumluluğun sıfır olduğu bilincine, çocukken değil de şimdi varmaktır, çocukluğa özlemle bakmak.
Anneannemle birlikte, boncuk hangi elimde oyununu oynadığımız günleri özlüyorum.
Birgün kazanmak için boncuğu her iki elime de almayıp, hayır boncuk o elimde değil diye defalarca kandırmıştım. Tabi o anki heyecanlı yapımdan hile yaptığımı anlayıp hemen oyunu sıfırdan başlatmıştı, daha sonrasında ise benden öğrendiği hileyi bana uygulamıştı. karşılıklı mızıkçılık yapmalar derken geçti gitti o günler.. Anılar.
eve dönüş yolumun üzerindeki çınar ağaçlarının rüzgarda çıkardığı sesi özlüyorum. ağaç her yerde ağaç değil canım kardeşim. ananemin yaptığı ayva reçelinin tadı, hala benzerine rastlanmayacak kadar diri damağımda. aman ağzımızın tadı kaçmasın ali rıza bey filan deyip bu romantizme bir dur diyorum. sevgiler..