su ciğerimizden kaçardı denizlerden bilinirdik
bir tohumu ağaçtan beri açıklayabilirdik
yanlışlıkla simurglardık uçurtma uçururduk aslında
şimdi oturmuş otobüsün gelmesini bekliyor
ve gül üstüne gül düşlüyor mutlaka
işte susku gönlüme iniyor indi
şehirli bin banliyö geçti üstümden sustum
ah beni üflememişler ki beni
ben aslında taşradan önce kuruldum
kutsal kitaplar gibi içime sinmişti adın
gözlerinin dindiği yerde cildin uzzalaşırdı
içerenköy'de inmeyeydin o otobüsten ah!
ah sanki ebu dücane ata çıkardı ama
gözlerime öyle bakma annem ilkokul öğretmeniydi benim!