hayallerle karıştırılabilirler bazen. ama gerçek bu bak, anlatayım,
bi' gün din sınavına girdim hacı. "islam nedir?" diye bir soru var. ben dinsizim tabi, nereden bileyim islam'ın ne olduğunu? 20 yıl slovakya'da yaşamış adamım, orada kimse elhamdülillah demiyor, islam'ın ne olduğunu sormuyor. hani türkiye'de olsak yine genel kültür ama öyle de değil ki be abicim. her neyse.
hoca yakaladı beni. "evladım hiç mi utanmıyorsun? lanet olası pislik, get the fuck out!" diye bağırdı. dedim din hocası biraz insaflı olur, öğütler verir, "islam'da kopya çekmek günahtır gençler, ayıp, yapmayın" der diye düşündüm. ama yok arkadaş! sınıftan çıkarken bir de çelme takmasın mı? pantolon da yırtıldı.
indim hizmetlilere. dedim "pantolonum yırtıldı dikebilir misiniz bunu?" deyü. "kütüphaneye geç, bir köşeye otur pantolonu çıkar geliyorum birazdan" dedi lolita görünümlü bir hizmetli. 20 yaşlarındaydı ama çok alımlıydı. e normal olan da bu değil mi zaten, 50 yaşındaki alımlı olursa "ama" dersin, di mi?
gittim sonra kütüphaneye. oturdum bir köşeye. pantolonu çıkardım, sandalyedeyim. girdi bu karı. "ver bakayım" dedi. gönderdim pantolonu masanın üstünden. benden çok etkilendiğini söyledi ve kendi pantolonunu da çıkardı. o an onunla farklı bir dikiş deneyimi yaşamak istedim. pantolonumu bilerek yere düşürdü. almak için eğildi, masanın altına girdi ve yanıma yaklaştı. bacaklarıma dokunduğunu fark ettiğimde "ya hiç öyle işlerle uğraşma, ayakların güzel mi senin?" dedim.
çıkardı ayakkabıları, bir de ne göreyim. üff. bir başladım...
sonra annem uyandırdı tabi. yorganı mı yere atmışım neymiş, üşürmüşüm. şort da götümden inmiş falan. kalktım osbir çektim, uykum da gelmiyor şimdi.
tabi slovakya'da saat şu an 03:12, o yüzden uyuyamıyorum.