birden çok kediye aşık olmak, hem de sokak kedisine.
gri bir kedi var bizim sokakta. asla yanına yaklaştırmaz ama size çekinmeden yaklaşır, "buralar benim layn" tavrındadır.
çok sayıda yetişkin kedi de benim çöplerden hayvanların yiyebileceklerini ayrıştırdığımın farkındadır. çöp atmaya indiğimde yanaşırlar hemen. çöp konteynerinin kenarına koyduklarımın kendileri için olduğunu bilirler ve "parmaklarını yersin" lafını şahsımın parmaklarını yemeye kalkarak gerçeğe dönüştürmüşlerdir.
hepsi tertemizdir, beyazı çok olanlar ayrı bir parlar. bir şekilde farkındadırlar güzelliklerinin adiler, okşatmazlar da kendilerini. defileye çıkmış sanki pezevenkler...
bir de tekirim var, hep arabaların üstündedir. eski bir araba yarışçısının bu kedide reenkarne olduğu kanısındayım. önceleri kaçardı hemen, sonra zararsız olduğuma kanaat getirmiş olmalı ki sadece kafasını kaldırıp bakıyor. hatta son günlerde selam verdiğini düşünmeye başladım bu hareketiyle. hiç yerde göremiyorum kendisini.
yavruların hepsine aşığım, fitin fitin gezer, tereddüdsüz kaçarlar. yakalasam mıncıracam ama kurulmuş yay gibi herifler, anında vınnn.
bir de mezarlık kedisi var aşık olduğum, arkadaşımın annesinin cenazesinde tanışmıştım kendisiyle. bordür taşlarının üzerine oturmuş onlarca insan arasından bana geldi sarman. sürtündü, uzandığımda kendisini sevdirdi, çepeçevre sırnaşarak dolaştı etrafımda. ağladım, arkadaşımın kaybına mı ağladım, kediye mi, kediyle mi ağladım bilmiyorum.
kim sever, kim sevmez karışmam ama bu yaratıkların özel olduğuna inanıyorum. evde beslemeye cesaret edemiyorum her şeyi boşverip, hayatımı bunlardan birine adayacağım diye.
sokak kedilerim var benim, her birine aşık oldum. onların hepsi benim kedim, ben hepsinin insanıyım. ben onları besliyorum, onlar beni besliyor, mutluyuz...