evet diyerek bu ülkeyi felakete sürükleyenlere çok teşekkür ederiz. bazılarının felaket gördüğü bizim için kazançtır.
1950 seçimlerini inceleyin. dp'ye oy verenler için ne denmişse bugün de aynı şeyler söyleniyor. halk nankördür diyen inönü'yü mü ararsın, "demokrasi gelecek" diye halkı dp kandırdı diyen chp'lileri mi? cumhuriyetin kazanımları yok edecekler, kaos olacak diyenleri mi? bir de şeriat meselesi var ama bunlar 1960'dan sonra.
değişen hiçbir şey yok. çok şey var ama ulusalcılar cephesinde değişen birşey yok.
insanların neden oy verdiği kimseyi ilgilendirmez. demokrasiden bahsedip, demokrasi geleceğini sananlar diyerek suçlayıp demokrasiyi anladığını zannedenler var. oysa demokrasi herkesin canının istediğine oy vermesi ve bundan sorgulanamamasını gerektirir. kime oy verdiğini ve nedenlerini sorgulayıp yok kaosa sürüklediniz, bilmeden verdiniz, şöyleydi böyleydi deyip sonra demokratlıktan bahsedemezsiniz.
gerçi bu ülkede 411 el kaosa kalktı diyen antidemokratik faşist gruplar gördük. bunların yardakçılarının da demokrasiyi bilmemesi doğal.
mesela ben sadece beyaz rengi sevdiğim için evet verdim diyelim. kimseyi ilgilendirmez. ben hayır verenlere sen faşistsin, millet düşmanısın da, o yüzden demokrasi karşıtı, halka düşman kurumları savunan bir millet hainisin diyor muyum?
ne zaman faşistsin diyorum? benim oyumun rengini kabullenmeyipbeni ayrımcılığa tuttuğu zaman.
hayır verenlere verdiği oy yüzünden faşist demiyoruz. evet verenleri suçlama yöntemleri yüzünden faşist diyoruz. aynı şeyi yapan evet verenlere de aynını söylerim. ama aradaki fark tam da bu. evet verenler daha demokratik ve kimse üzerine gelmedikçe hayır oylarını değerlendirmiyor. hayır verenlerse demokrasiyle kaybettiklerini uyuz ve ucuz polemiklerle geri alacakmışçasına veya kuyruk acılarını hafifletmek istercesine evet verenlere kuduz gibi saldırıyorlar.