"hatırlıyor... bir akşamdı...oda loş... kafes delikleri mavi... gündüzün son ışıklariyle beraber, sanki, odadan eşya da çekiliyordu: levhalar, duvarların kararan zeminine batıyorlar, minderler sönüyor, iskemleler dağılıyor, ve hepsi, buğulanarak şekilsiz bir uçuşla kayboluyorlar. minderin köşesinde oturan babası, bir öksürükten sonra ileri fırlayan başını hâlâ doğrultmamış, iki büklüm, yüzü gittikçe kararıyor ve siyah ceketinin rengini alıyordu. her şeyi koyu kurşun renkli bir buğu kaplamıştı.
akşam...."
edit: iki sene sonra geldim edite: akşamı bu kadar güzel, sürekli bir duygululukla anlatan, her şeyi en güzel şekilde tasvir eden, gerçekten romancı olmanın sıkıntısını çeken peyami safa annesi bedia hanıma bakmak için server bedi'ye de kitaplar yazdırmak zorundaydı.
hem de ne nobel edebiyat ödülü aldı ne bir şey.