benim için tamı tamına 24 saat sürmüş zirvedir. zirve günü 12.45'ten ertesi günü 12.45'e kadar...
maraş'tan bir çocuk gelmiş, wolfshade diyorlar kendisine. zirve günü sabahı "abi canım sıkılıyo, nolur gel al beni" demesin mi. gittik tuttuk elinden. bir yandan da görevim devedikeni ve adamlarıyla habire irtibat halindeyim. "abicim bana haber verirsiniz nerde olduğunuzu" şeklindeki soruma karşılık, devedikenin her 10 km'de bir mesajlarla "şurdayız, burdayız, demin kedi ezdik, tuçi kafasını tavana vurdu..vs.." biçimindeki mesajlarıyla an ve an onların yolculuklarını da bir yandan canlı canlı yaşamış oldum.
wolfshade bazı kişisel işlerimi hallettikten sonra marla singer kişisiyle ayak üstü görüşüldü, neymiş efenim kursa gidiyolarmış da bir göreceklermiş. sanki biz dükkanız da geçerken uğradık ayağına yattılar resmen. ha evet bir de polen var kankası, onu da ilk orada gördüm. deli olduğumu anladı hemen. acayip zeki.*
istanbul kadrosu ve görevdaş redwinemania oradaydı ilk. bu arada tenıştığım her insanın, nickimi söyledikten sonra sanki sözleşmiş gibi "aaaa....o sen misiiiiinn ??" demesine bir anlam verebilmiş değilim maalesef. ne bekleniyordu 3 gözlü 4 kollu bir android mi bilemem ama tuhaf bir selamlama cümlesi olduğu kesin. baktım şöyle mekanın yarısı bize ayrılmıştı ama yetecek gibi de gözükmüyordu. red kırıkkale'den gelmiş, yol yorgunudur gitmedim üzerine çok. ikişerli üçerli gruplar ardı ardına gelmeye başladı zamanla. biz herkesi oturtmadan oturamayacağımız için uzun bir süre aç kaldık. "bu nasıl organizasyon" diyen ayrılıkcı gruplara duyurulur ! *
hakkaten de sığdığımız pek söylenemez. ufacıkta bir kargaşa yaşanmadı değil ama koyu bir sohbet, görülmek istenenlerin görülmesi pekte büyütmedi bu durumu. kimleri desem ki misal
bir dukur vardı. daha önce bahsedilmişti bana ve aramızda metal bağı olduğunu da biliyordum. gördüm en sonunda. kral insan ama çok konuşamadık. feci kalabalıktı ve ben her daim dolanmalıydım. o oturdu anca.
ha bu arada ben birisini gördüm, tam redwine'a "limitli menü alıcam" diyordum ki o içeriye girdi ve görür görmez ağzımdan "abi benimki limitsiz olsun" lafı çıktı. neyse bir şey demiyorum da ben hiç kusursuz görünüme sahip bir insan görmemiştim, şaşırdım birazcık. entropi abi de kırmadı beni ve ben hariç kimseyi tanımadığı halde ilk adımını 55 civarı insanın arasına atmış oldu. ha bu arada katılım sayısı önemli bir şey tabi. şöyle diyelim. bize ayrılan taraf 47 kişilik oldu ve ayakta olanlar, sırayla oturup kalkan kişiler de oldu.
ben 55 kişiydik diyorum. o kadar *
insanlar arasında bir "şurdalar, burdalar" geyikleri dönüyordu. bursa tayfası beklenenlerdi. sis varmışta, şehir girişinde kaybolmuşlarda cartmışta curtmuşta...ama evet en sonunda kocatepe camii'sinin ordalar haberiyle kapıya çıktık. herkes değil tabi de vardır bir 10 kişi.
ve evet onlar da geldi sonunda. hepsinde de siyah ceket böyle mafya gibin. basbaya zirve basmaya gelmişlerdi işte. artist hepsi *. montajı gördüm bee, yetmez mi diyordum ki...onu da gördüm..
salça idi nicki...hiç hazzetmedim...psikolojik deli olduğunu hemen anladım. o da bana karşı özel bir şekilde hazırlanmıştı ama...bir kere olsun bana adımla seslenmedi ya da gotik demedi...hep götik dedi. bu ne inat bu ne cüret anlam veremedim. don santino kankanın "abi o psikopat görmezden gel" telkiniyle de ses çıkarmadım *
don santino dedim değil mi, olay şu ya.
- lan benim biram bitti....bu ne biçim organizasyoooooonnnnnnnnn !!!!
- olm ne alaka mal mısın
- ben anlamam, arkadaşlar bu ne biçim organizasyon böyle !!!
isyancı grubun başıydı. despotluk yapıyorum ezdirmiyor da kendisini. ha sonra ne oldu. kıvılcım yaktı ya kendisi. salça da sağolsun fitili ateşledi. manyak.
kuuraabiyeee fener....kurabiye fener.....lan tamam da dakikada bir uyarı yiyen bir grubuz, naaptın neeettin demeye kalmadan ;
ben : 15 dakika içerisinde mekanı terketmemiz gerekiyormuş
redwine : dur bi konuşuym şunlarla
bir süre sonra
ben : nooldu ?
redwine : 5 dakika içerisinde mekanı terketmemiz gerekiyormuş
adam papayı hak yoluna davet etti. lan sana ne ? yok işte şizofrenik belirtiler de mevcut adamda.
kovulmadık, istifa ettik. ardından alemlere aktık. ama....ama...
2 aralık günü geç saatlerde tunalı da dolaşan herkes "götik ivıl" diye bir şey duyup anlam verememiştir. salça denen canlı, adamlarını toplayıp götikli neli ne kadar marş varsa uydurdu, bağırdı ve bütün yazarlar da onlara eşlik etti. kendimi geçtim goth akıma yapılan bu terbiyesizliğin cezasını, şefin evinde salça'ya vermeyi kafaya koymuştum.
sonra feci bir ortama geçtik. dans, müzik vs vs. ve silentcry'ın dün benle alay etmesine neden olacak davranışlarım...ulan ne var iki dansettik, oynadık diye. ortama ayak uydurduk ne var yani ????? çok uğraşıldı benle çok...ama o salça denen canlı yok mu. her defasında bana "senin eğlenmeye hakkın yok" dedi. her zaman. adamı tuttum kaldırıp duvara çarptım yok, sıktım yerine oturttum yok, elense çektim boğdum gene yok...bu ne inat, benim için özellikle bileylendiği belliydi bunun.
çıktım sabaha karşı 3 çorbacı zirvesi...ardından şefin evi. nerdeydi lan orası ??
- hani şu belediyelerin çatıştığı park var ya, ordan sağa dön hemen orda.
2+1 eve 18 kişiyi sığdırmak büyük bir marifettir. uludağ sözlüğün neden bu kadar kısa sürede "ekşinin arkasından geliyorlar" lafının dolanmasının nedenidir. bir sınıf gibi sağlam bir çekirdek var ve insanlar kaliteli(tabi ki salça hariç). sözlüğü güzel yapan da yazarlardır zaten, yalan mı *
donmaya yüz tutuyorduk ki şef uyudu ve yeni bir konu çıktı şefin uyuması olayı. bir an bile yerinde durmayan insan şimdi başparmağı üzerinde uyuyordu ve yanında attığımız hayvani kahkalardan da etkilenmiyordu. kafasını sallıyordu bazen ama efendi montajelemanı'nın kanısı olayı çözdü;
- abi bu kafasını sallıyor
- görüntü net değil ya, böyle cell-o gibi
- antenleri var yani
- yani
- aha durdu, düzeldi mi şimdi
- aynen..çok kaliteli rüya görüyor şu an
- kaliteli ??
- evet, divx formatında
- montajını da sen yap o zaman abi
- ben niye montajelemanıyım, tabi
salça gene benle uğraştı. göt bir şey sorucam, lan götik, götoş bıdı bıdı. acaba gece uyurken kirletsem bir şey olur mu diye düşünmedim değil ama 4 kişi arasında yattığını görünce "ava gidenin avlanması" hadisesi yaşanmasın diye tepkisiz kaldım. donuyordum zaten...**
sabaha karşı 5. güneşin doğmasını beklemeye başladık(herkes uyudu ama ben ı ıh...) devedikeni horluyor arkadaşlar, bakın bunu belirtiym. ayrıca bütün uyuyan yazarların resimleri ben de mevcuttur.
sabah poğaça zirvesi oradan çıktık başka bir mekanda geyik vs. süperdi tabi. etlik'i de şenlendirdik. papa, burada da hak dinine davet edildi.salça hala yanımızdaydı çünkü.
ardından 3 araba kalktı şehir dışına gitmek için, el salladık orada da klip çektik gene. mahalle sakinlerinin o bakışlarını çekmek isterdim.
kimler kaldı, kızılay'a gidecek 4 kişi. birileri daha birakıldı ve yola çıktığım insanla baş başa kaldım.
redwinemania...
yani bu dükkanı biz açmışız gibi ya da bu rüyayı biz görmüşüz gibi. birlikte başlattık ve ayrıldığımız da her şey bitmişti zirveye dair.
kara kış zirvesinden sonra dinlenin biraz. mola falan alın.