*aslında kalkıp gitmesine kızmadım, hep yapıyo onu, alıştım. ama unutamadığı gerçeğini o şekilde farketmek canımı yaktı açıkcası. keşke o an orda olmasaydım dedim. üstüne arayınca kalkıp gittiği için özür diliycek sandım, salakça sevindim ya ne saçma. -ki niye benden özür dilemesi gerektiğini düşündüm bilmiyorum- tutupta aradığında arkadaşının nerde olduğunu sorunca sinir krizine girdim dolayısıyla.
*ve hala uykum var, ama uyuyamıyorum.
*üstümede parfümü sindi. etkisi geçici demiştim o kadar. belki de geçicidir bana öyle geliyodur.
*sinirden herşeyi yapabilirim aslında ama mecburen susuyorum. kimseye itiraf edemedim çünkü. açıpta sözlüğü okuycaklarını da sanmıyorum.
*okuyosanız sizi seviyorum falan sanabilirsiniz. seviyorumdur belkide.
*kötü bişey numara yapmak zorunda kalmak.
*robin gibi hissettim kendimi. (bkz: how i met your mother)
*daha çok konuşabilirim.
*aslında güzel gidiyodu baştan. kıskanıyodu falan. iki saati geçince bişeyler oluyo. çok gülme çok ağlarsın derler ya. demesinler. doğru olmasından nefret ediyorum.
*ağlayamamakta kötü bişey. rahatlayamıyosun.
*şimdi çikolatayı liköre batırıp yicem. çünkü likörlü çikolata yok.
*kötü çook kötü.
*hayatımı bunlara adamış gibi gözüktüm kendi gözüme. gidiyim çeviri yapıyım en iyisi.