sofakyuenivey

entry11 galeri
    4.
  1. yeni bir yazar hoş gelmiş. mutluluk veren bir tesadüfü de beraberinde getirmiş kişidir.

    insan ilkokul öğretmenini unutmaz asla. ben ilkokul öğretmenimle birlikte ilkokuldaki beden eğitimi öğretmenimi de unutmuyorum hiç.

    15-20 sene öncesi. ilkokulu bitirme arifesindeyiz.
    varoş bir mahallede sıradan bir ilkokula gidiyorum, hatice salih okulun adı. -o zamanlar daha 8 yıllık eğitim yürürlükte değil-
    bütün derslere sınıf öğretmeni giriyor okulda, bi tek din dersi hariç. sınıf öğretmeninin anamız babamız gibi olduğu dönemler işte. fındık, süt gibi devlet eşantiyonları sık sık ceplerimizde kendine yer buluyor.

    bu dönemlerde müstakil bir ders öğretmeni olarak beden eğitimi öğretmeni geliyor okula ilk kez.

    yakışıklı, sıcak,neşeli ve bilgili bir adam.

    turgut anşin.

    zeki ve iletişimi güçlü bir öğrenci olarak hemen gözüne giriyorum hocanın.
    voleybol takımı, atletizim takımı hatta halk oyunları...futbola yeteneğim olsa oraya da dahil edecek beni. alıp yürüyorum. maddi konjoktür el verse kayak olayına bile gireceğiz, o derece yani...
    trafik kontrolörü bile olmuştum hoca sayesinde. eski evrakları kurcalarken kontrolör kartına geçenlerde rastladım duruyor hala, insan trafik polisi gibi hisseder mi bu kart sayesinde. ediyor o zamanlar işte.

    kısacası spora dair bildiğim, yaşadığım ne varsa büyük pay onun sayesinde başlıyor.

    hafta sonları "bursanın ufak tefek taşları" şarkısı eşliğinde halk oyunları oynuyoruz, oynamaya çalışıyoruz. olmayınca bir kaç hafta sonra bırakıyoruz-şimdi oldukça garip geliyor halk oyunu-

    beyaz mazda bir arabası var hocanın, plakası 06. bir gün soruyorum;
    - hocam ankaralı mısınız? plaka 06?
    --yok bingöllüyüm, bingöl plaka dikkat çekmesin diye 06 aldım.

    o zaman daha bilmiyoruz bingöl plaka bir aracın neden olumsuzluk arz edeceğini, memleketin politik çarpıklıklarına dair kirlenmemiş bünyemiz, harddisk pırıl pırıl daha-

    neyse ilkokulu bitiriyoruz, ali kemal diye bir arkadaşım var. ilkokul dönemi kankam. o da halk oyunları dahil bütün sporlarda benimle beraber iştigal ediyor hatta o futbolda da var.
    bayram oluyor, aynı sokakta oturuyoruz ayrıca.

    diyorum ki;
    -aga turgut hoca'ya gidelim mi?
    --gidelim aga...

    telefon falan buluyoruz evi, yıldırımda biryerlerde oturuyor hayalmeyal hafızamda. baklava neyin yiyoruz muhabbet gırla (bi hoca 6. sınıf öğrencisi ile ne muhabbet edecekse artık)kalk

    orda hocanın iki güzel kızını görüyoruz, ali kemalle ikimizin içinde "kaç yaşındalar acaba, kaça gidiyorlar" diye bir merak uyanıyor ergen romantikliği ile...

    çok geçmeden hayat herkesi farklı yerlere savuruyor. hoca ile bağımız bu bayram ziyareti ile son buluyor.

    yıllar sonra sözlükte bir tesadüf eseri adını soy adını öğreniyorum bu yazarın. ve soruyorum
    --"turgut anşin'i tanır mısın" diye
    --"babam olur kendisi" cevabı derinden şaşırtıyor ben anlıyorum ki o bayram günü gördüğümüz iki güzel kızdan birisiymiş o...

    bizim meslekte sık kullanılan bir deyim aklıma geliyor "bahriye küçük kucak büyük"

    gerçekten de dünya son derece küçük.
    4 ...