adaklar adamıştık
iğdiş edilmiş bir hayata
umudumuzu sunak taşlarında bırakıp
van'lı gecelerde yarıştırmıştık
esmerliğmizi.
ne çok ölmüştük bilsen
ne çok deniz olmuştuk.
her dilde türküler söylemiş
yine de dilsiz kalmıştık.
dilsizliğimiz kudurtmuştu denizi
ve gökyüzünü
hayatın yetim kaldığımız
bir yerinde.
her aşkın
uçurum sevdası sûretinde
ardıllarını beklemeye koyulmuştuk
bir istasyonun soluk ve hüzünkâr ışıklarında...
karartılmış olsa da gece;
gözlerimize
venüs'ü yakıştırmış
saçlarımızı yıldızlara dolamıştık
dönmeyecek yolcuların ardından
burkup yüreğimizi
umudun boynuna dayamıştık bıçağı
hayata kurbanlık diye...
ceplerimize
hiç bir kilidi açmayan anahtarlar doldurmuştuk...
umut mu kayıtsız,
biz mi çocuktuk
çalınmasın diye kendimiz adamıştık hayata
geri çekilirken imha edilen
cephanelikler gibi...
biraz daha borçlanmıştı bize hayat
haraca kesilmiş
''allah vergisi'' diye vermiştik yarınlarımızı yalnızlığa
ve
mısra mısra gözyaşlarımızı sıkıştırmıştık
kareli sayfalara.
umut, kaçırılmış trendi
aşkın mutsuzluk garında...
geriye ise
saklanmış ve katlandığı yerden yırtılmış
bir resim gibi kalmıştı hayat...
kanlım! katilim!
vampir öpüşlü hayat!
alacaklarımı tahsile
bu son şiirim
intihara meyilli gecede..