boş sigara paketini elin içine alıp, acımadan sıkıp kenara atmaktır.
geçen evde canım sıkıldı dışarı çıktım, açık havada bi sigara içeyim dedim. severim ben sigarayı, vücudumun nikotin ihtiyacını gidermek kadar keyif almakta benim için önemlidir. yürüyerek sigara içmeyi de sevmem, otururum tenha bi yere sigaram, düşüncelerim ve ben...
neyse mahallede oturmak için olmayan ama herkesin inatla gittiği* yerlerden birindeydim. oturdum ve sigaramı yaktım. ilk dumanı aldıktan sonra gözüme bir şey çarptı ve beynimde şimşekler çaktı. evet önümde buruşturulmuş bir sigara paketi vardı.
elime aldım ve "eureka! eureka!" diye bağırdım. sonra "ne yapıyorum lan ben, balkonda oturanlar ne bilsin eureka'yı." dedim ve "buldum! buldum!" diye bağırdım.
neyi bulduğumu en az sizin kadar balkonda oturan insanlarda merak ediyordu. ben de bu merakı sonlandırmak için açıklamamı yaptım;
şimdi biraz insani duygulardan bahsedeceğim. "bir mendil gibi kullanıp atmak" sözü var ya aslında o söz yanlış aga. mendili burnun akınca kullanırsın, bi yerin pislenince silersin, ağlayınca göz yaşını silersin. yani kullanım amacı genel olarak temizliktir. ama ya sigara paketi? ya sigara paketi?
sigara paketinin içindeki yirmi adet zehirli çubuğu para verip almak... sigaranın dış kutusuna para vermemek, aslında zehirli çubuklara para vermek... zehirli çubukları kullanmak... nikotin ihtiyacını gidermek ve keyif almak... ve yirmi zehirli çubuk bitince sanki suçlu dış paketmiş gibi buruşturup yolun kenarına ya da çöpe atmak... bir teşekkür etmeden...
ne mi saçmalıyorum? dedim ya insani duygulardan bahsedeceğim diye. sigara paketine yaptığımız davranışı insanlara da yapabilsek var ya hiç sorun çıkmaz. yani bir insanın içi boşsa buruşturup kenara atmak, umursamamak.
zor dostum zor, insani ilişkilerde çoğu zaman yirmi zehirli çubuğu değil de dış ambalajını alıyoruz...