seyyahın dar gömleğiyle
geçilmez dünya
kanın yoğunluğunda ıssız vuruşlar
yıkılıp yeniden görünmez kentler
talanın yağmanın kıyımın süreğinde
taranmış saçları uzak coğrafya elçisinin
sanki sabahına yola düşecek
vurguna kalmaz gider
uzun yol yaraları için uçucu ecza
gecenin kapağını açsa
metale durmuş sarı defterler
kaydolurlar vergisini ödemeye
gerçekleşmeyen ülkelerin
ince kamaşma
filozof taşının yittiği yerde
seyyahlar gider
derinden daha derine
bir rüzgarın içinden geçer gibi
çölde kaybolmuş bir şiirin kederiyle