alkol kapıdır çoğu zaman kalıp bulamamış duygulara. Su düşünün bir kalıp olmazsa asla bir arada tutamazsınız moleküllerini. Ağır ağır içilir önce tadı alınarak ama kural 1 şudur; asla bir amaç uğruna oturmayacaksın o masaya. her geçen saat dakika, her geçen dakika saniye, her geçen saniye salise, her geçen salise de yarım yamalak akıllarda kalacak anmışcasına yaşanacak. sonra çıkacaksın hoşlandığım karşına ve tek bir çırpıda her şeyden önce safca söyleyeceksin:
seni seviyorum...
ne bir amaç ne bir beklenti taşıyacak. sonu önemli olmayacak çünkü ortada bir soru olmayacak. hatayı bir burada yapıyoruz insan kardeşler. niçin dilimiz hep cevap gerektiren sorular sormaya kemiksizleştirilmiştir ki?