tüm zamanların en iyi dizilerinden biri olarak tarihe geçmiş mükemmel ötesi dizidir.
bu dizinin bitmesiyle içimde garip bir burukluk olmuştur. senaristlerine şapka çıkardığım aynı zamanda ahlaksızlıklarına akıl sır erdiremediğim ancak hayatın ta kendisi olan bir dizi olarak zihinlere işlemiştir. zira bu dizi mükemmel hayat diye tabir edilebilecek amerikan rüyasını her iki farklı karakteriyle her iki farklı yönden yakalamış hayatların hikayesini yedi yıl boyunca dramın dibine vura vura bize anlatmıştır. christian troy zengin ve para harcamayı seven para kazanınca amerika'da her şeye sahip olunabileceğini düşünen idolleşmiş bir plastik cerrahtır. sean mcnamara ise evli,zengin ve çocukludur. eee bu öğreti önce amerikan halkına sonra tüm düyaya " mutluluk işte böyle bir şeydir " diye dayatılmamış mıdır ? işte bu dizi kandırılmış amerikan halkının sonra da anlayabilenin suratına tokat gibi vurur. dram üstüne dram yapar, "american life" ın aslında dramdan öteye gidemediğini, ne kadar kadınla adamla birlikte olursan ol ne kadar paran olursa olsun, hatta porno yıldızları ile bile yatabilsen aslen kendin olamadıktan sonra toplumsal öğretinin boş olduğunu bize ispatlayarak bitmiştir. zira sean son bölümde idealine giderken daha mutludur. insanların değişmeyeceği ve rollerini çok uzun süre üzerinde taşıyamayacağını da görmüş olduk. seni özleyeceğiz nip/tuck. gerçek bir televizyon efsanesiydin.
yedi sezon boyunca çok efsanevi bölümler oldu ancak, sanırım üçüncü sezondu şişman kadının koltuğa yapıştığı bölümü asla unutamayacağım.
edit : bu diziyi seks dizisi diye izleyen zihniyet lütfen 6 veya 7 sezonu baştan kesintisiz izlesin.