inception

entry905 galeri video5
    141.
  1. -----spoiler--
    evet efendim. bir önceki entry'de beğendiğim bir yorumu huzurlarınıza sunmuştum sıra filmle ilgili kendi fikirlerime..

    fikirlerden önce kısa bir altyapı analizi yapacağım. öncelikle filme yalnız gidilmemeli diye düşünüyorum bundan dolayıdır ki arkadaşlarımla beraber gittik. ayrıca gece son seansa gitmek kadar güzeli yokmuş bunun da bilincine bir kez daha vardım.
    yenibosna e-5 üzerindeki airport alışveriş merkezinde mevcut olan prestige sinemalarında izledim filmi. açıkcası istanbul'un en güzel sinema salonlarından birisidir diye düşünüyorum kadife kaflı kocaman ve tek tek konulmuş koltuklarda kimsenin bulunmadığı salonda rahatça film izleyebiliyorsunuz. hatta ayağınızı ön koltuğa uzatabilmek ya da sıkılınca koltukta bağdaş kurabilmek gibi lüksleriniz oluyor. 200 kişilik salonda 4 kişi film izlemek de ayrıca bir özel hissettiriyor insana kendini. neyse reklamları geçip filme başlıyorum;

    filmin direk olarak başlaması çok şükela oldu. zira uzunca girizgahlara sahip filmler izleyiciyi baştan kaybedebiliyor. ilk sahnenin ayrıca filmin son sahnesi olduğunu tahmin etmiştim ki tahminimde yanılmadım. zira bu tarz filmlerin genel özelliğidir bu. ama yine de sonunu nasıl başa bağlayacağını merak etmedim değil.

    ardından direk olarak ana hikaye başlıyor, açıkcası ana hikayeyi oluşturan yan hikaye kısmı aceleye getirildi ve o hikayeyi izleyici tam olarak kavrayamadı ( 4 arkadaş da kavrayamadık, eksiklikler vardı). yani saito'ya karşı çalışmalarını isteyen kurum ve ya kişiler kimlerdi bunlardan pek bahsedilmedi.

    ayrıca bu rüyaya girme işini ilk kimin ve nasıl yaptığını o aletlerin mevcudiyetinin sorgulanması iyi yapılmadı. yani işin kökenine inilmedi. eğer girilseydi film çok uzardı biliyorum fakat en azından bir parça değinilmeliydi. ( zannediyorum ki bu filmin devamı gelecek ve devam filmi bu temele dayanacak yani işin ilk nasıl yapıldığını anlatacak)

    temelini geçip özündeki fikre bakarsak eğer birçok insanın da dediği gibi matrix felsefesiyle aynı olmayan ancak aynı yere giden bir fikre sahip. sonuç olarak bu dünyanın reelliğini nereden biliyoruz belki de aslında burda yaşamıyoruz sorusunu sorduruyor insana. filmin ilerleyen dakikalarında gördüğümüz sırf rüya görmek için gelen kesimin de bu sorgulamayı yapıp gerçekliği burada değil rüyalarda bulduğunu görüyoruz. özellikle filmin o kısmı çok başarılıydı, akıllarda şu repliği bıraktı ;

    -yani bu insanlar her gün buraya uyumaya mı geliyorlar?
    -hayır buraya uyanmaya geliyorlar!

    rüyaların nerden sonrasını hatırlıyoruz? neden başlarını hiç hatırlamıyoruz ? gibi sorular sorar ilk buluştuklarında cobb, ariadne'ye. işte bu nokta seyirciden şu tepki alınır : "harbi laaan! hassktrr". bunlar normal tepkilerdir efendim. rüyadaki yaratıcılık mevzusu güzel işlenmiş fakat sanki biraz eksik gibiydi. yani hayal gücün bu kadar mı mimar hanım dedim kendi kendime. ayrıca o sahneler matrix'te neo'nun eğitildiği sürreal sahneleri getirdi akıllara.

    karakterler açısından bakarsak olaya başarının sırrını görürüz. bana kalırsa di caprio tam bu rolün oyuncusudur. fevkalade bir oyunculuk sergilemiştir ayrıca. ellen page, ken watanabe, tom hardy, cillian murhy gibi isabetli seçimler filmin izlenilirliğini arttırmış. kanımca oyunculuktaki tek eksik nokta mal'ı oynayan marion cotillard, inandırıcılığı ve kötü katın rolü pek olmamıştı kendisine. yapışmamıştı karakter üzerine.

    müzikler ise muhteşemdi diyebilirim. gerilimş son düzeyde yaşamamızı tetikleyen önemli en önemli ikinci unsurdu müzikler. hans zimmer yine yarikalar yaratmış. başka söze hacet yok sanırım.

    filmin sonuna doğru adrenalin oranınız da artıyor, zira son 45 dakika tamamiyle atraksiyon. o yönden takdirimi topladı. di caprio'nun tarzını bildiğimden ve nolan'ı memento'dan tanıdığım kadarıyla filmin sonundaki süprizlere karşı hazırlıklıydım. ancak karısının aklına gerçek dünyanın zahiriliğiyle ilgili fikri cobb'un sokması beni şok etti. soğuk duş aldım sanki. ancak son yarım saatte filmin başının nasıl bağlanacağını çözmem merak katsayımı azalttı ,işin doğrusu.

    film bu kada(gbkz: )r aksiyonlu ve bilimkurgu olmasına rağmen gamzelerimizde birkaç kez tebessüm yarattı. ilk rüyada yağmur yapmasının nedeninin yusuf'un
    çişinin gelmesi, ariadne'nin arthur ile öpüşmesi vs.

    filmin sonu ise tam bir dayaklık. en son rüya perdesinden nasıl döndükleri muamma, dönüp dönedikleri de belli değil ki zaten çünkü son sahnede metal dönerken hafif sendeledi. sonra film bitti acaba son sahnelerin hepsi yine sürreal miydi? cobb'un son sahneleri rüya mıydı mınısikim?! bu ufak pürüzlere rağmen film olağanüstü. zaten imdb'de çat diye 3. sıraya oturmuş.

    shutter island ile birlikte bu filmi de göz önüne aldığımızda karşımıza şu sonuç çıkar : bu yıl di caprio'nun yılı oldu arkadaş.
    --spoiler--
    spolier edit : ulan kız da tam mal'dı he.. amnıskim farkedemiyor musun geçek dünyayla rüyayı.
    0 ...