bir bok olmadan dev aynasında gördüğümüz futboldur. ön eleme turlarında 3. sınıf takımlarla eşleşiriz, taraftar forumlarında ezeriz, 3 atarız 5 atarız, amına bile koruz lafları dolanır, maçlar oynanınca görürüz ki bir bok değilmişiz. ama yine de kendimizi de aynasında görmeye devam ederiz. yakıştıramayız futbolumuzu o bok yerlerde olmasından dolayı.
galatasaray ne idüğü belirsiz futbolculara yönelir, fenerbahçe'yi reddetmeyen forvet kalmaz tüm avrupa'da, beşiktaş basiretsiz yönetiminin son çaresi olarak fenerbahçe'nin 5 yıl önceki transfer politikasına dönmüş, tutunamayan, emeklilik yıllarını geçirmeye gelmiş futbolculara yönelmiştir. ama en büyük bizim takımlar. yaşasın fenerbahçe, cimbom, karakartal.
kabul etmeliyiz artık, paramız olmazsa (ki onu nereden buluyorlar ilginç) futbolcuları bu ülkeye getirmenin imkanı yok. futbolumuzun kalitesi, yönetimlerin iş bilirliği, kurumsallaşma...vs gibi konularda yerlerde sürünüyoruz, tek tesellimiz, tesellimiz yok.
hakan şükür'den sonra forvet yetiştiremeyen bir futbol işte bizimkisi. ömer üründül'ün her maçı yorumlayabildiği bir futbol. erman toroğlu ve ahmet çakar'ın hakem hocası kesildikleri bir futbol buradaki. ilker yasin'in ülke futbolunun en önemli maçlarını anlattığı bir ülke işte.
ulan bir de bizler bu sikimsonik futbol için, bu takımlar için birbirimizi kırıyoruz. ayıp lan! kendi adıma kimlerle futbol tartışması yaptıysam özür diliyorum. dilimi eşşek arıları soksun, parmaklarımı keneler kemirsin.