orhun anıtları

entry25 galeri
    11.
  1. Hakkında bir takım yeni bulgular olan anıtlardır. Orhun Anıtları'nın bulunduğu bölgedeki bir kurganda kazı çalışmalarını sürdüren Moğol bilim adamları, Bilge Kağan'ın heykelini bulduklarını öne sürüyor

    Yaklaşık 1.5 milyon kilometrelik alanı ile Türkiye'nin iki katı büyüklüğünde coğrafyaya sahip olan Moğolistan'ın çeşitli bölgelerinde arkeolojik kazı izni bulunan Kül Tigin Derneği'ne bağlı kazı ekipleri, araştırmalarından birini, başkent Ulan Bator'un 365 kilometre kuzeybatısında, Orhun Anıtları'nın bulunduğu Orhun Vadisi'nde sürdürüyor.

    Kazı çalışmaları, başkanlığını, ülkenin önemli bankalarından Anod Bank'ın yönetim kurulu başkanı Davaa Myamaa'nın yürüttüğü Kül Tigin Derneğince finanse ediliyor.

    Moğolistan Milli Üniversitesi Arkeoloji-Antropoloji Bölümü'nden 30 kişinin katıldığı, aralarında ülkenin tanınmış arkeologlarından Prof. Dr. Batsaikhan Zagd'ın da yer aldığı kazı ekibine, yine tanınmış Moğol arkeolog Prof. Dr. Bor Cugder başkanlık ediyor.

    Prof. Dr. Bor Cugder, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Orhun Irmağı yakınlarındaki Bilge Kağan ve Kül Tigin anıtlarının batısında, anıtlara yaklaşık 2 kilometre uzaklıktaki bir kurganda kazı çalışmalarını sürdürdükleri anlattı.

    Ekibin, Arhangai vilayeti Haşat ilçesi sınırları içindeki Şevit kurganında kazılara 18 Haziranda başladığını belirten Moğol bilim adamı, kurganın iç içe iki bölümden oluştuğunu söyledi. Dış duvarların bir kenarının uzunluğunun 36 metre, iç duvarların bir kenarının uzunluğunun 24 metre olduğunu açıklayan Prof. Dr. Cugder, ''Şevit kurganı, şimdiye kadar dünyada bulunan en büyük kurgan'' dedi.

    Kazı çalışmaları için hükümetten izinlerin alınmasının ardından önce çevre çalışması yaptıklarını belirten Prof. Dr. Cugder, arkasından jeofizik araştırmaları tamamladıklarını, bunların olumlu sonuçlanması üzerine de haziran ayında kazı çalışmalarına başladıklarını anlattı.

    -BiLGE KAĞAN HEYKELi-

    Prof. Dr. Bor Cugder, Şevit kurganında süren çalışmalar sırasında buldukları heykelin Bilge Kağan'a ait olduğunu öne sürdü.

    Kazı çalışmaları sürerken, kurganın ana duvarlarının açılmasının ardından önce heykelin ayak kısmını bulduklarını anlatan Moğol bilim adamı, ilk aşamada, bulunan bu parçadan, heykelin kime ve hangi döneme ait olduğu konusunda bir sonuca varamadıklarını dile getirdi.

    Kısa bir süre sonra heykelin diğer parçalarını bulan kazı ekibinin başkanı Prof. Dr. Cugder, ''Diğer parçaları da birleştirince, heykelin Bilge Kağan'ın heykeli olduğu sonucuna vardık'' dedi.

    Prof. Dr. Cugder, bu sonuca nasıl vardıkları konusunda ise şöyle konuştu:

    ''Öncelikle Orhun Vadisi, Göktürklerin anayurdu. Bulduğumuz heykel, Bilge Kağan ve Kül Tigin anıtlarına çok yakın mesafede. Kazı yaptığımız Şevit kurganı ile anıtlar arasında sadece 2 kilometrelik bir mesafe var.

    Heykelde, Tabgaç işçiliği de görünüyor. Buradan, heykelin yapımında, bir başka Türk soyu olan Tabgaçların da yardımının olduğu ortaya çıkıyor.

    Heykelin Bilge Kağan'a ait olduğu sonucuna varmamızın bir başka sebebi de heykelde şapka olmamasıdır.''

    Prof. Dr. Cugder, Bilge Kağan heykelinin bulunduğuna yönelik ilk kez açıklama yaptıklarını da kaydetti.

    Öte yandan, Moğol arkeoloji ekibinin bulduğu heykel 3 parça halinde. Ayaklarının olduğu kısım halen kazı alanında bulunuyor. Baş ve gövdesi ise kazı alanına yakın kampta muhafaza ediliyor. Heykelin boyu ise yaklaşık 140 santimetre.

    -HUN, TÜRK VE MOĞOL iMPARATORLUKLARINI KURANLAR AYNI KÖKTEN-

    Kazı çalışmalarını organize eden Kül Tigin Derneği Başkanı Davaa Nyamaa ise AA muhabirine yaptığı açıklamada, ''tarih araştırıldığında Türk ve Moğolların birlikteliğinin, aynılığının görüldüğünü'' söyledi.

    ''Hun, Türk ve Moğol imparatorluklarını kuranlar aynı kökten geliyor'' diyen Nyamaa, gerek daha önce ortaya çıkarılan buluntuların, gerekse yeni bulunan Bilge Kağan heykelinin, bu durumu kesinleştirdiğini vurguladı.

    ''Moğolistan, kapalı bir mücevher kutusudur'' diyen Davaa Nyamaa, bu kutunun açılmasında Moğolistan ve Türkiye'nin elbirliği içinde olması gerektiğini, bunun da sadece tarihi ve kültürel alanlarda değil, tüm alanlarda gerçekleştirilmesi gerektiğine dikkati çekti.
    4 ...