o zamanlar küçük bir sahil kasabasında oturuyorduk.**zaten küçük bir yer olduğu için herkes birbirini tanırdı. bir de üstüne üstlük annem ve babam da öğretmen olunca beni tanımayan yoktu. hele ilkokul öğretmenimi doğduğumdan beri tanıyordum. ailecek görüşüyorduk falan. her neyse. evimizde okula çok yakındı. okulun yolu hemen evimizin önünden başlıyordu. zil çalınca sanki evin içinde çalıyormuş gibi duyulurdu. o kadar yakındı. uzatmayalım. okulun ilk günü ne annemle ne de babamla gittim. çantamı aldım elime, tek başıma okulun yolunu tuttum. " anneeee! beni bırakma! " gibi bağırış çağırışım hiç olmadı. paşa paşa gittim, sırama oturdum. millet salya sümük ağlarken, ben gayet sakin bir şekilde tek başıma oturduğum için tuhaf bakışlara maruz kalmadım değil tabi.*