şöyle ilk görüşte aşk hikayesini andırır.gördüğün gibi beğenirsin inceden hoşlanırsın bi süre sonra adeta tapar ne var ne yok her şeyiyle ilgilenmeye başlarsın belki birkaç arkadaşın da 'ya geçen gün bir konuşmasına tanık oldum mantıklı da' dediğinde dahi 'evet, ağzını oynatınca ses çıkıyor değil mi çok hoş abi' dedirtecek kadar saplantı haline getirip uzaktan uzağa ağzını sulandırırsın veya bu kişi aslında arkadaşındır bir dönem aklın bulanır ergen duygularına kapılıp içindeki aşka düşüverirsin.sonra ne mi olur?öyle çok güzel falan olmaz çoğunlukla, tamam bazen mükemmel olabilir ama o bazenler genelde hollywood da olduğu için bizim mahallede görülmez.sizin oraları bilemem tabi.neyse bir de bu aşık olduğun tip platoniden haberdarsa değme keyfine.efendime söyliyim bi kasınmalar, hafiften kabarmalar sanki biri şişiriyor insan evladını; seni gördükçe.indir havasını 'seni seviyorum ya da pardon sevdiğimi sanıyordum ne kadar baltayım değil mi, gittim senin gibi bir oduna saplandım!' deyip çık işin içinden kes eziyeti sonra da naber hacı, olum, abi... gibi lise son kanka hitaplarını da kullandığında tamamdır, buruşmuş balona döner.
ama sonra dersin ki 'neler yapıyorum ben ya seviyorum ulan!'.diyeceğim o, uyuşturma beynini topla kafayı bak önüne ama ne yapacağını biliyorum tüm doğruları düşünüp yine yanlış olanı seçeceksin, hadi yanılt beni!
''önüm
arkam
sağım
solum
o be''
tüm platonik aşıkların mutlu olması dileği ile.
(bkz: tuttum seni dilek)