minibüsün dolduğuna ikna olamayan minibüs yolcusu

entry1 galeri
    ?.
  1. otobüsün dolduğuna inanamayan şoför başlığına ilk baktığımda, "evet ulan bu şöförler harbiden böyleler" demiştim ama dün yaşadığım olay sonucu işlerin tam tersi olduğunu anladım.

    minibüs şöförü yol üstündeki her parmak kaldıran yolcunun önünde duruyordu. ve her parmak kaldıran yolcu da minibüse biniyordu doğal olarak. işim garip tarafı ise, zaten tıklım tıklım olan minibüse binen her yolcu birileri inip de içerilere doğru girdiğinde yeni yolcular biniyordu elbette. ve bu eski yolcular "kaptan yeter artık dolduk, sucuk gibi olduk terledik alma kimseyi yahu" diyorlardı. bilmedikleri olay ise, minibüs şöförünün yolcuları teker teker kollarından tutup zorla minibüse bindirmiyor olmasıydı. yani yolcular kendi istekleri ile biniyorlardı ve hiçbir yolcu da tıklım tıklım minibüs önünde durduğunda "ulan çok dolu, sonrakini bekleyeyim" demiyordu.

    yolcular bir türlü minibüsün dolduğunu ikna olmadıkları için durmadan biniyorlardı. ve her binen yolcu dışarıdan, minibüsün derinliklerine ilerlediğinde cidden minibüsün dolduğunu görüp şöföre bağırıyordu.
    gerçekten çok garip bir durum.
    şöföre bağıran o kadar yolcudan biride çıkıp, minibüsün önünde durduğu yolcuya "kardeşim binmeyin çok dolu" demiyordu. aslında mantıklı olan belkide buydu. iett şöförü ya da metrobüs şöförü sizi almak zorundadır almazsa dönüp şikayet edersiniz. tıklım tıklım gelirse binmez, "ulan bir sonrakine bineyim" dersiniz. metrobüs, el ettiğinizde durur, binip binmemek size kalmış olaydır. kimse şöförü suçlayamaz.
    ama iş minibüse geldiğinde herkes şöföre küfrederken, kimse yolculara küfretmez çünkü kimse kendisine dışarıdan bakamaz. insanoğlunun yapısında vardır bu.

    "ulan hayvanları bile böyle taşımıyorlar" derler yolcular birbirleri ile konuşurken, sinirli bir halde şöföre laf soktuklarını sanıp. ama onlar da bilirler ki, bir sürü hayvanı tepe tepeye götüremezsiniz. hayvan binmemekte ısrar eder, zorlarsınız bindirmek için. işte biz bir hayvan kadar bile olamadığımız için "abi gel gel sıkışırız lan" mantığı ile biner, sonraki "abi gel gel sıkışırız lan" mantığı ile binenler için de şöföre "sıkışık sıkışık gidiyoz lan mafolduk" deriz. biz, biz cidden gerizekalıyız dostlar.
    hepimiz minibüsün dolduğuna bir türlü ikna olmayan minibüs yolcularıyız.
    biz kendine dışarıdan bakamayan, kendimiz haricinde herkesi eleştiren angutlarız.

    minübüs şöförü "çök abi çök polis var" dediğinde, ayakta yolcu alan şöför'ü kurtarmak için değil, aslında ayakta bindiği kendisini kurtarmak için eğilen salaklarız.
    "ayakta yolcu almak" diye bir ceza çok saçma bence. o ceva ayakta olacağını bile bile binen yolculara kesilmeli. tıklım tıklım minibüse binen insanoğluna kesilmeli o ceza. o cezayı eğer biz kabul etmişsek (ki yasa çıkaranları, yasa çıakrmaları için vekaleten biz seçiyoruz) minibüse binmemeyi kabul etmişiz demektir ayakta. ne garip şey lan şu hayat.

    zaten yaşadığım şehir pendik'de böyle doldu biliyorum. geçen gün "oha lan 1 milyon olmuş nufusumuz" dedim arkadaşa. o da bana "olum dağa taşa her yere ev yaprılar" dedi. belki de çok alakasız belkide çok alakalı ama, biri de dönüp artık "abi bakamayacağınız kadar çocuk yapayın lan burası çok sıkıştı, adamlar dağ taş deliyor artık ev yapmak için" demiyor.
    adam "çocuğum da oturur" edası ile 3 katlı evi 5 katlı yapıyor. depremde yıkıldığında takdir-i ilahi oluyor..
    bu konu garip yerlere bağlanıyor yeter artık, entrye son veriyorum.

    - hayatın anlamına ulaşmama az kaldı be arif.
    - başlangıç noktası olarak neyi aldın abi peki?
    - minibüsü arif. hayat hep orada kesişiyor.
    - ??
    - bunu çözersem, hayatın anlamını bulcam lan.
    - eyvallah abi ne diyeyim..
    0 ...