en güzel Yusuf Kaplan ın bir seminerin de "Viyana;kaç kuruşluk operadır ki" sözüyle açıklanan,kendini avrupanın başkenti sanan şehirdir.ilk görüşte güzel gibi gelir, bu güzellik bi kaç gün de sürer ama içine daldıkça eksiklikler farkedilir,birer birer çıkar ortaya,batmaya başlar zamanla.en acısı ruhsuz dur.evet viyana ruhsuz bir şehirdir.insanlar tamamen tektir.eğer 3 den fazla insanı birarada geziyor filan görürseniz onların türk olma ihtimali yüksektir ama avusturyalı kesinlikle değildir.delisi fazla ayık olanı az memlekettir.toplum çoğunlukta bir kız bir erkek 2 köpek halinde yaşar.sokakta tek bir kediye rastlanmaz,kedisi olanın da çıkartmaya cesareti olmaz.kafe kültürü oldukça geniştir.herkes tunasıyla bilir viyana'yı.pek bi esprisi yoktur tuna nehrinin de, yazın azbuçuk kendisini göstermesiyle soyunup etrafında güneşlenen insanları dışında tabi.bence en güzel olayı straßenbuhn denen cadde tranvaylarıdır bilhassa eski olanları.tahta koltuklarında oturup derin hayallere dalmanın tadından geçilmez.ama yaşanılacak bir yer değildir,öğrenciler için bi nebze hadi iş içinde bi kaç sene olsun ama on seneden fazlayı göze almamak gerek viyana için.hele viyana için terkedilen şehir istanbul ise en kısa yoldan dönülesidir.