üzüldüğümüzde ağlayabilmenin ne kadar güzel olduğunu hatırlatmıştır bu film bu akşam bana...
--spoiler--
andrew martin adlı, insandan farkı olmayan robotumuz, hastanede aralarında çok sıkı bir bağ olan "küçük hanım" diye hitap ettiği kişinin yanındadır. "küçük hanım" ölmek üzeredir. andrew onun yanına gider, "küçük hanım"ın torunu portia da oradadır. andrew ve "küçük hanım" son kez konuşurlar ve "küçük hanım" ölür. portia babaannesinin öldüğünü gördüğünde gözünden yaşlar süzülür. o sıra andrew ağlayamadığı için şunları söyler:
- bu çok zalimce! sen ağlayabiliyorsun ama ben ağlayamıyorum. içimde tarif edemediğim çok büyük bir acı var. değer verdiğim herkes böyle ayrılacak mı benden?
--spoiler--
gerçeküstü kurgulardan oluşan bir film olmasına rağmen, insanoğlunun gerçeklerine bir o kadar yakın bir film. insanoğlunun içgüdüsel olarak yaptığı herşeyi, sil baştan öğreniyor gibi oluyorsunuz. robin williams yine sımsıcak bir film yapmayı başarmış**.