ahmet erhan

entry200 galeri
    96.
  1. ahmet erhan şiiri.

    Zaman: durmuş gibi
    Cihangir'de pazar günü şaşkınım
    Olmayan uykumu bölüyor bir akordeon sesi
    Bir çocuk ufacık sarı saçlı
    Eminim kara gözlüdür görünmüyor uzaktan gözleri
    Görünmüyor ki
    Sokak derin uykularda duyulmuş şey değil
    Cihangir'de geldiğim günden beri
    Gurbetliğimden beri
    Son travesti son bira şişesini yere çaldığından bu yana
    Kaç saat duymadım
    Birşeyler okuyordum kırıntısız, yankısız
    Unuttum
    Güzel marmara ve yeşil elma sabah sabah
    Olmaz ki
    Olmaz ki böyle bir ülkede böyle
    Camlı bir bomba gibi bir martı pencereme çarptı
    Korktum
    Ve artık herşeyden korkuyorum
    Gurbette ve kanlı bıçaklı tutkun
    Bu nasıl iş bu Cihangir her damarı bir sokak
    Bir sokak
    Baktıkça gözlerim kanıyor
    Kana kana bakıyorum

    Zaman: geçmek bilmiyor
    Yalnızlığa alışkınım sessizliğe değil
    Pazar günlerinden nefret ederim bu yüzden
    Bakkal açılmaz çöpçüler bağırmaz bu nasıl cihangir
    Güzel Marmara ve yeşil elma
    Bulunmaz ki sabah sabah

    Ellerin sarsak

    Gözlerimdeki çapak sanki bütün sokağı örttü görünmüyor
    Hiçbir şey görünmüyor
    Yalnız ve soğuk yatağım
    Boşlukta süzülüp alçalıyor
    Gidip uyumaya kalksam ne olacak

    Ne olacak

    Zaman: her yerde kedi kuyrukları vardı
    Yürümeye korkardım buz üstünde gibi
    Basmaya korkardım şimdi nerdeler
    Elinin körü ne biçim sabah bu ne biçim pazar
    De ki uyudum
    Çalmayacak mı telefon kapımın zili
    Ağzımda şarabın kekremsi tadı
    Karnımda yüzlerce akreple uyusam onlar uyanacak
    De ki bir arkadaşım geldi gidelim
    Belgrad ormanında kros yapalım dedi- ben mi
    Arnavutköyde balık tutalım dedi- ben mi
    Önce içelim sonra içelim
    Kaçmıyor ya şu istanbul dedikleri

    Ah benim evcil kalbim
    Artık "hayır" demeyi de öğrendi

    Şimdi ne olacak

    Bana hergün sokağa çıkma yasağı bana hergün o üç darbeden biri ne bilsin olağan üstü hallerin ta kendisiyim dokuz canlı bir kediyim sekizini yitirdim ne bilsin ayrıca burası cihangir
    Kedi diktatörlüğü

    Şimdi ne olacak

    Kimseler bile gelmiyor bugün pazar
    Yalnızlığın eşcinseli mi oluyor yani
    Yani cinaslı kafiyeli pazar günleri ey
    Sıkıldım şarabım bitti elmadan vaz geçtim uykum yok
    Yok üstüne üstlük sigaram da azalıyor
    Şimdi sahiden ne olacak
    Ben bu kadar geveze değildim eskiden
    Bir sıkımlık canım kaldı

    Zaman: otobanındayım senin
    Yürü ki bir şeyler dönmeye başlasın
    Dünya mı olur artık ne olursa olur hayat
    Hani istanbul git git bitmez koca bir şehirdi
    Ayağının turabı olayım yürü
    Ayaklarımı bitiştirirek uzun uzun ölçtüm
    Ve düşündüm ki meselem mi meselim mi tükendi

    Neredeyse akşam olacak

    Zaman: oydum da gözlerimi sana bıraktım
    Yoksa tarihm iydi kanla biçilmişti kaftanım
    Ben kaf dağında bir kaptan değilim
    Ama bu çırpıntılı şarapsızlık ne olacak

    Şimdi ne olacak

    Yağmur yağıyor yağmasın
    Volta atıyor martılar göğün dört duvarında
    " Ne balık, ne de kuş" olabildiğim şu dünyada
    Gurbetim bile yok beceremedim

    Toprak

    Uçaklardan korktum da ne oldu sanki
    Onlardan önce çakılıp kaldım yere odama
    Meyhanelere geniş mağazalara sayısız
    yalnızlıklara ve pazar günlerine

    Gömüleceğim bir gün sana toprak
    Başımı yukarda tutmaya çalışarak
    Ama olmayacak
    Kefen param bile

    Hep ağır ve aksak

    Olmadı bile kanıma alkol düştü payıma küfür
    Birer ziynet eşyası gibi şişelerim yığılı evde
    Her şişenin dibinde ay parçası bir melek
    Dans ediyordu iyi kıvırıyordu kaltak
    Cihangir'de Cihangir'de özellikle
    Ama neden cinlerim hep tepemde

    Alçak

    Gidip Neşet Ertaş dinlesene aklını kucağında saklıyarak
    Balık görsen aklına rakı gelir önce
    Ve bütün yollar bir gün hergün meyhanelere çıkacak

    Cihangirde sabah hiç olmayacak

    Alkolikler ve eşcinseller giremez yazar
    Ev sahiplerinin kapılarında anlarlar kimsin
    Nesin adamım buralar sana göre hiç olmayacak
    Kalk gidelim çöpçüler süpürsün ıslak
    Ve yorgun bedenimizi şarap ve elma kokan
    Bedenimizi doktorlar serumla yıkasınlar
    Akla sığmayacak halusinasyonlar ellerinde şişelerle
    Hastanelerin ziyaretçi saatlerini beklesinler

    Ölsem kimsenin umrunda olmayacak
    Öyleyse beni alnımdan öpsene toprak

    Hayat hiçbir şey değil şiir hiçbir şey değil
    iki dirhem bir çekirdek ölüm bile
    Hiçbir şey değil
    Sokaklara atılmış ölüm
    Nereye gitsem ardımdan seğirtir
    Mendil satar cam siler ille de bıçak taşır
    Ve tiner
    Unutmaki sevgilim hayat
    Karamsar bir şiirin ilk dizesidir

    Peki şimdi ne olacak

    Elma yok yok ki şarap
    Birazdan tütünüm de tükenir
    Ve türkiye'de şair olmak bu değildir
    Neydi ki Türkiye'de şair olmak

    Dünyaya dürbünle bakmak
    Kız tavlamak sanatını masalara höykürmek mi
    Salya sümük ağlamak

    Ölüm oruçları

    Ey bu ülkede
    Artık ne sabah ne de akşam olacak

    Üç çocuk daha öldü
    Yatağında üç kere daha sırtını döndü halk

    Elbette elma ve şarap
    Elbette elma ve şarap

    Üşüdüm üstümü örtsene toprak...
    0 ...