derin devletin en güçlü isimlerinden biri. sadece giydiği gömleği beyaz olan eski emniyetçi
yıldırım türker'in hoş bir yazısı aşağıdadır.
--spoiler--
Zamanında Bülent Ersoy, ondan bahsederken, "Tabii sanatçı olduğu için çok hassas bir adam. Yani o da sanatçı sayılır" deyivermişti. Ancak 'sanatçı'ya has bir içgörüyle Mehmet Ağar'ın her şeyden öte bir 'gönül adamı', bir 'temaşaa ustası', bir 'kurgular sultanı' olduğunu herkesten önce görmüş, adını koymuştu.
Son kopan fırtınada Susurluk bağlantısı aşikâr olunca toplu olarak başımızı çevirip uzaklara baktık. Onunla yüzleşme çabasının ancak çabalayanı mahçup edeceğini bildiğimiz için olsa gerek. Yalnız Çarşamba günü Radikal'in ancak pofesyonel okur tarafından görülebilecek en ücra köşesinde minicik bir haber çıktı: "Ağar: Benim ilgim yok". Danıştay'a saldırıya ilişkin soruları yanıtlarken kendisine Susurluk bağlantısı hatırlatılanda, "Beni ilgilendiren tarafı olduğunu zannetmiyorum" demiş. Demokrasi dışı her türlü davranışa karşı olduğunu belirtip resmi makamların halkı bilgilendirmesini istemiş. Resmi makamlar dediğinin kendisinin çok altındaki basit bir makine olduğunu, kendi ser de sır da vermez halinin, nobran ketumluğunun elbette o makine için geçerli olmadığını belirtmiş oluyor.
iki bayram arası düğün olmasa da Şemdinli ile Danıştay saldırısı arasının erken seçim kampanyası için mükemmel bir zamanlama olduğunu biliyor elbet. Hiçbir şeyle değilse, 'sanatçı' isabetiyle.
Mehmet Ağar'ın televizyon kanallarında dönen klibini dikkatle izleyip her bir karesini, her bir satırını okumaya çalışırsak şu an içinde bulunduğumuz felaketi kavramada önemli bir adım atmış oluruz. O klip, şu an sıkıştırılmış olduğumuz köşede bize sunulan hayat alternatifini gösteriyor. Kahramanımız adam gibi adamın maceralarının fragmanı.
Kaçınılmaz olarak estetik bir öneri aynı zamanda. Hayatımızın rengini, dokusunu, ahenginin mimarisini işaret ediyor. Oluşturduğu drama, bir kanala sunulan dizilerden birinin sinopsisi gibi.
Giderek tehdit makamı edinmiş olan şanlı 'Memleketim' şarkısının Ağar vizyonuyla lehimlenmiş yeni versiyonuna dikkat edin. Geçmişin arabesk sultanı Mine Koşan, yıpranmış ikbalinin acısını çıkaracak kadar derunundan söylüyor. Vakur ama paramparçalı. Bestesi Türk olmasa da çoktan devşirilmiş bu şarkının Balkan soğukluğundan arındırılmış, batı tınısının boyunduruğundan kurtarılmış, aranje değil adeta eller yukarı teslim alınmış hali. Acısından yenmeyen ağır bir kadın sesiyle nihavend makamı "Memleketim".
Ama ya Mehmet Ağar'ın sesi.
O, kendine yepyeni bir imge, yepyeni bir dramatik kahraman duruşu edinmiş. Memleketine, insanına olan tutkusunu anlatırken 'Gönül Yarası' filmindeki Şener Şen vurgulamalarından hayli etkilenmiş bir babayla karşı karşıyayız. Adanmış devlet memuru olarak eşiyle birlikte Anadolu'yu karış karış gezerken tanımış olduğu, velinimeti ilan ettiği Anadolu insanını anlatırken Şener Şen modernizminden katıksız melodramların hıçkırıklı oyunculuğuna geçiveriyor.
Sadri Alışık, 'büyük bir aktör', 'sevilen sanatçı'dan öte, kolektif suçluluk duygusu olarak kazınmıştır bu toplumun belleğine. Onurludur. Harbidir. Komiktir. Gururludur. Beceriksizdir. Sevdalıdır. Öyle bir hassasiyetle yaralanmıştır ki hıçkırıksız konuşamaz. Boynubükük Türk gururunun ikonudur. Sadri Alışık'ı sevmeyen yoktur. Herkes Sadri Alışık'ı yaşatamadığı için çok pişmandır bir kere.
Mehmet Ağar, işte onun çelebiliği, hıçkırık tonlamalarını çok çalışmış. Yazımı zaman almış, kırk kez değiştirilip yeniden yazılmış, kim bilir kaç kere kayda okunmuş bir metni Sadri Alışık hıçkırıklarıyla okumanın içtenliği üstüne ne desek boş. Halkımızın içtenlik tanımının kimlerle çizilmiş, kimlere yakıştırılmış olduğunu başka bir yazıya bırakalım.
Adının ardına yakıştırılan, "Adam gibi adam" da Supermen gibi bir şey değil, biliyoruz. Gururundan ve sevdasından hıçkırıklara boğulacak kadar hassas ama yumruğu demir delikanlıları en hızlı gıdıklayan, burunlarının direğini sızladan laftır bu "adam gibi adam". Yiğit, ağır uslu, sert ama ağlak babalar.
Mehmet Ağar, bu kez bize duygusal, kendini vatanına ve vatan insanına adamış baba adayı olarak sunarken, 'Ben de delikanlının hasıyım. Üstelik bende şefkat de var' diyor. Sonra gözlerimizin içine bakıyor. Söylemese de hepimiz işitiyoruz: "Sizinle daha işim bitmedi."
--spoiler--