daniel day lewis'in muhteşem oyunculuğu için izlenebilecek, fakat onun dışında sıkıcı olmaktan ve uyku getirmekten öteye gidemeyen film.
- - -
--spoiler--
belirtmeden geçemeyeceğim. filmdeki spastik christy brown karakteri -spastik veya özürlü olması ile hiçbi alakası yok tabii ki de yanlış anlaşılmasın diye belirtmem gerek.- bana feci itici geldi. çok bencil bi karakterdi ve düşüncesizdi. sevmedim, sevemedim yani.
-ilk olarak, doğruluk cesaret oyununda kendisini tamamen oyun kuralı gereği öpen kıza aşık olup ondan, aşkına karşılık vermesini bekledi. kız kabul etmeyince sinir küpü oldu.
-2. olarak, kendisine yardımcı olmak için elinden geleni yapan doktoruna aşık oldu. ona, aşkını itiraf ettiğinde ve reddedildiğinde yine kudurdu. sonraki sahnelerde, doktor başka bi adamla evleneceğini söylediğinde christy'nin yaptığı salak hareketler çok sinir bozucuydu. "ne var lan ne var gerzek!" dedim içimden. kıl ya. sanki sen aşık oldun diye, kadın sana aşık olmak zorunda. bi bağırıyor, bi tripler atıyor! spastik demeyip çarpacaktım ağzına 2 tane.
-3. olarak, konferans için gittiği yerde kendisiyle ilgilenen kadına aşık oldu 1-2 saat içinde. kadın diyor ki "akşama randevum var.", bu hala kadına "yakışıklı mı? ona aşık mısın?" diye sorular soruyor. sanane be adam sanane? kadına bağırıp çağırdı bi de, zorla randevu almaya çalışıyor. tam spastik yani ama sonunda da başardı. bu kadınla evlendi. ilginç!
filmden yaptığım en has çıkarım christy brown adlı adamın feci itici ve abazan bi insan olduğu yönünde. filmi izleyenler anlar ancak benim sinirimi.
--spoiler--