oysa ne umutlarla gelmiştim sana. internetten kazandınız yazısını okuyunca kimse sevinmemiştir belkide benim kadar kazandığına.
bazıları hiç bir şeyden mutlu olmaz ya hani. seni de küçümseyenler vardı kazanmasına rağmen. ''ne işim var uludağ'da *, istanbul'da, ankara'da okumak varken yazık oldu bana'' diyenler. oysa ben öyle değildim. hedeflerimi hep küçük tutan, kendine güveni olmayan ben için, sen bulunmaz nimettin ''uludağ üniversitesi''.
ben seni çok sevmiştim ama bir kez daha anladım insanı seven s.kermiş. bölümüme ilk hazırlığı ben kazandığım sene koydun sen. daha başlamadan bir yıl kayıptı. zaten bir yıl geç kazanmıştım üniversiteyi, bir yıl da sen koydun acımadan.
dedim ya, kendime güvenim yoktu diye. zor bela geçtim hazırlık illetini. ama senden çok korkuyordum. sanki tüm okul arkadaşlarım birer einstein'dı gözümde. nasıl geçecektim dersleri, nasıl bitirecektim seni korkusu sardı daha birinci sınıfta beni. millet seni ve sınavlarını s.kine takmazken ben it gibi çalıştım lan. tüm derslerine gittim, tüm kitaplarını aldım, tüm notlarını tuttum ve dahası tüm notlarını satın aldım sınavlardan önce. sabah 10'da ki sınava yetişemem korkusuyla 8'de olduğumu bilirim okulda. evet biraz evhamlıyım, tamam çok evhamlıyım ama seni ben kadar kimse ciddiye almamıştır uludağ üniversitesi.
ilk dönem bitti ve dersler süperdi. kalacağım korkusuyla yanıp tutuşan ben, tüm dersleri çok iyi notlarla geçmiştim. evet, hedefimin çok üstündeydim. ama hala bunun bir şans olduğunu düşünüyordum. ama öyle değildi. ikinci dönem de aynı notlar geldi. galiba sende beni sevmeye başlamıştın uludağ üniversitesi.
hiç aklımda yokken, becerebileceğimi düşünmezken iki tane üstten ders aldım ikinci sınıfın başında. zor olur üstten ders, kalırım ama bir şansımı deneyim dedim. çünkü şanslıydım ben, yoksa hak ettiğimden değil ya. millet altı ders alırken ben sekiz, diğer dönemse 9 ders aldım. zorlanmıştım baya, dengesizleşmiştim ama not kartıma girilen notları görünce her şey düzelmişti.
3. sınıf olmuştum nihayet. evet şanslıydım ama kendime de güveniyordum artık sanki. allah hep yardımcım olmuştu ve bunu da ben hak ettiğim için yapıyor diye düşünebiliyordum nihayet. hak etmek kelimesini korkmadan kullanabiliyordum artık. ders seçimleri başladı ve sen bir ingilizce dersi daha koymuştun yeni ders adı altında. ilk alanlar yine benim dönemimdi bu dersi. oysa almam gereken 4. sınıf dersi vardı ve çakışıyordu malesef bu ingilizce zımbırtısı ile. neyse dedim, yaz okulunda alırım 4. sınıf dersini. sense, daha sene ortasında o zorunlu ingilizce dersini isteğe bağlı yaptın, ama artık alamazdım o 4. sınıf dersini. bozmadım moralimi. yaz okulunda açılırdı o ders ne de olsa. seçtim tüm derslerimi ve yine geçtim hepsinden. kendime güveniyordum da artık. ilk dönem 3.5 ikinci dönem 3.4 yano yapmıştım hem de.
4. sınıf derslerini bile temizlemiştim 3 senede. iki dersim ve bir tezim kalmıştı sadece. sen yaz okulunda açacaktın o dersleri, ben de verecektim her zamanki gibi. ama olmadı be uludağ üniversitem. 10 yıldır açtığın o dersi, bu sene açmadın. arıyorum seni, sikleyen yok ... bilgi veren yok, anlayan yok. senin çatın altında memurum deyip de işini savsaklayanlar, işinden bihaber olanlar da ayrı koydu bana.
şimdi nolacak bilmiyorum.'' iki dersin kalmış, oku işte rahat rahat'' diyebilirsin ama benim bitirmem lazımdı seni. hem hak etmiştim sonuna kadar da bitirmeyi. ama sen diyorsun ki, olmaz. kal biraz daha. uğraş benimle.
son bir şansım daha var, bakalım alt edebilecek miyim seni? inan halledebilsem dahi bütün bu sorunlarımı. bir şeyden çok eminim artık.
bana ''nankör'' desen de: ''artık sevmiyorum seni.''