ne tuhaf hep en mutlu olduğum anlarda geliyorsun aklıma, beliriveriyor silüetin zihnimde..keşke o da burda olsaydı diyorum içimden hep..mesela muhteşem bir şey yaşıyorum, görüyorum, duyuyorum; o an senin de onları görmeni çok istiyorum..ama hep tek başıma, senin yerine de yaşıyorum güzellikleri..mesela geçen gün cam gibi, turkuaz, acayip berrak, böyle dipte gözlerimi açtığımda balıkları çok rahat görebildiğim bir denizde yüzdüm, dalga karşıdan bana gelirken ve o ilk dalışı yaptığım anda gözlerimi açtım ve o an senin de bunu görmeni nasıl istedim anlatamam...sonra bi yer keşfettim, bazı sabahlar yürüyorum orda masmavi akdeniz uzanıyor aşağıda yeni kesilmiş çim kokusu buram buram güneş yeni doğmuş oluyor genelde hafif sabah serinliği sevdiğim bir şarkı çalıyor kulaklığımda işte o an senin de o anı yaşamanı istiyorum, ben mutlu oluyorum içim hayatla doluyor ve diyorum ki keşke şu güzelliği o da görseydi şimdi..ne acı değil mi..işte benim en çok bu acıtıyor canımı...başka yollarda yürümüşüz, yanımızda başka kişiler başka hayatlar yerlerini almış, hiç biraraya gelemeyen birbirine uzanamayan iki yalnız yıldız gibi sürecek belki yaşamlarımız, saçlarının kokusunu bile içime çekmeden bitecek belki hayat ama en çok bu, geçip giden mutlu anları, güzellikleri sana gösterememek seninle paylaşamamak canımı yakıyor biliyor musun...bilme ya da..bunları okuyacağını artık sanmadığım için ilk defa bu kadar rahatım belki de, senelerdir ilk defa böyle içimden geldiği gibi yazıyorum...hohoyt süpermiş!
geçtiğimiz hafta sinemada geldin aklıma...robert downey jr'a bayılıyorum ve farkettim ki sana acayip benziyor...gülüşleriniz falan neyse film başladı komik bi sahne var ama yerlerdeyim gülmekten, bir anda sen geldin aklıma keşke burda olsaydı beraber gülseydik bu anı yaşamalıydı o da diye düşündüm, gülüşlerim yarım kaldı...deliriyor muyum sence de..bence öyle çünkü artık ruhumun pek sağlıklı olmadığı noter ay pardon doktor tarafından da tasdiklendi, ya da ben büyütüyorum geçecek belki..her zaman olduğu gibi, içimde özgürce yaşadığım bu duygularımı, düşüncelerimi, artık dayanılmaz bir aşk acısına döndüğü anda beton döküp üstünü örtmeye çalışacağım, zihnimin odalarına kilitleyeceğim..bir süre çekileceğim olağan işlere sonra yine dayanamayıp sana geleceğim...bu döngü böylee devam edecek..artık gülüyorum halime..ulen diyorum böyle bir aşk yaşanmış mıdır acaba dünyada, başka bir benzeri de var mı acaba...acıdan ölüyorum ama mutluyum çünkü seni sevmekten vazgeçmiyorum. bunu ben değil kalbim, ruhum devam ettiriyor bana kalsa dünyanın öteki ucuna kaçabildiğim kadar kaçar uzaklaşır unutmaya çalışırım, ki denemedim değil...olmadı..torun sahibi olsam da yine seni sevmeye devam edeceğim bunu artık çok iyi biliyorum...alzheimer olmazsam tabii, bunu da bilmiyorsun ama en az senin kadar benim de şu hayatta en çok korktuğum şey alzheimer..unutmak..o yüzden bu aralar her şeyi tüm yaşadıklarımı, hissettiklerimi, hayatıma giren her kişiyi, dostu, arkadaşı, hatırladığım anılarımı ve bu anı yazmak istiyorum ama zor...bu aralar hayatımı düzene sokmam lazım önce...yola beraber çıktığım insan yolun başındakinden çok farklı bir hale geldi, keşke seninle dertleşebilseydim off...çok bencilim değil mi, hem arkadaşım hem ölümsüz aşkım olmanı istiyorum oysa ikisinin beraber yürümesi genelde çok zordur...yine uykum geliyor, yıllardır üç beş saat uykuya eyvallah diyen ben artık çok fazla uyuyorum ama takmamaya çalışıyorum geçecek çünkü...her şey geçecek...bir sen kalacaksın yine, daimi yerinde, hep benimle....