yıllarca uğraştılar, bir yolsuzluğunu, katakullisini, usulsüzlüğünü, para yemişliğini, bir ihaleye müdahalesini çıkarmak için. ama bulamadılar, 10 kuruşluk bir açığı yoktu çünkü adamın... 40 yıldır siyasetin içinde olmasına rağmen tertemiz bir geçmişe sahipti adam. onlara çok garip geliyordu bu, olamazdı bu kadar, olmalıydı muhakka bir falsosu. ama yoktu işte temizdi adam. hazmedemiyorlardı bu temiz geçmişi, çünkü kendilerinde yolsuzluğundan, rüşvetie, adam kayırmacılığından, ihale takibine kadar her türlü pislik vardı. milyar doları aşan servetler, çoluğa çocuğa alınan gemicikler, eşe dosta peşkeş çekilen televizyon kanalları, birilerinin gösterdiği yabancılara üç otuz paraya satılan memleketin varlıkları... bütün bunları zaten deriiin bir uykuda olan halkıma çok güzel yutturup yollarına devam ettiler çünkü baykal onlar için siyasi bir rakip olamıyordu, evet temiz bir adamdı fakat halk buna itibar etmiyor, bir köpeğe verircesine kapısnın önüne dökülen makarnaya, kömüre bakıyordu. ve baykal'dan en çok "onlar" memnundu.
taa ki asıl meseleye sıra gelene kadar. artık mesele ne seçimdi, ne siyaset, ne de iktidar. mesele türkiye'nin dönüştürülmesiydi ve bunun için başlatılan karşı devrim hareketi artık son aşamasına gelmişti. dış güçler ve içerde bunun için seçilmiş işbirlikçiler tarafından adım adım sona gelinen bu projede son iki engel kalmıştı. biri ordu, biri de chp. ilk ve en güçlü kale olan tsk, ergenekon kumpanyasıyla neredeyse düşürülmek üzereyken, bir adam çıkıp darbeci diye suçlanmayı bile göze alarak, durmadan bunların tekerine çomak sokuyor, bütün art niyetlerini bangır bangır bağırıyordu millete. millet anlamıyordu belki, uyanamıyordu bir türlü uykudan, itibar etmiyordu baykal'a ve chp her girdiği seçimi kaybediyordu ama artık mesele seçim kazanmak filan değildi. zira birilerinin miadı dolmak üzereydi ve kuklacı zaten kuklalarını sandığa kaldırmaya hazırlanmaktaydı. sadece bu sön dönemeçte hiçbir bok beceremese de doğruları çatır çatır söylemeye devam eden bu ayakbağı susturulmalıydı... belli mi olur, belki de bu kez uyanırdı bazıları uykulardan.
ve sonunda yıllar yılı debelenip bir falsosunu bulamadıkları bu adamın sikinden taşağından medet umacak kadar alçaldılar. çünkü tam da bu dönemde işlerini şansa bırakamazlardı. bırakmadılar da... eveeet şimdi baykal'ı da yolladılar evine. son don kişot'da susturuldu ve artık önleri açıldı... şimdi bu araba son hız uçuruma doğru gidiyor ve bunu durdurabilecek tek bir güç var...
eeeeeyyy türk milleti... uyan artık uyan... aç gözünü... yoksa hala makarna mı istiyorsun ha?