sözde modernlerin eşcinsellik konusu ile beraber kolpalarının ortaya çıktığı konudur efendim.
bildiğimiz gibi kemalistler ülkemizde çağdaşlığın yılmaz savunucularıdır.! Ancak gelin görünki geleneksel, köktenci ve pekte mantıklı olmayan bir takım kültürel öğeler modern kıyafetlerle süsledikleri vücutların içinde hala varlığını sürdürmektedir.
türkiye garip bir yer; siyasal çekişmeler ve kutuplaşmalardan olsa gerek çağdaşlık kavramı türkiyede farklı şekilde tanımlanabiliyor ne yazıkki bu kavramlaştırmanın içi boş kalıyor.kutuplaşmalardan ötürü çağdaşlık kavramı kılık kıyafet temeline indirgenmiş durumda. oysa kadın ve kadın hakları denildiği zaman yol buradan çıkmak kadar mantıksız ve boşa olan bir süreç daha yoktur.
kadının özgürlüğü lenin in de dediği gibi onun vücudunu tanıması ile başar yani kendi vücuduna sahip olması , vücudu üzerine kararların abisi, kocası ya da babası tarafından alınmasının bitmesi ile başlar. kendi vücudunun sahibi olabilen kadınlar özgürce çalışabilir, üretebilir, evde çocuk bakan erkeğe bağımlı bir nesne olmaktan uzaklaşabilir. kabul edin ya da etmeyin bu hep böyledir. ataerkil düşüncenin başlangıç noktası erkeğin kadın vücudu üzerine olan hakimiyetidir. Namus kavramı da erkeklerin kadınlar üzerinde egemenliğini kuvvetlendirmeye yarayan bir kavramdır. oysa cinsellikle ilişkili olarak namussuzluk anlamsız bir kavramdır. sevdiği bir erkekle evlilik dışı cinsellik yaşayan kadın namussuz mudur? cinselliği kızlarına , acı verici , ayıp, erkeğin altına yatma, sikme gibi sadece erkeğin tatmin olduğu bir şeymiş gibi anlatarak kızlarımızın namusunu koruyacagını düşünmek midir namuslu davranış?
iin özü çağdaş takılan kemalistler kadın hakları söz konusu olunca kimseye pabuç bırakmazken garip bir çelişki sonucu kaının sosyal konumu ile çok ilgisi olan, kadının cinsel özgürlüğüne içten içe karşı çıkmaktadırlar. bu konuyu ulu orta konuşmaktan kaçınırlar, çünkü belki de bilirler foyalarının ortaya çıkacağını.