küçücüktüm, ufacıktım. basketbolla tek ilgim şu an külüstür olarak tanımlanabilecek sega mega drive'ımdaki nba live 95 oyunumdu. oyundaki takımların güçlerine baktığımda houston ve orlando'nun güçlerinin çok yüksek olduğunu görmüştüm, küçüklük sevdasıyla sırf bu yüzden onlardan birini seçmeye karar vermiştim. şu an hakeem olajuwon başlığına yazdığıma göre tahmin edebileceğiniz gibi seçtiğim takım houston rockets olmuştu.
olajuwon ile ilgili şöyle bir gerçek vardır ki, post-merger diyebileceğimiz aba sonrası nba tarihinin en büyük stat canavarıdır bu adam. şu an geriye dönüp bakıldığında sadece nbatv'deki klasik maçlardan performanslarını gören insanların atlayacağı çok şey vardır kendisiyle ilgili. genel anlamda başardıkları ve istatistikleri zaten daha önce belirtilmiş, o yüzden onlara girmiyorum. ancak bahsedilmeyen bazı şeylere de değinmek lazım.
-- olajuwon, nijerya'da tek hayali futbol oynamak olan bir çocukken geldiği nba'de ilk sezonunda 21 sayı 11 ribaundluk(oha?) bir averaj yakalamış.
-- 87 playofflarında 6. maçta seattle, houston'ı yenerken hakeem'in performansı: 49 sayı, 25 ribaund(oha 2,3,4?) adam resmen tek başına tüm seattle takımıyla kapışmış.
-- kendisi shaq gibi adamların bir anlamda öncüsü olmuştur. "tamam artık bitti bu adam" yorumlarını duyduğu an tüm o yorumları sahiplerine birer birer yedirmiştir. bu hayvansal istatistikleri hem savunmaların çok aktif olmadığı dönemde(89-90 senesinde 25-14-3 ortalama) hem de gereğinden fazla aktif olduğu dönemde(92-95 arası 27-11-4 ve tam 3.9 blok[oha 5?]) yakalaması gerçekten amerikanların deyimiyle jaw-dropping(çene düşürtücü gibi bir deyim yok bildiğim kadarıyla türkçemizde? hadi insanın ağzını açık bırakan diyelim biz buna) bir olaydır.
-- burada müslümanlığından falan bahsedilmiş ama kendisiyle ilgili bilinmeyen(veya hatırlanmak istemeyen diyelim) en önemli özelliği, kariyerinin ilk yıllarında takım arkadaşlarından şikayet edip durmasıdır. kobe ile ilgili 2005-2007 yılları arası söylenenler, jordan ile ilgili 86-89 yılları arası söylenenlerin aynıları olajuwon için de geçerliydi. 91'de kendisinin yaptığı bir açıklama: "all I was saying was, you don't build with these guys. i wasn't criticizing my teammates. i was only saying that it's o.k to have one or two guys[like that], but not a whole team of them. after all, my career's on the line." türkçe meali: "tek demek istediğim, bu adamlarla başarı yakalayabilecek bir takım kuramazsınız. ben takım arkadaşlarımı eleştirmiyordum. demek istediğim bu tarz adamlardan bir iki tanesi takım içinde kabul edilebilir, ama takımın tamamı böyle adamlardan kurulmamalı. sonuçta ortada benim kariyerim var" gerçekten hiç eleştirmemiş takım arkadaşlarını(burada ironi var)..
-- kendisini son 30 yılın belki de en önemli uzunu yapan olay ise, döneminde karşısına çıkan tüm diğe "kaliteli" uzunları parkelerin dibine gömmüş olmasıdır. kimler çıktı karşısına? karl malone, charles barkley, david robinson, shaq.. hakeem hepsini matchup bazında resmen sinek gibi ezdi. özellikle 94 mvp'sini alan david robinson'ın mvp'yi aldığı maçta hakeem tarafından resmen tecavüze uğraması nba tarihinin en trajikomik olaylarından biridir(nowitzki'nin 2007 mvp'sini aldıktan hemen sonra stephen jackson kaptanlığındaki golden state tarafından tecavüze uğraması bu konuda başı çeker).
-- hücumda yaptığı hareketler için ekstra bir playbook yazılmalı. pota altında kullandığı o kadar çok hareket vardı ki, onu savunanların hepsi(shaq dahil) ya bir zamandan sonra sıkılıp savunmayı bırakıyordu, ya da 6 faul alıp oyun dışı kalıyordu(bu noktayı biraz daha açmak gerekirse, 94 finallerinin ilk maçında shaq maç boyunca hücumda müthiş oynamasına rağmen maçın en önemli anlarında bir pota altı savaşında dream taarruzuna maruz kalır ve 6 faulle oyun dışı kalır. sonuç? son saniyede maçın en önemli ribaundunu kaçan topu içeri tipleyerek almış sayılan hakeem, takımına oldukça duygusal bir galibiyet kazandırır ve 4-0lık hezimetin önünü açar.)
-- ve son olarak.. tarihin en "sihirli" şampiyonluğunun baş aktörüydü hakeem. o ünlü 95 şampiyonluğu.. bir takım hayal edin ki, playofflara 6. sıradan girsin, tüm playofflar boyunca hiç ev sahibi avantajına sahip olmasın, iki tane deplasmanda 7. maç oynasın(hem de pheonix ve utah gibi contender takımlara karşı) ve bu maçları kazanarak finalde ewing'li knicks'i tam anlamıyla ezerek şampiyonluğa ulaşsın. böyle bir olayı bir daha görebilir miyiz? hiç sanmıyorum.
ezcümle: belki yeni bir jordan görebiliriz(oyun tarzı bakımından. kobe, wade, carter gibi adamlar benziyorlar zaten. kişisel özelliklere girmiyorum), ne bileyim yeni bir magic görebiliriz(lebron andırmıyor değil, d'antoni sisteminde showtime lakers tarzı bir hücumla magic'in tüm paslarını atabilecek görüşe sahip bir adam) ama asla, asla yeni bir hakeem olajuwon göremeyiz. tek hayali futbol oynamak olan nijeryalı bir dev adamın amerikanların egemen olduğu bir lige diktiği bayrağın temsilidir bu adam.