Yakın zamana kadar Türk' ün koynunda beslenerek büyümüş olan hain ve nankör bir insan türü.
Ana gıda maddeleri Türk buğdayından yapılmış ve bu vatanın malı sayılan Türk ekmeğidir. Orhun anıtlarında yazdığı üzere Türk ekmeği numuneliktir, parayla satılmaz. Dolayısıyla tıpkı Sırplar, Araplar, Kürtler, Rumlar gibi Ermeniler de ekmek elden su gölden yaşamışlar, koynumuzda beslenmişlerdir ve zamanı gelince de ekmeğini yedikleri vatana ihanet etmişlerdir.
Zira herhangi bir vatandaki ekmek üretimi, hâkim ideolojinin sesi olan grupların tekelindedir ve muhalefete iyilik olsun diye bedavadan verilir ki, muhalefet azıtırsa yapılan ihanet daha rahatça anlaşılsın.
Ben de mesela ırkçılığa ve köleliğe karşı olduğum için, missisipi deki pamuk tarlalarımda ermeni çalıştırmayı yeğlemiştim. Beş kuruş karşılık almadan adamlara o vatanın ekmeğini verdim, şişko amerikan kadınlarının koyunlarında besledim, oraya da ihanet ettiler.
Tokat attıkları yanağın diğerini çevirseniz, bu sefer de oradaki gözü oyarlar. Oymacılıkta da neden usta oldukları belli.
En büyük ihracatları diasporadır, lobisiyle meşhurdur. Onlar Türkiye de ekmek yememiş olmalarına rağmen, atalarını bir güvercin misali beslemiş atalarımıza uzaktan uzaktan ihanet ederler.
Çok çirkindirler. Sırf ekmekle olmaz tabii, davul gibi şişersin, zeytinyağı lazım biraz, balık lazım batı tarafından. Ama biz diyetlerini tam yerine oturtamadan hemen ihanet ettiler. Etmeselerdi onları kuş sütüyle besleyecektik, rakı sofraları kuracaktık.