2 hafta önce bazı gazetelere biletleri kulüp alacak diye haberler çıkmıştı fakat çok fazla dikkat çekmemişti. maç haftasına girdiğimiz saatler itibariyle bir biletler için tamamen bir kaos yaşanıyordu. herkes bilet arıyor, araştırıyor fakat bir türlü bulamıyordu. biletleri kulübümüzün istediğine dair bir haber aldık. bu yüzden bir ara acaba truva yapsak mı muhabbetleri bile döndü ama taaki kocaelispor valiliği, emniyeti, savcılığı ve benzeri mercilerine faxlar çekene kadar. bu süreçten sonra önce kocaeli'de biletler satıldı ve daha sonra hodri meydan liderleriyle yapmış olduğumuz görüşmeler ve herşeyden önemlisi kazandığımız dostluk bu oyunu bozmaya yetmişti. düşünsenize bir taraftar grubu kalkıyor ve başkanına "ya biz ya da onlar" diyor ve biletleri hak edenlere yani taraftara gitmesi için kendi başkanına rest çekiyor. üstelik bunu yapan senin rakibin. rakibin gözünde 1 kişi eksik olsan bile rakibine göre bu bir kardır. hani diyoruz ya "sensiz bir kişi eksiğiz" diye. bu eksiklik sana zarar, rakibine kardır.
tüm bunlara rağmen hodri meydan grubu liderleri başta haluk ve özgür olmak üzere tüm kocaelispor hodri meydan grubu üyesi dostlarımızın "tribünler taraftarındır" diyen bu duruşları bizleri hem duygulandırmış hem de mahçup etmiştir. böylesine bir duruş bizi çok şaşırttı ve duyan herkes helal olsun demekten kendini alamadı. gerçekten helal olsun. düşünsenize camianızın önde gelenleri tarafından dışlanıyorsunuz ama rakibiniz size haklı davanızda destek oluyor hem de kendi başkanına rest çekerek. ayrıca şöyle bir durumda var. 755 olan kapasite hodri meydan'ın girişimiyle 1.200 adete yükseltiliyordu. takdire şayan ötesi bir durum bu bize göre. tekrar tekrar teşekkürler hodri meydan. bu dostluk hiç bitmez inşallah. sizleri aynı şekilde istanbul'da misafir etmek ve ağırlamak bizler için şereftir. çarşamba günü başlayan bilet temini maç saatine kadar sürdü ve istanbul'dan 500'den fazla gfb üyesi ve kfy, ck, unifeb, grup lacivert ve feder üyeleri kocaeli'ne hareket etmek için saat 11 sularından itibaren kadıköy ve çevresinde toplanmaya başladılar. hareket saati 15.00, yer kadıköy salı pazarı'ydı. uzun bir zaman sonra 20 otobüse yakın bir taraftar ordusu takımına destek olmak için hazır kıtaydı. herkes sarı laciverte bürünmüş, hareket saatini gelmesi için sabırsızlanıyordu.
kolay değil beklemek, uzun bir aradan sonra böyle kalabalık deplasman yapmaya hangi tribüncünün içi kıpır kıpır etmez ki? hareket öncesi sefa ağabeyimiz salı pazarı içerisinde yer alan halı saha'nın orada günün anlam ve önemini belirten bir konuşma yaptı. öncelikle kardeşlerinin anlayacağı dilden, hafif tatlı sert bir konuşmayla maça bizi zor duruma sokacak şeylerden getiren varsa o getirdiklerini çöpe atsın dedi. daha sonra hiç kimsenin kimseye tribünde "bağırın lan" dememesini, "küfür" etmemesini ve herkesin birbirine saygı göstermesi konusunda dikkatli olmasını anlattı. bu konunun ardından herkes kardeştir, hep beraber gideceğiz ve hep beraber döneceğiz. indiğimiz zaman stadyuma "aşkınla olduk derbeder" bestesiyle yürüyeceğimizi, kocaeli'ne geldiğimiz zaman yapılacak olan olası tacizlere karşı kimsenin tepki vermemesi gerektiğini, hodri meydan'la dost olduğumuzu ve onlarında olay çıkmaması konusunda titiz davranacağı bizlere belirtti. ayrıca herkesin maç boyunca takıma destek olması gerektiğini belirtti. bu konuşmalarının ardından herkes onun lehine tezahürat yapmaya başladı ve akabinde yaşanan yarım saatlik sürecin ardından 15.30 gibi otobüslere binerek 20 otobüs kocaeli'ne doğru hareket ettik. izmit'li kardeşlerimizde bu konvaya katılarak bizlere destek verdi. böylesine bir deplasman olurda elebaşları olmaz mı?=)
yolun kısa olması sebebiyle deplasman yolculuğu keyfi pek uzun sürmedi. kuruçeşme gişelerden içeri girilecek denilmesine rağmen acemi otobüs şöförleri maalesef körfez-derince gişelerden şehire merhaba diyerek stadyuma biraz daha geç gitmemize sebebiyet verdi. yapılan aramalar ve kontrollerden sonra eskort eşliğinde derince üzerinden stada doğru hareket ettik. saat 16.30 sularıydı. stadyuma vardığımız vakit münferit hareket eden pek fazla kişi göremedik. sadece ankara'daki elebaşları ve anadolu'da yer alan kandırılmış gençlerden oluşan topluluk vardı. onlarla selamlaştık, hal-hatır ve tıkınma muhabbetlerinden sonra herkes yavaş yavaş tribüne doğru yönelmeye başladı. bir hatırlatmada kocaeli'de faaliyet gösteren temsilciliğimiz için bu maç çok uğraştılar, mücadele ettiler ve tribün için birşeyler yapmaya çalıştılar. kendilerine bu satır aralarından bir kez daha teşekkür ediyoruz. gerçek bir ev sahibiydiler. bunun dışında maça organizasyon düzenleyen uşak, kütahya, edirne, yalova, zonguldak, sakarya ve kayseri temsilciliklerimiz takımımıza var güçleriyle destek olmaya çalıştılar. pankart yasağı var diye bildiğimiz kocaeli'de tribünün her tarafı pankartlarla donatıldı. bunlardan en anlamlısı şüphesiz peşindeyiz yazan pankarttı.
birde kocaelili kardeşlerimiz sefa reis yazan bir pankart yapmışlardı. sözleri oldukça anlamlı ve güzel olan bu pankart stadyum dışında, maç öncesi ve sonrası sık sık açıldı. davullarımız maalesef içeri alınmadı. davulun olmaması maalesef tribünlere ölü toprağı serpti hele birde erken diyebileceğimiz bir zaman içerisinde gol yediğimiz için maalesef bu sorun 40. dakikaya kadar kendini gösterdi ve gelen davullar ile tribünlerimiz hareketlendi. geride kalan 40 dakika içerisinde destek vardı ama çok etkili değildi. tribün susmadı fakat davul sorunu yüzünden tam bir performans gösteremedi. tribünde maç öncesi yine haklı davamızı ve duruşumuzu göstermek adına tüm gruplarımızın katıldığı protestolar gerçekleştirildi. maç öncesi ısınmak için sahaya çıkan tribünleri "fener-körfez elele" şeklinde davet ettik ama maalesef bu davete icabet eden olmadı. daha sonra hodri meydan'a hitaben "teşekkürler körfez" tezahüratı yaptık. fenerbahçemizi tribünlere çağırdık. isınmak için sahaya çıkan takımlar soyunma odalarına geri dönerken bizde artık yavaş yavaş maça konsantre olmaya çalışıyorduk. fenerbahçemiz sahaya çıktığında tribünler hareketlenmişti.
istiklal marşımızın ardından bölücü örgütün hak ettiği şekilde kulakları çınlatıldı. maçı pek izleyemedik ama takip ettiğimiz kadarıyla fenerbahçemiz verilen 2 haftalık arada istenen seviyeye maalesef ulaşamamış. sakatlıklar, teknik, fizik, taktik, futbolcular, teknik direktör, v.s sorun nerede ve neden kaynaklanıyor bilinmez ama bu gidişat maalesef iyi değil. 1-0 geriye düş, bu durum yarım saatten fazla sürsün, galibiyeti yakala, 10 dakika sonra gol ye ve son dakikada gelen golle maçı al. bu zamanda maçı almaktan başka çaremiz yok bunu başardık ama bu fenerbahçe yetersiz. yani konulan hedeflere ulaşacak bir fenerbahçe yok. yoksa fenerbahçe her zaman bizim fenerbahçemiz. öyle ya da böyle seviyoruz ama herkes bizim gibi düşünmeye bilir. velhasıl kelam son dakikada gelen golün semih'ten gelmesi ayrı bir sevinç kaynağıydı. ne de olsa genç fenerli semih'ti o. biten maçın ardından kocaelispor taraftarının isyanı vardı. maçın bitiş düdüğüyle futbolcularımız tribünlere koştular ve taraftarıyla bütünleşmek adına önce formalarını attılar ama roberto carlos forma yerine kramponlarını atmayı tercih ederek bizleri şaşırttı. amigo nuri ile geçen bekleme süreci daha sonra çevik kuvvet ile devam etti. karşılıklı sarı lacivert olayına sadece amir sarı diyerek ne kadar sıkı bir fenerbahçeli olduğunu gösterdi. bunun ardından makaranın dozu kaçtı ve açılan kapılarla birlikte otobüsler doldu.
hodri meydan liderleri bizleri yolcu ettiler ve otobana doğru süzülerek istanbul'un yolunu tuttuk. yolculuk sırasında taşlama muhabbetleri oldu. camlarımız kırıldı ama bunu bütün kocaeli camiasına mal etmek doğru olmazdı. onların bu konuda olan titizliğini ve duruşlarını bildiğimiz için kocaelispor taraftarını değil yapanları allah'a havale ediyoruz. atılan taşlardan birisi otobüsün ön camını patlatarak önde oturan yaşı ufak bir kardeşimizin yaralanmasına sebebiyet verdi. yine aynı sebepten dolayı bir kardeşimiz ayağından yaralandı. dönüş yolunda galibiyet sevincimize gölge düşüren bu olayları saymazsak deplasman oldukça hareketli, neşeli ve güzel geçti diyebiliriz. istanbul'a döndüğümüzde saat 00.00 sularıydı. bu maç çoktan unutulmuş ve gözler salı'ya çevrilmişti. hakkımızda hayırlısı.. eskişehir'de görüşürüz.
--spoiler--